İçeriğe atla

Cenaze Kaldırıcısı Adem

Boyut

Bir ölü nedir ki bir ölüm nedir

Acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.


Siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz

Gelmesine geliriz, birazcık gecikiriz

Ne kadar gecikirsek o kadar iyiyiz

Ben o kadar iyiyim.


Bir zamanlar hamaldım, çelenk taşırdım

En güzel çiçekleri ben sırtımda taşırdım

Caddelerden geçerdim, büyük vitrinlerin önünden

Serlerden bahçelerden güne damlardım

Renklere karışırdım, kentin ışıklarına

İçinden soyulan bir portakal gibi

Kendi içdenizlerimi öper okşardım

Süslenmiş gibi olurdum

Kokular içinde kalırdım.


Sonra bir gün çağırdılar

Sonra bir gün beni gene çağırdılar

Artık hep çağırdılar, dört kişi olduk

Dört kişi gerekliydi, dört kişi olduk

Ölüleri gördük, ölüler koltuktaydılar

Ölüleri gördük ölüler yatakta

Ölüler giyinik, ölüler çıplak

İşte biz dört kişi buna alıştık

Bizi alıştırdılar.


Omuzlarım kesik kesiktir, nasırlıdır

Her zaman bir ölü vardır omuzlarımda

O kadar ölü vardır ki her yanımda benim

- Ölüler içindeyim ölüler içindeyim -

Örneğin bir bardak su içsem bir ölü kayar şuramdan

Su içmeyen bir balık gibi kayar

Ölülere takılmış bir uçurtma gibiyim

Biraz öyleyim.


Ve otel müşterileri, onlar

En inandırıcı ölülerimdir benim

Her biri ölümü her gün yeniden yaşar

Camlara yapıştırılmış yüzler gibi

- Unutmak utanmaktır, siz bilirsiniz -

Hüzünsüz, anlatımsız, soğuk

Akşamüstü rengindedirler ve yorgundurlar.


Siz daha iyi bilirsiniz, Hıristiyanları soyarlar

Ölüleri çıplaktır onların

Ne yalan söyleyeyim görünce huylanırım

Yeni ölmüş genç kızlar yeni doğmuş çocuklara benzerler

Görünce huylanırım

Bunu karıma da anlatırım, su dökünürüm

Adım mı, Ademdir, iyi adamımdır.


Karıma anlatırım ya, size de anlatırım

Bir gün bir ölü kaldırdık, Aşkenazlardan

Heni şu Leh Yahudilerinden işte

Gözleri o kadar mavi olan, mavi bir suda yüzer gibi gövdesi

Saçları tütün renginde

Her neyse, uzatmayalım, bir de baktık ki ölünün arka cebinde

Dolarlar, marklar, sterlinler

Önce paylaşmayı düşündük, yalan söylemeyeyim

Götürüp geri verdik az sonra

Götürüp geri verdik, yüz lira aldık

Hepsi hepsi yüz lira

Bir gün bir ölüye asılı iki torba

Torbalar kalçalara inmiş, askılar omuzlarda

İçleri altın dolu

Ölüyse bir kocakarı, Ermeni

Çoluk çocuğu

Elbette geri verdik altınları da.


Ve genç bir kız ölüsünden ametist bir kolye çıkardım

Doğrusu sakladım onu gizlice

Karımdan bile sakladım, karımdan

Niye mi sakladım, uğurdur diye.


Bir karım, iki çocuğum, dört kişiyiz

Kimseler bizimle konuşmaz

Mahallede kahveye çıkmam, anlarsınız

Giderek alıştım içkiye de

Demin de söyledim ya, iyi adamımdır

Benden kötülük gelmez

İnanır mısınız, bir gün gene bir ölüyü kaldıracağız

Tam kaldıracağız, birden farkına vardım

Adam düpedüz yaşıyor

Oysa raporlar filan tamam

Buzluğa girdi mi o anda işi bitik

Başında mirasçılar yas giysileri içinde

Dedim ya, birden farkına vardım

Evet, o gün bugündür yaşıyor

Cihangir'de oturur, zengindir

Bir iki kez evine de uğradım

Beni pek sevmez.


Ne de olsa herkes biraz ölüdür

Otel müşterileri en önde gelir

Kendileri soyar kendilerini kendileri giydirir

Büyük kentlerin büyük tabutlarıdır oteller

Nedense işte onlar gökyüzüne gömülür.


Bu sabah on birde bitirdim işimi

Gidip uyuyacağım

Belki de

Ya karımla ya da

Bir başka ölüyle yatacağım.