İçeriğe atla

Leylâ Vü Mecnûn 501-600

Boyut

Maksad şem‘i münevver oldı

Sandûk-ı emel dür ile doldı


Tedrîc ile kıldı kilk-i takdîr

Nakş-ı garazı rahimde tasvîr


Ber verdi nihâl-i bâğ-ı maksûd

Açıldı gül-i hadîka-i cûd


Çün va‘de erişdi doğdı bir ay

Hurşîd ruhıyla âlem-ârây


Şâd oldılar andan ata ane

Şükrâne verildi çoh hizâne


El kıssa ademden oldı peydâ

Bir tıfl-ı müzekker ü müzekkâ


Hurşîd kimi kemâle kâbil

İsâ kimi tıfllıkda kâmil


Ol dem ki bu hâk-dâna düşdi

Hâlini bilüp figâna düşdi


Âhir günine evvel eyleyüp yâd

Ahıtdı sirişk kıldı feryâd


Ya‘nî ki vücûd dâm-ı gamdur

Âzâdelerün yeri ademdür


Her kim ki esîr olur bu dâma

Sabr etse gerek gam-ı müdâma


Olmışdı zebân-ı hâli gûyâ

Söylerdi ki ey cefâcı dünyâ


Bildüm gamunı senün ki çohdur

Gam çekmeğe bir harîf yohdur


Geldüm ki olam gamun harîfi

Gel tecribe kıl men-i zaîfi


Her handa gam olsa kılma ihmâl

Cem‘ eyle dil-i hazînüme sal


Hem ver mana gam yemek kemâli

Hem âlemi gamdan eyle hâlî


Peyveste meni esîr-i gam kıl

Kem kılma nasîbümi kerem kıl


Zevk ile geçürme rûzgârum

Fânî olana yoh i‘tibârum


Ey aşk garîb-i âlem oldum

Âvâre-i vâdî-i gam oldum


Tedbîr-i gam etmek olmaz oldı

Geldüm gerü getmek olmaz oldı


Senden dilerem meded ki dâim

Temkînüm ola senünle kâim


Bir bezmde kim şarâbı kandur

Sâkî cellâd-ı bî-emândur


Bir mey mana sun ki mest ü medhûş

Dâim özümi kılam ferâmûş


Ne geldüğümi bilem cihâna

Ne anı ki nişedür zemâne


Âlem gözüme görünmeye hîç

Bu riştede bulmayam ham u pîç


Dâye anı pâk kıldı kandan

Kaldurdı bu tîre hâk-dandan


Guslin verüp âb-ı çeşm-i terden

Süt yerine verdi kan ciğerden


Akvâm u kabâili olup şâd

Ol nev-rese Kays koydılar ad


Cân ile kılurdı dâye i‘zâz

Esbâb-ı kemâl-i terbiyet sâz


Lâkin o edüp hemîşe nâle

Hoşnûd değüldi hîç hâle


A‘zâsın edüp eliyle efgâr

Eylerdi müdâm nâle-i zâr


Süt içse sanurdı kim içer kan

Emcek görünürdi ana peykân


Yoh idi firîb ile karârı

Yanında firîbün i‘tibârı


Bir gün anı gezdürürdi dâye

Derdini yetürmeğe devâya


Bir evde meğer ki bir perî-veş

Ol tıflı görüp besî müşevveş


Rahm etdi eline aldı bir dem

Tıfl anı görünce oldı hurrem


Hüsnine bahup karâr dutdı

Feryâd ü figânını unutdı


Oldukça elinde oldı handân

Düşdükde elinden etdi efgân


Mâhiyyetini çü dâye bildi

Ol mâhı ana enîs kıldı


Oldı bu dahi anunla mu‘tâd

Ne dâye ne ane eyledi yâd


Zâtında çü var idi mahabbet

Mahbûb görünce dutdı ülfet


Aşk idi ki oldı hüsne mâil

Hüsni ne bilürdi tıfl-ı gâfil


Ma‘lûm idi ehl-i hâle ol hâl

Kim nüsha-i aşkdur bu timsâl


Elbette bu tıflı zâr eder aşk

Âşüfte-i rûzgâr eder aşk


Elbette kılur bu subh te’sîr

Hurşîd çıhup olur cihân-gîr


Çün terbiyeti edip o dâye

Verdi eser-i tamâm ol aya


Gün günden edüp kemâl hâsıl

Ol mâh-ı nev oldı bedr-i kâmil


Geldükçe mey-i vefâdan eyyâm

Her devrede sundı ana bir câm


Tâ kıldı anı tamâm ser-mest

Tedrîc ile dâm-ı aşka pâ-best


Çün sür’at ile dönüp zemâne

On yaşına yetdi ol yegâne


Babasına muktezâ-yı âdet

Farz oldı ki anı ede sünnet


Cem‘ etdi ehâlî-i diyârı

Her sâhib-i izz ü i‘tibârı


Bezl eyledi ol kadar zer ü sîm

Kim yetdi kıyâsa fakrdan bîm


Halk anda görende kesret-i mâl

Bîm oldı ki mün‘akis ola hâl


Ol sâf-zamîr ü pâk-meşreb

Bir bezm-geh eyledi müretteb


Kim görmedi anı çeşm-i sâgar

Cemşîdden özgeye müyesser


İtmâma yetüp tarîk-i sünnet

Ta’lîm-i ulûma yetdi nevbet


Esbâb ana eyleyüp mürettep

Verdiler anunla zîb-i mektep


Bu bünyâd-ı binâ-yı belâdur ve Mukaddime-i elem-i ibtilâdur


Mektebde anunla oldı hem-dem

Bir niçe melek-misâl kız hem


Bir saf kız oturdı bir saf oğlan

Cem‘ oldı behişte hûr ü gılmân


Oğlanlara kızlar olsalar yâr

Aşka bulunur revâc-ı bâzâr


Kız nergis-i mest edüp füsûn-sâz

Oğlana satanda işve vü nâz


Oğlan niçe sabr pîşe kılsun

Ve sabrı hem olsa nişe kılsun


Ol kızlar içinde bir perî-zâd

Kays ile mahabbet etdi bünyâd


Bir turfe sanem ki akl-ı kâmil

Gördükde anı olurdı zâil


Zülfeyn-i müselseli girih-gîr

Cân boynına bir belâlu zencîr


Ebrû-yı hamı belâ-yı uşşâk

Hem cüft letâfet içre hem tâk


Her kirpüği bir hadeng-i hun-rîz

Peykân-ı hadengi gamze-i tîz


Deryâ-yı belâ cebîn-i pâki

Çîn cünbişi mevc-i sehm-nâki


Çeşm-i siyehine sürmeden âr

Hindûsına sürme hem giriftâr


Ruhsârına reng-i gâzeden neng

Hergiz ana gâze vermemiş reng


Göz merdümeğinden olsa hâlî

Göz merdümeği olurdı hâlî


La‘l ü düri gösterürdi her dem

Evrâk-ı gül içre ıkd-i şeb-nem


Ebvâb-ı tekellüm etse meftûh

Emvâta verürdi müjde-i rûh


Şimşâd-ı latîfine mürekkeb

Sîb-i zenah u türünc-i gabgab


Endâmı latîfe-i ilâhî

Deryâ-yı letâfet içre mâhî


Şehbâz bahışlu âhu gözlü

Şîrîn hareketlü şehd sözlü


Râh u revişi müdâm gamze

Başdan ayağa tamâm gamze


Ayruhsıca-şekl ü hoşça-peyker

Yahşice sanem güzelce dilber


Âlem ser-i mûyınun tufeyli

Mahbûbe-i âlem adı Leylî


Kays anı görüp helâki oldı

Min şevk ile derd-nâki oldı


Ol nâdire hem ki Kaysi gördü

Min zevk bulup özin itürdi


Gördi ki bir âfet-i zemâne

Misli dahi gelmemiş cihâna


Bu sıfat-ı Mecnûndur ve İbtidâ-yı mihnet-i füzûndur


Bir dilber-i serv-kadd ü gül-rûy

Serv-i hoş u gül-ruh u semen-bûy


Şîrîn lebi menşe’-i letâfet

Ra‘nâ kadi durduğiyle âfet


Evsâf-ı letâfetinde söz çoh

Eltâf-ı melâhatinde söz yoh


Şehlâ gözi nergis-pür-efsûn

Zîbâ kaşı nergis üzreki nûn


Hüsni güli lâle-i şafak-fâm

Zülfi hamı lâle üzreki lâm


Ağzı sıfatı hod etmek olmaz

Esrâr-ı nihâna yetmek olmaz


Zülfi sözi zikr-i halka-i râz

La‘l-i lebi âb-ı çeşme-i nâz


Devr-i meh-i rûyi çeşme-i nûr

Hâk-i kef-i pâyı sürme-i hûr


Bir gâyet ile şemâili hûb

Kim Leylî olanda ana matlûb


Bir gözgüye ger açup gözini

Gözgüde göreydi öz yüzini


Öz ârızına olurdı meyli

Kılmazdı hevâ-yı hüsn-i Leylî


Ol iki semen-ber ü sehî-kad

Bir birine oldılar mukayyed


Bir câmdan içdiler mey-i zevk

Ol iki harâb-ı bâde-i şevk


Girdâb-ı belâya oldılar gark

Kalmadı aralarında bir fark


Evzâ-ı muhâlif oldı yek-sân

Gûyâ iki tende idi bir cân


Her kim sorar olsa Kaysa bir râz

Leylîden ana gelürdi âvâz


Kim Leylîye kılsa bir hitâbı

Kays idi ana veren cevâbı