İçeriğe atla

Cemal'in İç Konuşmaları 2

Boyut

Odamın penceresi yok -daha iyi-

Kendime bakıyorum ben de

Kendimden sarkmış kollarıma

Kendimden damıtılmış gözlerime

-Bakmıyorum, duyuyorum onları sadece-

Böylesi iyi, çok iyi

Kapıyı kilitledin -kapımı-

Salonda gürültüler, ut sesleri

Muhibbe gelmiş olacak Burgaz'dan

Birkaç kere gördüm

Şişmandı çok, beyazdı

Saçları mavi gibiydi -öyleydi-

Maviler saçları gibiydi

Açık denizlere benzerdi

Ve yüzü

İbrişimlerle dolu

Gizemli bir dikiş kutusuydu sanki

Geçen yaz denize girdiğim günler..

Anımsıyorum

Ne vardı ortalıkta maviden başka

Sadece bir martı -o da maviyle beslenen-

Gördün mü demiştim kendi kendime

Mavilik de çocukluk gibi

Unutulmayacak hiç.

Evet, Muhibbe

Parası bitince gelir bize

Bir iki gün kalır gider

Sabahtan akşama ut sesleri

Rakı sofraları

Yüzünde, göğsünde, ellerinde

Dışa kaymış ibrişimler

Ek: bir fayton sesinin sessizliği de

Ölümü anımsatan bana

Ölmüştü -büyükannemdi-

Ölü yıkayıcılarını görmüştüm ilk defa

Dudakları yemyeşil biri

-Karıştırıyor muyum yoksa

Bir sirk afişindeki adamla-

Seslenmişti, anımsıyorum

Hiç değilse pedikürlerini silin!

Sonbahardı.

Odamın penceresi yok -iyi ki yok-

Konuşuyorum kendimle

Cemal! herhangi bir mevsim anımsar mısın

Yaz aylarının dışına kaymış

Biraz

İçinde sevgilerin soluk aldığı

Anımsar mısın

Ve yazlar yuvarlak mıdır Cemal

Oval mıdır

Çizgi çizgi midir yoksa

Herkes bir yerlere gider

Bir yerlerden gelir de ondan mı

Gelinciklerle tuzlu suyun sevişmesi miydi

Ne dedin

Sen öyle bir yere gittin de ondan

Geçen yaz

Sürdün dudaklarına gelincikleri, sürdün sürdün

İri bir ruj lekesine benzetinceye kadar

Sonra da öptün kendini, öptün öptün

Orası neresiydi, unuttun şimdi

Adsızlığa çok yakışan bir yerdi.

Akşamüstlerinin bir çıtırdısı vardı Cemal

Var mıydı

Belli belirsiz -anımsar mısın-

Bir atlıkarınca gibi dönüyordu deniz

Gündoğusundan günbatımına

Aynaya baktındı durup dururken

Oteldeki büyük aynaya

Gözbebeklerin kırmızıydı -bir an-

Dönüyorlardı boyuna

Çıkarıp attındı onları

Denize attındı, anımsa

Bir çift balık olup geri döndüler

Ruhundaki külleri yaktılardı.

Ut sesleri kesildi, iyi

Uzaklarda bir fıstık çamı yarıldı ortasından

Bir kuş ölüsü düştü -sanki-

Bölündü sesler de

Bir faytonun sessizliği de bölündü

Dudaklarını açtın kapadın

Çekilmiş ağlardaki balıklar gibi

Birden gelinciklerle doldu dünyan.


İnsan iki kişi olmalı, değil mi

En azından iki kişi

Sen yalnızsın

Yalnızlığın her zamanki ikindisi.


(Yürüyorum yürüyorum otlarımın üstünde

Ezile ezile ben

Bir şeyi ilk defa duymanın belirsizliğim

Yavaşça ataraktan üstümden.)