İçeriğe atla

Leylâ Vü Mecnûn 2401-2500

Boyut

Kurban sana özge nâzenînler

İdrâküne yüz min âferînler


Kimse çü sana vefâda yetmez

Cânın sana kimse verse yetmez


Ma‘şûk idün ey büt-i vefâ-dâr

Âşıklığunı hem etdün izhâr


Âşık der imiş mana halâyık

Görmen muna hem özümi lâyık


Men nâkısem ey harîf-i kâbil

Sensen reh-i aşk içinde kâmil


Tahsîn ki yegâne-i zamânsen

Cân vermek olur sana ki cânsen


Her şûhda ger olaydı bu tavr

Sen olmaz idün yegâne-i devr


Ger gayre bu hâl olaydı makdûr

Sen olmaz idün cihâna meşhûr


Yâd eylemeğünden olmışem şâd

Sen şâd olasen hemîşe men yâd


Ha beyle men-i hazîni şâd et

Geh gâh terahhum eyle yâd et


Ey serv-i semen-ber ü gül-endâm

Târâc-ı metâ-‘ı sabr u ârâm


Ey husrev-i kişver-i melâhat

Mehtâb-ı şeb-i neşât ü râhat


Çün bendeye rahmet eyler oldun

İzhâr-ı mahabbet eyler oldun


Min-ba‘d tarîk-ı mihr dutgıl

Evvelki tarîkunı unutgıl


Koyma çıha hasret ile cânum

Hadden üte nâle vü figânum


Meyl-i men-i zâr ü bî-karâr et

Gâhî bu yanaya bir güzâr et


Hem-derdüm isen menümle yâr ol

Hem-derdliğün yoh ise var ol


Sen eyle mukîm-i mesned-i nâz

Men beyle belâ vü derde dem-sâz


Sen mahfil-i ayş kâm-kârı

Men gûşe-i derd dil-figârı


Aşk içre beğüm revâ mıdur bu

Râh u reviş-i vefâ mıdur bu


Ger doğrı ise vefâda lâfun

Menden ne içündür inhirâfun


Gel ref‘ edelüm gam-ı fırâkı

Yanduralum oda iştiyâkı


Olsun dün ü gün menümle seyrün

Çün men senünem sen olma gayrün


V’er İbni Selâm mâni‘ olsa

Sedd-i reh-i vasl vâki‘ olsa


Bildür kılayın siyâh bahtın

Bir âh ile târümâr tahtın


Çün râz-ı dilin düketdi ol zâr

Zeyd eyledi azm-i kûy-ı dildâr


Pervâne sözin deyüp çerâğa

Bülbül haberin yetürdi bâğa


Bu İbn-i Selâmün keyfiyyet-i vefâtıdur ve Leylînün ol belâdan necâtıdur


Sâkî feleğün gör inkılâbın

Göster kadeh içre mey habâbın


Mey âyîne-i cihân-nümâdur

Haki zer eden bu kimyâdur


Bu fâide bes değül mi andan

Kim fârig eder gam-ı cihândan


Bir hâb ü hayâl imiş bu âlem

Bu hâb ü hayâle olma hurrem


Ahvâl-i zemâne münkalibdür

Andan hıred ehli müctenibdür


Gam mâtemin eyleyende bünyâd

Neyyâha bu nev‘ çekdi feryâd


Kim İbni Selâmı etdi gerdûn

Âmâc-ı hadeng-i âh-ı Mecnûn


Ol seddi götürmeğe aradan

Eşk oldı revân iki yanadan


Ol nev-res-i nâ-tüvân demâdem

Şevk ile çekerdi mihnet ü gâm


Hasret elemi yaman elemdür

Gam bedraka-i reh-i ademdür


Derd ü gam-ı hasret-i nihânî

Serv-i kadin etdi hîzrânî


Yüz urdı bozılmağa tılısmı

Bir gâyete yetdi za‘f-ı cismi


Kim peykeri nakş-ı bister oldı

Ra‘na kadi bister ister oldı


Gün günden olup harâb hâli

Kalmadı sağalmak ihtimâli


Derdine devâ bulınmaz oldı

Rencine şifâ bulınmaz oldı


Endîşe-i ömri oldı bâtıl

Cân verdi vü oldı Hakka vâsıl


Kimdür ki gelüp cihâna getmez

Kim kâmil olur zevâle yetmez


Budur reh ü resmi rûzgârun

Kim ola hazânı her bahârun


Leylîni getürmeğe figâna

Ol vâkıa oldı bir behâne


Mâtem dutup etdi ol giriftâr

Dırnağı ile yüzini efgâr


Çâk etdi ferâğat ile câme

Fâş etdi figânı hâs ü âma


Yandurdı evin kopardı tahtın

Târâc-ı fenâya verdi rahtın


Gîsû-yı muanber etdi ber-bâd

Eflâke yetürdi âh u feryâd


Gerdûn kimi rahtı nîle urdı

Âteş kimi başa kül savurdı


Derler bu idi Arabda âdet

Kim er eğer ölse kalsa avret


Bir yıl iki yıl dutardı mâtem

Feryâd ü figân edüp demâdem


Hoş geldi bu âdet ol nigâra

Feryâd ü figâna buldı çâre


Mâtem-kede eyledi makâmın

Matemde geçürdi subh u şâmın


Bir niçe gün anda ağlayup zâr

Hem ata evine döndi nâ-çâr


Ammâ dün ü gün figân ederdi

Hûn-âb-ı ciğer revân ederdi


Feryâda gelende gâh u bî-gâh

Öz gönlinde der idi ol mâh


Kim İbn-i Selâma rahmet-i Hak

Aşkum revişine verdi revnak


Ref‘ eyledi perde-i müdârâ

Pinhân gamum etdi âşikârâ


Ol vâkıadan olup haberdâr

Dutdı reh-i deşt Zeyd-i gam-hâr


Gördi ki şikeste-hâl Mecnûn

Durmış ded ü dâm içinde mahzûn


Çün verdi selâm ü kıldı i‘lâm

Kim İbni Selâma n’etdi eyyâm


Verdi bu kaziyyeden bişâret

Kim kıldı muârızun hasâret


Dehr İbni Selâmı kıldı pâ-mâl

Leylî öz evine döndi hoş-hâl


Mecnûn çeküp âh kıldı nâle

Efgân edüp ağladı bu hâle


Hayretlere düşdi Zeyd-i gâfil

Bu hâlet ana görindi müşkil


Kim fevt-i rakîb eşitse âşık

Gülmek gerek ağlamak ne lâyık


Tahkîk-i beyân-ı hâl kıldı

Ol vâkıadan suâl kıldı


Mecnûn dedi ey vefâlu yârum

Yohdur mı bu yolda neng ü ârum


Cânâneye cân veren yetüpdür

Cân vermeyen arada itüpdür


Ol dûstuma değüldi düşmen

Hem ol ana âşık idi hem men


Ol cânını verdi vâsıl oldı

Öz mertebesinde kâmil oldı


Naksum menüm ermedi kemâle

Ayb eyleme ağlasam bu hâle


Bu gazel Mecnûn dilindendür


Âşık oldur kim kılur cânın fedâ cânânına

Meyl-i cânân etmesün her kim ki kıymaz cânına


Cânını cânâna vermekdür kemâli âşıkun

Vermeyen cân i‘tirâf etmek gerek noksânına


Vasl eyyâmı verüp cânâna cân râhat bulan

Yeğdür andan kim salur cânın gam-ı hicrânına


Aşk resmin âşık öğrenmek gerek pervâneden

Kim köyer gördükde şem‘ün âteş-i sûzânına


Fânî ol aşk içre kim benzer fenâsı âşıkun

Feyz-i câvîd ile Hızrun çeşme-i hayvânına


Aşk derdinün devâsı terk-i cân etmekdedür

Terk-i cân derler bu derdün mu‘teber dermânına


Hîç kim cânân içün cân vermeğe lâf etmesün

Kim gelüpdür bu sıfat ancak Fuzûlî şânına


Bu Leylînün İbn-i Selâmdan sonra mâcerâsıdur ve Zâviye-i mihnetde vâki‘ olan belâsıdur


Çün ata evine döndü Leylî

Efgâna olup hemîşe meyli


Dutmışdı tarîk-i ehl-i mâtem

Tecdîd-i azâ kılup demâdem


Her handa bilürdi var bir zâr

Endûh-i musîbete giriftâr


Cem‘ edüp olurdı encümen-sâz

Eylerdi sürûd-ı nevha âğâz


Ger İbni Selâm idi behâne

Mecnûn idi bâis ol figâna


Ağzında idi bir özge zikri

Gönlinde idi bir özge fikri


İzhâr kılurdı özge adın

Pinhânî ederdi özge yâdın


Bu reng ile dâim ol perî-zâd

Eylerdi ferâğat ile feryâd


Sûz-i diline getürmeyüp tâb

Bir gece dağıldı yâr u ashâb


Ancak ana şem‘ kaldı hem-dem

Söndürdi bir âh ile anı hem


Ya‘ni ne revâ şeb-i siyâhum

Şem‘ isteye gayr-ı berk-i âhum


Tenhâ kalup etdi nâle vü zâr

Derd ü gama kıldı aczin izhâr


K’ey derd ü gam-ı zemâne bi’llâh

Olman bu gece menümle hem-râh


Tenhâlığ ile men eyledüm hû

Siz özge musâhibe dutun rû


Gördi gam u derde yoh nihâyet

Kıldı şeb-i tîreden şikâyet


K’ey baht-ı siyâhumun nazîri

Âşüfte kılan men-i esîri


Evvel yoh idi senün karârun

Seyr ile geçerdi rûzgârun


Hâlâ ne içün karâr edüpsen

Terk-i reviş ihtiyâr edüpsen


Bir menzile mi özün yetürdün

Yâ zulmet içinde yol itürdün