İçeriğe atla

Vakit Sarı Tunç Kara Demir

Boyut

İnsanın delikanlılığı üzerine konuşalım

Parmağıyla bir zincir sallayarak geçiyor önümüzden


Bu bir müzik

De ki balyozlanan kaburgalar

İşkence odaları hayır diyorum ki

Kulağımızı dayadık mı kumluklarına

Kadırga kırıkları deniz dibi fısıltıları


Elbette bu suçları

Bu suçları

Bakın nasıl utanıyorlar

İnsanlık bizde kalsın fakat Allah

Onları sorguya çekecek


Bir zebani düşünemeyiz daha

Dünyaya ait beş duyumuzla


Ateşi bilemeyiz daha

Dünyaya ait beş duyumuzla


Bir adımını bir iskele gibi şöyle uzat

Bir hesap yapıp durduğun belli


Ara bakalım çölleri

Boynunu kütürdetip gezinen bir kutup ayısı ol

Eşle bakalım geleceklerin çulunu patırtısını


Şöyle bağıracaksın

Kala ölüm meleğinin vurmasına bir vakit

- Bana bir kaldıraç bulun

Gücüm orta yerde görmenin tam sırası


Derken

Oğlunu görmen bir baba gördüm

Açılıp duruyor gibi kafatası

Elleri gidip kapanıyordu başına


Saçları incelip savruluyor tel tel

Rüzgar mı var mezar mı uğulduyor

Pek sesli bangır bangır selviler

Güneş öğle vakti sarı tunç kara demir


İşte geçti gitti bitti

Göçmen kuşlar gibi zaferler naralar

Gök bir zaman oldu boşaldı

Sırtın eğik başın kambur

Birbirine birşey soran bakışların

Parkta ateş parkında

Arasında apaçık açılan defkerlerin


Hayat bunu ilaveten yanımıza koydu

Bu bilgi sağlam

Ne vakit bilmem

Çıkar kurt başı korkunun

Çıkar havlı başı recanın

Üstümüze diker bakışını