İçeriğe atla

Leylâ Vü Mecnûn 2601-2700

Boyut

Geh dağdağa-i tabîb gördüm

Geh sa‘y ile Ka‘beye yöğürdüm


Açılmadı hîç bâbdan bâb

Tedbîrüme âciz oldı ahbâb


Geh Nevfele eyledüm tazarru‘

Feyzinde bulınmadı temettu‘


Geh İbni Selâma yâr olup yâr

Verdi men-i mübtelâya âzâr


Geh Zeyd peyâmına inandum

Her va‘de ki verdi doğru sandum


Ümmîd ile ömrüm oldı zâyi‘

Hâlüm tebeh etdi zaf-ı tâli‘


El-kıssa vücûdum oldı berbâd

Bir lahza felekten olmadum şâd


Gönline kılup firâk te’sîr

Bir turfe gazel hem etdi takrîr


Bu gazel Mecnûn dilindendür


Âh kim bir dem felek re’yümce devrân etmedi

Vasl dermâniyle def’-i derd-i hicrân etmedi


Yârdan min derd-i dil çekdüm bu hem bir derd kim

Bildi min derd-i dilüm bir derde dermân etmedi


Vâdi-i gurbetde cân verdüm meni ol şâh-ı hüsn

Bir gece hân-ı visâli üzre mihmân etmedi


Dûstlar çâk-i girîbânum görüp ayb eylemen

Ol güli kim gördi kim çâk-i girîban etmedi


Fakr mülkin dut ger istersen kemâl-i saltanat

Kim bu mülkün fethini fağfûr ü hâkân etmedi


Tîğ-i bî-dâd ile her dem kanumı tökmek nedür

Ey felek her kim dem urdı aşkdan kan etmedi


Ahd ü peymân etdi yârum kim sana yârem velî

Yârlığ vakti sanursen ahd ü peymân etmedi


Akl meydânını zindân-ı belâ bilmez henüz

Kim ki bir müddet cünûn mülkini seyrân etmedi


Sırr-ı aşkın etmedi ancak Fuzûlî âşikâr

Bu mubârek işi her kim etdi pinhân etmedi


Bu Leylînün Mecnûndan haberdâr olduğıdur ve Metâ'-ı vaslına nakd-i cân ile hırîdâr olduğıdur


Çün bildi kim olduğını Leylî

Ruhsârına ahdı eşk seyli


Giryân dedi ey gözüm çerâğı

Vahşîlere el menümle yağı


Sen men dedüğüm habîb imişsen

Derd-i dilüme tabîb imişsen


Sensen dün ü gün dilümde zikrüm

Gönlümde olan hayâl ü fikrüm


Ger tanıyabilmedüm revâdur

Mestem men ü mest işi hatâdur


Kimse ki özinden ola gâfil

Bir özgeni bilmeğe ne kâbil


Ol dem ki dimağa yetdi bûyun

Göz gördi şu‘â’-ı mâh-ı rûyun


Cân bî-haber oldı akl şeydâ

Ten kıldı min ıztırâb peydâ


Deryâ-yı tehayyüre olup gark

Ağyârdan etmedüm seni fark


Ma‘zûr dut ey sanem bu hâlüm

Ta‘n eyleme verme infiâlüm


Sensüz men idüm şikeste-hâtır

Yüz şükr sana yetişdüm âhir


Gül-zâr-ı ümîdüm oldı sîr-âb

Yâ Rab bu hayâldür mi yâ hâb


Ayş ü tarabum çerâğı yandı

Bahtum yuhudan meğer uyandı


Ey dil ki ederdün âh ü nâle

Dâim nigerân olup visâle


Ha devlet-i vasl u zevk-i dildâr

Bi’llâh dahi etme nâle-i zâr


Ey dîde töküp sirişk-i gül-gûn

Her dem der idün ki hanı Mecnûn


Manzûrûn olupdur ol semen-ber

Kıl makdemine nisâr gevher


Ey cân ki çekerdün intizârı

Görmek dileyüp hemîşe yârı


Yetdün ana gel çıh imdi tenden

Get yâra kes ihtilâtı menden


Derdini der iken ol perî-zâd

Sûz ile bu şi‘ri etdi bünyâd


Bu gazel Leylî dilindendür


Açmadı gönlüm felek tâ bağrumı kan etmedi

Kalmadı hurrem meni tâ zâr ü giryân etmedi


Kılmadın yüz pâre bî-dâd ile pür-hûn gönlümi

Bu çemende gül kimi bir lahza handân etmedi


Şükr kim verdi felek kâmum menüm nevmîd edüp

Şîve-i mihr ü mahabbetden peşîmân etmedi


Derd yohdur kimsede yohsa tabîb-i feyz-i aşk

Kimde gördi derd kim ol derde dermân etmedi


Sabr yohdur merdüm-i âlemde yohsa rûzgâr

Hansı müşkil işi tedric ile âsân etmedi


Dutdı seyl-i âb-ı çeşmüm yer yüzin ammâ hoşem

Kim binâsın sabrumun ol seyl vîrân etmedi


Aşk sevdâsında sûd ettüm metâ‘-ı vasl-ı dûst

Ey Fuzûlî cân veren cânâna noksân etmedi


Bu Mecnûnun nihâyet-i hayretidür ve Leylîden istiğna vü gafletidür


Mecnûn dedi ay mana açan râz

Lutf ile kılan meni ser-efrâz


Kimsen mana zâhir eyle adun

Bu bâdiyede nedür murâdun


Cân tâzelenür fesâhatünden

Bu lehce-i pür-melâhatünden


Hulkı hoş ü lafzı cân-fezâsen

Beyle görinür ki âşinâsen


Bi’llâh ne diyârdan gelürsen

Ne râh-güzârdan gelürsen


Ger lâle isen ne dağdansen

V’er sûsen isen ne bağdansen


Şîrin şîrin tekellümün var

Hâl-i dilüme terahhumun var


Bîgâneden ummazem bu hâli

Bir ülfetden değül bu hâlî


Bîhûde değül bu gönlüm almak

Gelmek başum üzre sâye salmak


Akl olsa idi menümle hem-râh

Ahvâlünden olurdum âgâh


Gam gönlümi etmeseydi bî-tâb

Göz perdesi olmasaydı hûn-âb


Gaflet halelinden ayrılurdım

Elbette kim olduğun bilürdüm


Çün mende yoh ihtimâl-i idrâk

Sen söyle özün ki kimsen ey pâk


Bu gazel Mecnûn dilindendür


Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedür

Men kimem sâkî olan kimdür mey-i sahbâ nedür


Gerçi cânândan dil-i şeydâ içün kâm isterem

Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dil-i şeydâ nedür


Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visâl

Âşıka ma‘şûkdan her dem bu istiğnâ nedür


Hikmet-i dünyâ vü mâ-fîhâ bilen ârif değül

Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâ-fîhâ nedür


Âh u feryâdun Fuzûlî incidüpdür âlemi

Ger belâ-yı aşk ile hoşnûd isen gavgâ nedür


Tamâmî-i sühan


Leylî dedi ey karîne-i rûh

Kâm-ı dil-i mübtelâ-yı mecrûh


Müjde ki zemâne verdi kâmun

Doldı mey-i işret il câmun


Müjde ki müyesser oldı maksûd

Sevdâ ile âhir eyledün sûd


Müjde ki murâdun oldı hâsıl

Maksûda seni Hak etdi vâsıl


Leylî menem ârzû-yı cânun

Kâm-ı dil-i zâr-ı nâ-tüvânun


Müştâk-ı cemâl idün hemîşe

Muhtâc-ı visâl idün hemîşe


Hâlâ ki müyesser oldı dîdâr

Taksîr ü teallül etme zinhâr


Gör devlet-i vaslumı ganîmet

Gel yanuma kılma fevt-i fursat


Dil nezr-i visâl-i kâmetündür

V’er cânum ise emânetündür


Çün düşdi mecâlün etme ihmâl

Gel nezrüni dut emânetün al


Ger haste isen menem tabîbün

V’er âşık isen menem habîbün


Gel bezm-i visâle mahrem olgıl

Bir lahza menümle hem-dem olgıl


Ver nergise lâle ile revnak

Reyhân-ı ter ile zîb-i zanbak


Fîrûzeni et karîn-i yâkût

Kıl tûtiye kand-i nâbdan kût


Peyvend-i gül eyle ergavânı

Hızra yetür âb-ı zindegânî


V’er âşık-ı mübtelâ değülsen

Mecrûh-ı gam u belâ değülsen


Taklîd ile gösterüp alâmet

Kılma özüni meni melâmet


Bir akl ü firâset eyle peydâ

Ancak bizi etme halka rüsvâ


Ey gül bu ana değül midür neng

Kim olmayasen menümle hem-reng


Men arz edem âftâb-ı ruhsâr

Sen kılmayasen harâret izhâr


Men câm dutam deyem ki gel al

Sen durmayasen ayağa fi’l-hâl


Çoh tecribe kılmışem olur az

Ma‘şûkına âşık eylemek nâz


İzhâr cemâlin eylemek gül

Bülbül görüp eylemek tegâfül


Takrîb ile ol büt-i dil-ârâ

Bir turfe gazel hem etdi inşâ


Bu gazel Leylî dilindendür


Ey kılan şeydâ meni menden bu istiğnâ nedür

Nişe sormazsen ki ahvâl-i dil-i şeydâ nedür


Ger mana halk içre pervâ kılmasan ma‘zûrsen

Bu ki tenhâlığda kılmazsen mana pervâ nedür


Sehldür gel bilmeyüp hâlüm terahhum kılmasam

Hâlümi bilmek tegâfül eylemek amdâ nedür


Gül temennâsında derler bülbülün gavgâların

Çün güli gördükde kılmaz meyl bu gavgâ nedür


Ol perî mutlak men-i rüsvâya kılmaz iltifât

Ey Fuzûlî bilmezem cürm-i men-i rüsvâ nedür


Bu Leylîye Mecnûnun istiğnâsıdur ve İsbât-ı safâ-yı imlâsıdur


Mecnûn dedi ey büt-i perî-veş

Hâşâk-i zaîfe urma âteş


Yandurmağuma yeter hayâlün

Yohdur mana tâkat-i visâlün


Zinhâr getürme ey semen-ber

Âyîne-i ârızun berâber


Bir zerreye kim vücûd yohdur

Âyîneden ana sûd yohdur


Ol gün ki gözümde var idi nûr

Gözden yüzini yaşurdun ey hûr


Hâlâ ki nezâren oldı müşkil

Durmak ne içün mana mukâbil


Aşk etdi binâ-yı vaslı muhkem

Ma‘nîde meni senünle hem-dem


Ref‘ oldı bu i‘tibâr-ı sûret

Hâşâ ki olam şikâr-ı sûret


Lezzet ruh-i yâr-ı dil-sitândan

Cândur bulan ey dirîğ cândan