İçeriğe atla

Seniha'nın Günlüğünden 5

Boyut

İşte

Gördün

Demek ki böyle

Pencere pervazını —kirli çok—

Boyası dökülmüş yer yer

Lekeler lekeler lekeler

İşte, gördün, demek ki böyle

Koruklar sarkmış her yandan

Donuk, tozla kaplı koruklar

Ve lacivert bir görülmeyle

Ve

Limanın insan kokulu gürültüsüyle

İşte

Gördün

Demek ki böyle.

Gördün, görüverdin hemen

Demir arabayı rayların üstünde

Ve tahta bacaklı adamı —güneşe bakan—

Bakışlarında bir zamandışılık —öyle—

Gördün

Demir arabayı

Rayların üstünde

Ve tahta bacaklı adamı

Gürdün, görüverdin hemen.


Duydun

Duydun ki o boşluk sendin. Katedral

Ayrıca bir boşluktu senin içinde

Senin senin senin

Hayır!

Dudaklarını büzme

Ayaklarını —evet— daya oraya

Oraya oraya

Tezgaha: koy dirseğini —koydun mu—

İyi tut bardağını —iyi tut—

Bir iki kez döndür avucunda

Seniha!

Gördün mü bak

Buğulu bir hiçliktir, değil mi

Aynada titreşen bardak

Ve her şey

Değil mi, budur

Bir ölünün bir ölüye sorduğunu sormak.


Üç çiçek koymuşlar üç ayrı vazoya

Şuraya şuraya şuraya

Kalbindeki buruk pembelik

Bundan

İşittin işitmedin —ne çıkar—

Konuşur gibi onlar satıcısıyla.

İki kişi durmuş köşede —tam köşede

Düzenli bir biçimde konuşuyorlar

Sen dişlerini vuruyorsun birbirine

Titreyerek yalnızlıktan

—Sanki İstinye'yi dönünce

Porselenler yapıştıran bir ermeni var-

Kuşlar kuşların yanına, yapraklar

Yaprakların yanına

Hiçbir şey yalnız kalmıyor

İnsandan başka dünyada

Seniha!

Duymuyorsun sen kendini

Başıboş bir müzik gibisin kırlarda,

Gün kendini yiyor —gün bile—

Üç çiçekle akşam oldu, ne yapsan

Kapıdaki çıngırak., yaşam ne çabuk geçiyor

Çıngırak

Gün erkek oldu Seniha

Denizden çıktıktan sonra

Giyinmek kadar güzel

Gün erkek oldu

Gün senin oldu Seniha

Upuzun gözlerin ki —lacivert—

Örtüldü akşamın asmalarıyla

Unutma, yaşamından iyisin

Yaşamın senden iyi

Kutsalsın, görkemlisin, kendine verilmişsin.