İçeriğe atla

Leylâ Vü Mecnûn 1501-1600

Boyut

K’ey tâife-i bülend-pâye

Bî-gâneliğ etmen âşinâya


Edüp meni iltifâta memnûn

Leylîni edün refîk-i Mecnûn


Ol lâle ise bu nesterendür

Şimşâd ise ol bu nârvendür


Ol muna bu anadur sezâ-vâr

Ey ehl-i garaz nedür bu âzâr


Kâm olsa nizâsuz müyesser

Ha genc-i dür ü hizâne-i zer


V’er olsa bu hayr işde te’hîr

Ha ta‘n-ı sinân ü darb-ı şemşîr


Ol kavme çü rûşen oldı ahvâl

Oldı bu cevâb olardan irsâl


Kim bizde cünûn ilâcı yohdur

Divâneler ihtiyâcı yohdur


Genc ü zere eyleme tefâhur

Besdür bize gencümüzdeki dür


Lâf ile kılıçdan urmagıl dem

Kim var kılıcumuz bizüm hem


Bu Nevfel’ün Leylî haşemiyle rezm etdüğidür ve Rezmde mağlûb olup sulha azm etdüğidür


Nevfel ki eşitdi ol cevâbı

Terk eyledi şâhed ü şarâbı


Cem‘ etdi sipâh-ı bî-nihâyet

Çaldurdı nefîr ü çekdi râyet


Ol kavm hem oldılar haberdâr

Cem‘ eylediler sipâh-ı hûn-hâr


Ref‘ oldı iki tarafdan âzerm

Hengâme-i rezmi etdiler germ


Bir subh ki kıldı husrev-i Rûm

Şâm ehline Hind fethini şûm


Seyyâreden aldı mihr meydân

Saldı kılıç u getürdi kalhan


Gün hançeri oldı âşikâre

Gerdûn zırıhını etdi pâre


Satranc-sıfat ol iki leşker

Birbirine durdılar berâber


Geh nîze kılurdı cân-sitânlığ

Geh nâvek ederdi hûn-feşânlığ


Ol benzer idi kad-i nigâra

Bu gamze-i dil-firîb-i yâra


Eylerdi zebân-ı ta‘n-ı şemşîr

Ahvâl-i adem vücûda takrîr


Ahvâline halkun ağlayup zâr

Çeşm-i zırıh olmış idi hûn-bâr


Gürz ile olurdı hurd her sû

Cevşenlere üstühân-ı pehlû


Rezm oldı belâ yağışlu bir mîğ

Ra‘d ü berki tüfeng ile tîğ


Gösterdi güzâr-ı gürz ü peykân

Kalhanda zırıh zırıhda kalhan


Mecnûn olara kılup nezâre

Çekmişdi özini bir kenâra


Durmışdı alem-misâl bî-bâk

Bir arsada şerm-sâr ü gam-nâk


Çekmişdi bu leşker içre râyet

Ol leşker içün dilerdi nusret


Munlar ile hây ü hûy ederdi

Feth anlara cüst ü cûy ederdi


Bu leşker ana muîn ü gam-hâr

Ol tâlib-i feth-i leşker-i yâr


Ger öz sipehinde görse maktûl

Şükr eylemeğe olurdı meşgûl


V’er görse katîl-i kavm-î dildâr

Derd ile kılurdı nâle vü zâr


Sebze kimi olsa ger müyesser

Öz leşkerine ururdı hançer


Bir kimse dedi ki ey siyeh-rûz

Hasmını diler mi kimse fîrûz


Biz cân kıluruz yolunda pâ-mâl

Sen düşmen içün dilersen ikbâl


Akla bu iş eylemez delâlet

Ger âkil isen nedür bu hâlet


Mecnûn dedi men fedâ-yı yârem

Vaslına anun ümîd-vârem


Çün leşker-i yârdur kılan rezm

Ol rezme ne lâyık eylemek azm


Çün dûst sipâhıdur eden ceng

Düşmenliğe hem-râz değüldür âheng


Hem-râzdur ki bulam visâle fursat

Yârum tarafından ola nusret


Cânum ola dûst dil-pezîri

Yâ küştesi ola yâ esîri


Bu ma‘rekede neşât-mendem

Ol silsilede esîr-i bendem


Müşkil işe olmışem giriftâr

Ağyârum yâr u yârum ağyâr


Ger katlüme dûst çekse şemşîr

Yoh mende rızâdan özge tedbîr


Hoşnûd değül miyem bu hâle

Kim cân verem ü yetem visâle


Çün beyle cevâb eşitdi sâil

Ol fazl ü kemâle oldı kâil


Geldükçe olup ziyâde âşûb

Az kaldı ki Nevfel ola mağlûb


El-kıssa müyesser olmayup kâm

Ol gün cedel oldı subh-tâ-şâm


Çün oldı ıyân talîa-i şeb

Meydân-ı sipihri dutdı kevkeb


Âsâyişe hâsıl oldu fursat

Cân almağa merg verdi mühlet


Her saf bir arada dutdı menzil

Birbirine kondılar mukâbil


Hem-demlere râzın açdı Nevfel

Kim müşkil-i hâlümi kılun hall


Men eşca‘-ı ehl-i rûzgârem

Hurşîd-i sipihr-i kâr-zârem


Yoh kimsede tâb-ı tîğ-i tîzüm

Endîşe-i tâkat-ı sitîzüm


Bu rezmde bilmezem nedür hâl

Kim fethüme nusret eyler ihmâl


Elbette ki Hak rızâsıdur bu

Bir ehl-i Hakun duâsıdur bu


Arz eylediler ki ey cihân-dâr

Mecnûndan olup mısen haberdâr


Biz cân kıluruz anun fedâsı

A‘dâmuzadur anun duâsı


Biz kasd ederüz anun murâdın

Ol düşmene bağlar i‘tikâdın


Nevfel ki eşitdi ol kelâmı

Kalmadı ol emre ihtimâmı


Bilmişdi ki sâhib-i nazardur

Elbette dûası mu‘teberdür


Bildi ki müyesser olmaz ol kâm

Te’sîr kılur duâ ser-encâm


Çün vasl değüldi hükm-i takdîr

Müşkil ki eser vereydi tedbîr


Vehm etdi ki mün‘akis ola hâl

Rezminde mubârek olmaya fâl


Kirdârını görmedi münâsib

Nezr etdi ki ger olursa gâlib


Zikr etmeye dahi Leylî adın

Terk ede bu emr içün inâdın


Bu Nevfelün ikinci nevbet rezm edüp gâlip olduğıdur ve Vefâ-yı ahdde kâzib olduğıdur


Çün tîğ çeküp mübâriz-i Rûm

Şâm ehlini etdi emre mahkûm


Feth oldı sipâh-ı Türke mensûb

Oldı Arabın sipâhı mağlûb


Âdetçe yine ol iki leşker

Rezm etmeği etdiler mukarrer


Tığ aldı eline pehlevânlar

Başlar kesilüp tökildi kanlar


Cân eyledi terk-i hâne-i ten

Ol çıhmağa açdı tîr revzen


Başlarda belânı çoh görüp akl

Bir özge makâma eyledi nakl


Peykân sünük içre oldı peyvend

Gül şâhlarında gonca mânend


El-kıssa hilâf-ı resm-i evvel

A‘daya muzaffer oldı Nevfel


Hasm etdi kabül-i hükm-i tâat

Başlandı tazarru‘-ı şefâat


Leylînün atası açdı başın

Doldurdu gözine kanlu yaşın


Acz ile dedi ki ey hudâvend

Şâhenşeh-i âdil ü hıred-mend


Ger Leylî içündür ıztırâbun

İkrâh ile vermezem cevâbun


Ammâ reh ü resmdür mukarrer

Bir avrete aybdür iki er


Leylî bu haşemde nâm-zeddür

Akd ile mukayyed-i ebeddür


Çün hükmün eder bu resmi pâ-mâl

Bârî anı gayre verme sen al


Gül bergümüzi hevâya verme

Nâmûsumuzı fenâya verme


Nevfel dedi ey güzîn-i eşrâf

Yoh mende hilâf-ı adl ü insâf


Men mahz-ı mürüvvet ü vefâyem

Gencîne-i gevher-i atâyem


Bî-dâd ü sitem değül şiârum

Adl içre tamâmdur ıyârum


Men hem hacîlem bu mâcerâdan

Âcizlere kılduğum cefâdan


Hakkâ bu değüldi i‘tikâdum

Kim hâsıl edem men öz murâdum


Bir sınmışa mûmyâ dilerdüm

Bir haste içün şifâ dilerdüm


Gördüm görinür bu emr müşkil

Bîmâr değül ilâca kâbil


Bî-dâddan olmışem peşîmân

Afv ede meğer bu sehvi Sübhân


Gelmez gözüme iyâl ü mâlün

Mâlün senün olsun ü iyâlün


Var imdi sen eymen ol hatardan

Min-ba‘d tevehhüm etme şerden


Munı dedi açdı âlet-i rezm

Öz memleketine eyledi azm


Mecnûn der-i i‘tirâz edüp bâz

Ol servere ta‘ne etdi âğâz


K’ey bîhûde kavlün ü karârun

Ahdünde bu mıdur i‘tibârun


Ne fâide sikkesüz diremden

Ne sûd netîcesüz keremden


Sâyen uludur velî ne hâsıl

Kim feyz değende oldı zâil


Her niçe ki etdiler mürâât

Kim eyleyelüm muna mükâfât


Andan yeğin edelüm sana yâr

Âsân işüni gel etme düşvâr


Mutlak eser etmedi ana pend

Zencir-i hevâ kaçan dutar bend