İçeriğe atla

Meâl-i Celîli 6

Boyut

«O mü’minlere ind’allah ecr-i azîm var ki: Birtakım kimse-ler kendilerine «Düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini top-ladılar; onlardan korkmalısınız» dedikleri zaman bu haberîmanlarını artırır da: «Allah’ın nusreti bize kâfîdir, o negüzel muhâfızdır! »derler.»


Şehâmet dîni, gayret dîni ancak Müslümanlık’tır;

Hakîkî Müslümanlık en büyük bir kahramanlıktır.

Cebânet, meskenet, dünyâda, sığmaz rûh-i İslâm’a...

Kitâbullâh’ı işhâd eyledim -gördün ya- da’vâma.

Görürsün, hissedersin varsa vicdânınla îmânın:

Ne müdhiş bir hamâset çarpıyor göğsünde Kur’ân’ın!

O vicdan nerdedir, lâkin? O îman kimde var? Heyhât!

Ne olmuş, ben de bilmem, pek karanlık şimdi hissiyyât!

O îmandan velev pek az nasîb olsaydı millette,

Şu üç yüz elli milyon halkı görmezdin bu zillette!

O îman ittihâd isterdi bizden, vahdet isterdi...

Nasıl «bünyân-ı mersûs» olmamız lâzımsa gösterdi.

Peki! Bizler ne yaptık? Kol kol olduk, târumâr olduk...

Nihâyet bir denî sadmeyle düştük, hâk-sâr olduk!

O îman kuvvet ihzârıyle emretmişti... Lâkin, biz

«Tevekkelnâ» deyip yattık da kaldık böyle en âciz!

O îman, farz-ı kat’îdir diyor tahsîli irfânın...

Ne câhil kavmiyiz biz müslümanlar, şimdi, dünyânın!

O îman hüsn-i hulkun en büyük hâmîsi olmuşken...

Nemiz vardır fezâilden, nemiz eksik rezâilden?


Demek: İslâm’ın ancak nâmı kalmış müslümanlarda;

Bu yüzdenmiş, demek, hüsrân-ı millî son zamanlarda.

Eğer çiğnenmemek isterseler seylâb-ı eyyâma;

Rücû’ etsinler artık müslümanlar Sadr-ı İslâm’a.

O devrin yâd-ı nûrânûru bî-pâyan şehâmettir;

Mefâhir onların târîhidir; ümmet o ümmettir.

Ki bir yandan celâdetler saçıp dünyâyı titretmiş;

Öbür yandan da insanlık nedir dünyâya öğretmiş.

Değilmiş böyle mahkûmiyyetin timsâl-i pâmâli!

Şevâhikten tenezzül eylemezmiş arş-ı iclâli.

«Tevekkül» vasfı, ancak onların hakkında ma’nîdâr:

Ki etmiş hepsi dünyâlar kadar âlâmı istihkàr.

Çekinmezmiş şedâid yağsa, aslâ, iktihâmından;

Zeminlerden ölüm fışkırsa dönmezmiş merâmından.

«Hakîkî Müslümanlık en büyük bir kahramanlıktır»

Demiştim... İşte da’vâm onların hakkında sâdıktır.


4 Eylül 1330 (17 Eylül 1914)