Mehmet Âkif Ersoy Şiirleri
Şiirler
91–120 / 156 şiir · sayfa 4/6- Meâl-i Celîli 3
«Kim müslümanların derdini kendine mâl etmezse onlardandeğildir.» Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile... Âlem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nâfile! Kaç hakîkî müslüman gördümse: Hep makberdedir;…
- Meâl-i Celîli 4
«Kimin bu dünyâda gözü kapalı ise âhirette de kapalı, hattâoradaki şaşkınlığı daha ziyâde.» Nihâyet neyse idrâk ettiğin şey ömr-i fânîden; Onun bir aynıdır mutlak nasîbin ömr-i sânîden. Hatâdır âhiretten beklemek dünyâda her hayrı:…
- Meâl-i Celîli 5
«Müslümanlık huyun güzelliğinden ibârettir.» Hadîs-i Şerîf Biz ki yarmıştık şu’ûnun en büyük ummânını; Çiğnemiştik yükselen emvâc-i bî-pâyânını;…
- Meâl-i Celîli 6
«O mü’minlere ind’allah ecr-i azîm var ki: Birtakım kimse-ler kendilerine «Düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini top-ladılar; onlardan korkmalısınız» dedikleri zaman bu haberîmanlarını artırır da: «Allah’ın nusreti bize kâfîdir, o negüzel muhâfızdır! »derler.»…
- Mehmed Ali’ye
Bir nüsha-i kübrâ idin, oğlum, elimizde: Sen benden okurdun seni, ben senden okurdum. Yüksekliğin idrâkimi yorgun bırakınca, Kalbimle yetişsem diye, şâirliğe vurdum. Şi’rin başı hilkatteki âheng-i ezelmiş...…
- Merhum İbrahim Bey
Dönen muhît-i nigâhımda yâl ü bâlindir, Bütün hayâlim o fevka’l-hayâl hâlindir. Zalâm-ı hayrete düşmüş, batar çıkarken ümid, Önünde rehber olan meş’alem hayâlindir. Semâ-güzîn olarak gittin ey İlâhî nûr,…
- Mevlid-i Nebî
Ne lâhûtî geceymişsin ki teksin sermediyyette; Meşîmenden doğan ferdâya hayrânım, ne ferdâdır! Işık nâmıyle vicdanlarda ondan başka bir şey yok; O bir sönsün, hayât artık müebbed leyl-i yeldâdır. Perîşan sözlerimden bıkma, hoş gör, yâ Resûlâllah,…
- Meyhâne
Hurûşan bad-ı süfliyyet derunundan, kenarından; Girizan ruh-i ulviyyet hariminden, civarından. Çıkar bin nal e-i nevmid hak-i ra' şe-darından, iner bin zulmet-i makber feza-yı şeb-nisarından. Gelir feryadlar ebkem duran her seng-i zarından:…
- Mezarlık
Bakma kabristânın ancak sâha-i medhûşuna, Dur da bir müddet kulak ver nâle-i hâmûşuna! Kalbi hiç benzer mi bak sîmâ-yı heybet-pûşuna? Kim ki dalmıştır hayâtın seyl-i cûşâ-cûşuna, Can atar, bir gün gelir, yorgun düşüp âgûşuna!…
- Müslümanlık Nerde
Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile... Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile! Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir; Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;…
- Ne Eser Ne De Semer
«Ölen insan mıdır, ondan kalacak şey: Eseri; Bir eşek göçtü mü, ondan da nihâyet: Semeri.» Atalar böyle buyurmuş, diye, binlerce alın, Ne tehâlükle döker, döktüğü bîçâre teri!…
- Necid Çöllerinde
Yâ Nebi... Şu halime bak Nasıl ki bağrı yanar gün kızınca sahranın, Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın. Hârimi Pâkine can atmak istedim durdum,…
- Necid Çöllerinden Medîne’ye
Şerif Ali Haydar Paşa Hazretlerine Nâr-ı beyzâ mı nedir, öğle zamânında güneş? Tepesinden döküyor beynine âfâkın ateş! Yıldırım yağmuru şeklinde inen huzmesine,…
- Nefs-i Nefîs
Beşerin taptığı bir kendisinin heykelidir; Dinlemem, etse de Allâh’ı bütün gün takdîs. Ben bu mel’un putun uğrunda geberdim, hâlâ, Kabaran kokmuş içimden: «Yaşasın nefs-i nefîs! »…
- Nerdesin
La-mekanlarda mısın, nerdesin, ey gaib ilah? Dönerim enfüsü, afakı ezelden beridir. Serpilip kubbene donmuş, o ışık damlaları, Seni, yer yer arayan yaşlarımın izleridir!…
- Nevruz'a
İhtiyar amcanı dinler misin, oğlum, Nevruz? Ne büyük söyle, ne çok söyle; yiğit işde gerek. Lafı bol, karnı geniş soyları taklid etme; Sözü sağlam, özü sağlam, adam ol, ırkına çek.…
- Oğlum, Bu Temenni Neye Benzer, Bana Bak
Oğlum,bu temenni neye benzer, bana bak: Eşeklerin canı yükten yanar,aman derler, Nedir bu çektiğimizderd,çifte çifte semer! Biriyle uğraşırken gelip çatar öbürü; Gelir ki taş gibi hain, hem eskisinden iri.…
- Olmaz ya... Tabii...
-Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? - (Kuran-ı Kerim) Olmaz ya... Tabii... Biri insan, biri hayvan! Öyleyse cehalet denilen yüz karasından…
- Ordunun Duâsı
Yılmam ölümden, yaradan, askerim; Orduma, «gâzî» dedi Peygamberim. Bir dileğim var, ölürüm isterim: Yurduma tek düşman ayak basmasın. Âmin! desin hep birden yiğitler,…
- Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi
Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed, Aylar bize hep muharrem oldu! Akşam ne güneşli bir geceydi... Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu! Âlem bugün üç yüz elli milyon…
- Ramazan
Yâ Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine, Kaldır aradan vahdete hâil ne ise; Yâ Râb, şu asırlarca süren tefrikadan Artık ezilip düşmesin ümmet ye’se. Mâdâm ki verdin bize bir rûh-i nevin...…
- Resim İçin
Beni rahmetle anarsın ya, işitsen, bir gün, Şu sağır kubbede, haib, sesimin dindiğini? Bu heyulaya da bir kerrecik olsun bak ki, Ebediyyen duyayım kabrime nur indiğini.…
- Resmim İçin
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, Günler şu heyûlâyı da er, geç, silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma, Sessiz yaşadım, kim beni, nerden bilecektir?
- Resmim İçin 2
Bir canlı izin varsa şu toprakta, silinmez; Ölsen, seni sırtında taşır toprağın altı. Ey gölgeden ümmîd-i vefâ eyleyen insan! Kaç gün seni hâtırlayacaktır şu karaltı?
- Resmim İçin 3
Dış yüzüm böyle ağardıkça ağarmakta, fakat, Sormayın iç yüzümün rengini: Yüzler karası! Beni kendimden utandırdı, hakîkat, şimdi, Bana hiç benzemeyen sûretimin manzarası!
- Ressam Haklı
Bir zaman vardı ya tarih-i mukaddes modası... Yeni yaptırdığı köşkün büyücek bir odası Mutfakta eski resimler ile hep süslensin Diye ressam aratır hayli zaman bir zengin. Biri peyda olarak 'Ben yaparım' der, kolunu…
- Sa’dî’den Tercüme
Bahâr olmuş, çemenler, lâleler, güller bütün bitmiş; Gülüm, bir sensin ancak bitmeyen hâlâ şu topraktan. Rebî’î bir bulut şeklinde ağlarken mezârında, Nihâyet öyle yaş döksem ki, artık sen de fışkırsan!
- Sa’dî’den Tercüme 2
Bir gün azıcık kazmayı vurdum yere, nâgâh Aks etti derinden bana şu nâle-i cangâh: Zinhâr yavaş vur ki bu toprak yığınında Bilsen ne kadar baş, ne kadar göz yatıyor âh!…
- Sa’dî’den Tercüme 3
Bir gün satılık bir köle gördüm gidiyordu Bîçâre dönüp sâhibine böyle diyordu: Çok bende bulurlar sana benden iyi, lâkin Bulmak bana zâtın gibi heyhât ne mümkin!…
- Sa’dî’den Tercüme 4
Ya bu âlemde vefâ yok zâten, Ya vefâsız bütün ebnâ-yı zaman; Kime ok atmayı öğrettimse Sonra bir gün beni de aldı nişan!…