İçeriğe atla

Leylâ Vü Mecnûn 1601-1700

Boyut

Efgân edüp etdi hırkasın çâk

Sahrâlara düşdi zâr ü gam-nâk


Bu Mecnûnun zencîre özin bend etdüğidür ve Behâne ile Leylî tarafına getdüğidür


Bir gün seher ol mücâvir-i deşt

Eylerdi gürüh-ı vâhş ile geşt


Bir pîr-i hazîn görindi nâgâh

Zencirlü bir esîri hem-râh


Mecnûnun esîre yandı cânı

Ol pîr-i hazîne sordı anı


Kim bu ne esîrdür beyân et

Cürmin men-i mücrime ıyân et


Sırr-ı dilin etdi pîr rûşen

Kim dûstdürür değül bu düşmen


Men haste-i beste-i iyâlem

Fakr ile iğen şikeste-hâlem


Bu hem men-i zârdan beterdür

Âvâre vü hâr ü derbederdür


Bir rûzî içün olup füsûn-sâz

Her dem kıluruz füsûnlar âğâz


Tâ hâsıl ola maâş-ı etfâl

Bir şu‘bededür bu gördüğün hâl


Bu kanlulığa kılupdur ikrâr

Men iylemişem munı giriftâr


Sâhib-diyetem men ü bu hûnî

Gör vech-i maâş içün füsûnı


Tâ kim gezüp eyleye gedâlığ

Bendeni kıla girih-küşâlığ


Her ne kazanur gezende ev ev

Taksîm ederüz arada cev cev


Kısmetde hem etmişüz karârı

Men yarıyem ü bu şahs yarı


Mecnûn dedi sehv edüpsen ey pîr

Dîvânelere gerek bu zencîr


Gel hâcetümi menüm revâ kıl

Bend eyle meni munı rehâ kıl


Sâyen tek olup senünle hem-seyr

Men ehl-i keremden isteyem hayr


Her ne yığılursa bîş ü ya kem

Varın sana eyleyem müsellem


Kasdum bu iki eyleyem men-i zâr

Evden eve seyr müşterî-vâr


Şâyed ki bir evde ola mümkin

Ol zühreye olmağum mukârin


Pîr oldı ümîd-i nef‘ ile şâd

Evvelki esîrin etdi âzâd


Zencîre girüp remîde Mecnûn

Erbâb-ı cünûna düzdi kânûn


Bu Mecnûnun zencîre şerh-i gamıdur ve Beyân-ı silsile-i elemidür


Ol silsileye olup hem-âvâz

Ağlardı ki ey menümle hem-râz


Sen genc-i belâya ejdehâsen

Ser-rişte-i mihnet ü belâsen


Şerh-i gama var min dehânun

Deprendükçe çıkar figânun


Başdan ayağa delük delük ten

Gönlündeki râzun etdi rûşen


Ey muntazır-ı nezâre-i yâr

Nezzâre-i yâra min gözün var


Gezmek hevesiyle hâne hâne

Ol pîr ile oldılar revâne


Tevfîk olup anlarunla hem-râh

Leylî haşemi gezerdi bir bir


Mecnûn reseni elinde ol pîr

Ev ev haşemi gezerdi bir bir


Leylî evine erişdi nevbet

Ol hasteye gâlip oldı hayret


Ser-geşte-i âlem oldı pâ-best

Meyhâne öninde düşdi ser-mest


Çün çekdi bir ihtiyârsuz âh

Leylî ev içinde oldı âgâh


Bir âh ile kıldı haymesin çâk

Mazlûmına açdı çeşm-i nem-nâk


Gördi ki görinmez olmuş ol zâr

Olmış gam ile zaîf ü bîmâr


Kaşı kimi kâmeti bükilmiş

Yaşı kimi peykeri tökilmiş


Cismi gam içinde cân şebîhi

Derk-i nazarı gam-ı bedîhî


Dîdâr ile ol şeh-i letâfet

Mihmânına eyledi ziyâfet


Râz-ı dil-i zârın etdi ifşâ

Bu şi‘ri bedîhî kıldı inşâ


Bu gazel Leylî dilindendür


Yâr rahm etdi meğer nâle vü efgânumuza

Ki kadem basdı bugün külbe-i ahzânumuza


Eşk bârânı meğer kıldı meded kim nâgeh

Bitdi bu şâh-ı gül-i tâze gülistânumuza


Bize âh ateşinün yanduğı andan bilinür

Ki çerâğ eyledi rûşen şeb-i hicrânumuza


Bu visâle yuhu ahvâli demek mümkin idi

Eğer olsaydı yuhu dîde-i giryânumuza


Bir hayâl ola meğer gördüğümüz yohsa nigâr

Mutlakâ hâtıra gelmez ki gele yanumuza


Yâr mihmânumuz oldı gelün ey cân ü gönül

Kılalum sarf nemüz var ise mihmânumuza


Dilberün câna imiş kasdı Fuzûlî gel ki

Cân verüp dilbere minnet koyalum cânumuza


Bu Mecnûnun Leylîye mukâbil olup

Ahvâlin beyân etdüğidür ve

Fursatla râz-ı pinhânın ıyân etdüğidür


Mecnûn ki ana nezâre kıldı

Râz-ı dilin âşikâre kıldı


Çekdi feleğe figân ü âhı

Sultânınun oldı dâd-hâhı


K’ey kadri bülend pâdişahum

Bildür mana kim nedür günâhum


Fermâna muhâlefet mi kıldum

A‘dâya muvâfakat mi kıldum


Bed-hâhlarun mıdur bu tedbîr

Gammâzlarun mıdur bu tezvîr


Men mu‘tekidem bu âsitâna

Yâ Rab n’ola reddüme behâne


Kimdendür ola mana bu hîle

Kim oldı ola muna vesîle


Tâ hâk-i deründen olmışem dûr

Âşüfte vü haste-hâl ü rencûr


Gâhî çekerem şikence-i gam

Gâhî olurem belâya hem-dem


Tenhâ geçer oldı rûzgârum

Sahrâda ne mûnis ü ne yârum


Sen hod güzelüm gamum yemezsen

Ol şîfte handadur demezsen


Menden bu tegâfülün acebdür

Gûyâ ki nişâne-i gazabdur


Men beyle niçün zebûn ü hârem

Ha geldüm eğer günâhkârem


Çökdüm yere gerdenümde zencîr

Bismillâh eğer olursa ta‘zîr


Fermân senden kabûl menden

Olma güzelüm melûl menden


Zülf ü müje hançer ü resen bes

Hükmüni yürüt hem as hem kes


Gel arada bir gubâr koyma

Öldür meni şerm-sâr koyma


Ta‘zîrüme eylesen teallül

Lâzım meni öldürür tegâfül


Ey lâle-izâr ü anberîn-mû

Gencîne-cemâl ü mâr-gîsû


Tâ zülfüne olmışem giriftâr

Zencîr-i cünûna rağbetüm var


Gam silsilesine pây-bendem

Dîvâneler içre ser-bülendem


Sevdâda dönüp ziyâna sûdum

Peyveste bu şi‘rdür sürûdum


Bu gazel Mecnûn dilindendür


Küfr-i zülfün salalı rahneler imânumuza

Kâfir ağlar bizüm ahvâl-i perîşânumuza


Seni görmek müteazzir görinür beyle ki eşk

Sana bahdukda dolar dîde-i giryânumuza


Cevri çoh eyleme kim olmaya nâgeh dükene

Az edüp cevr ü cefâlar kılasen cânumuza


Eksük olmaz gamumuz munca ki bizden gam alup

Her gelen gamlu geder şâd gelüp yanumuza


Var her halka-i zencîrümüzün bir ağzı

Muttasıl vermeğe ifşâ gam-ı pinhânumuza


Gam-ı eyyâm Fuzûlî bize bî-dâd etdi

Gelmişüz acz ile dâd etmeğe sultânumuza


Tamâmî-i sühan


Bir lahza kılup bu resme feryâd

Sultânına zulm-i aşkdan dâd


Zencîrini etdi pâre pâre

Dutdı yine halkdan kenâre


Endâmı şikeste çeşmi nemnâk

Rüsvâ vü harâb ü mest ü bî-bâk


Ardınca koşun koşun uşağlar

Ahvâline kim güler kim ağlar


Bu Mecnûnun kûrlığ behânesiyle dildârı Cemâlin gördüğidür ve Dîde-i ümmîdin tûtiyâ-yı maksûda yetürdüğidür


Bir gün dahi ol behâne-perdâz

Bir özge behâne kıldı âğâz


Bağladı iki gözin ki kûrem

Ahvâl-i cihâna bî-şuûrem


Arz eyledi za‘f ü bî-nevâlığ

Ev ev gezüp eyledi gedâlığ


Takrîb ile azm-i yâr kıldı

Leylî evine güzâr kıldı


Ol dûsta zâhir eyleyüp râz

Yâ dûst deyüp yetürdi âvâz


Leylî ki eşitdi ol sadânı

Bildi eşiğindeki gedânı


Evden çıhup etdi arz-ı dîdâr

Kıldı sadaka zekât-ı ruhsâr


Pinhân bahuben ol âftâba

Mecnûn yine geldi bu hitâba


K’ey hâl-i siyâhı göz sevâdı

Cân ârzûsı gönül murâdı


Ger bağlu ise gözüm revâdur

Ser-çeşme-i lücce-i belâdur


Bend eylemesem önin demâdem

Seylâba geder tamâm-ı âlem


Göz kimi seni eyleyüp nezâre

Rüsvâ kılur ehl-i rûzgâra


Tahkîk edübem ki düşmenündür

Men kıydım ana rızâ senündür


Dergâhuna bağladum getürdüm

Baş üzre ayağuna yetürdüm


Ey gamze vü la‘li şehd ü şemşîr

Hâhî afv eyle hâh ta‘zîr


Dergâhuna geldüğümde ey hûr

Sermâyem idi gözümdeki nûr


Öğretdi gamun mana ticâret

Yüz şükr ki kılmadum hasâret


Göz nûrını hâk-i pâya verdüm

Az cinsümi çoh behâya verdüm


Şâhum nazar et men-i gedâya

Bîgâneliğ etme âşinâya


Cân bâğına gam nihâli tikdün

Ten mülkine derd tohmı ekdün


Ol tohm ü nihâle nef‘-i hâsıl

Oldı nem-i eşk ü sûziş-i dil