İçeriğe atla

Seniha'nın Günlüğünden 2

Boyut

Bir ruh mu bu kadın —Cemile—

Nereye değdirsem ellerimi

Masaya, perdeye, konsola

Onunkine değmiş oluyor biraz

İnatla çekiyorum. Ellerimi çoğu kez

Gizlemem bundan.


Tren istasyonlarına gidiyor —nedense—

Bir başına oturuyor parklarda

—Cemalle bazan—

En çok da akşamüstleri

Bilmem ki bu gizemli saatlerde ne buluyor

Dolaştığı yerleri mi süslüyor

Doğayla, kentle süsleniyor mu yoksa

Birini mi bekliyor —kimbilir—

Kendiyle değil, sadece duruşuyla

—Vakitsiz çiçek açmış bir nar ağacı

Bulanık günün içinde—


Ve ağır ağır, bir ibre gibi

Tam kendine dönüyor ki

Eve koşuyor acele

Odasına kapanıyor

Yazıyor yazıyor yazıyor

Kitliyor çekmecesine yazdıklarını

Telaşla çıkıyor odasından

Cemile, diyorum, derdemez

Yüzüme bakmadan rakısını dolduruyor

Ester'se bir ucunda salonun

Bakıyor bakıyor bakıyor bize

Cemile'ye

O kadar bakıyor,ki

Sanki yazdıklarını okuyor

Saat on yedilerde böyle oluyor.


Masa ortüsündeki kırmızı lekeyi

Yıllardır silemedim

—Şarap lekesi? belki

Değişti rengi artık—

Anımsıyorum

Kimin vurduğunu o tavşanı

Bembeyaz bir kayanın dibinde

Ve bembeyaz bulutlar vardı gökte

(Ölen her canlının son sesi

Bir yaşam dolusu sesten

Daha çok akılda kalıyor)

İşte bu onun sesi

Elinde bir tüfek, utkuyla bağırıyor

İzmir'de, Karşıyaka'da

Saat on yedilerde

Olursa bir de böyle oluyor.


Fransız okulunda bir öğle sonrası

Bütün yüzlerde bir öğle sonrası

Şiirler okuyorum Rimbaud'dan

«Bir akşam kucağıma oturttum güzelliği

Acı buldum onu, sövüp saydım.»

Anımsayamıyorum gerisini

—Kaç yıl mı geçti? —

Elimi tutmuştu o oğlan

Gözleri griyle karışık mavi

Yüzünde güneşle parlayan çiller

—Kaç yıl mı geçti? —

Gelip çatlıydı o düğün günü

Pera-Palas'ta bir akşam

Akşamın en ince köşeleri

Kimler yoktu ki —o zamanlar çok kalabalıktık—

Bir fotoğrafta tam on yedi kişi

Fotoğraflar..


(Yaslamış bir ağaca omuzunu

Ben

Birlikte bir gülü tutuyoruz

Onunla ben

Bir vapur güvertesinde, denize bakıyor

Ben

Bir otel kapısındayım, izmir'de

Ben.)

Zamanlar geçtikçe neden

Mutluluk mahzunluk oluyor fotoğraflarda

Acaba

Keder mi, acı mı, hüzün mü dünyanın rengi

Mahzunluk mu yoksa yaşam

Ve doğruyu söyleyen yalnız

O mu, Rilke mi

Ölümünü içinde taşıyan.


Aşk mı yok ettiydi kocamı

—Ah, aşkların çocuk bahçesi

Neden ömrün çok kısa—

Oysa

Başlamak ne kadar güçtür, ne kadar incelikli

Sürdürmek, sadece sürdürmek

Öylesine kolay:

Hiçbir şey olmamış gibi

Kalp atışları, saat zembereği

Yıllar yıllar yıllar

Çözülmemiş bir bıkıntıyla birlikte

Kalıcı bir gülümseme yapıp da sevgisizliği..


Ek: bugün pazartesi, belki de pazartesi.