İçeriğe atla

Stad

Boyut

hıncahınç bir stadda

duvarlar merdiverler kapı oyukları

demir rampalar

ve beton çölü toprak.


İnsan kene gibi yapışmış kentine

. sahipsiz kentimizin yapı direklerine ve isteklerine

Görünüşte

beton yiyen beton salgılar

nikel döküyor kundaktaki çocuklar

. daha hızlı gidemez miyiz diye bağırıyor ihtiyarlar

. ölüm niçin bu kadar korkunçlaşıyor herşeyimiz var

Ve tahtalar

otomobil ve gemiler var

Herşey ve herşey yer yuvarlağının

Devrile devrile geldiği noktada


Hıncahınç stadda insanlar ellerini

nereye atsalar belatları

Ceplerinden yeleklerinin diplerinden

Soluk aldıkça genleşen etlerinden

İnsanlar başka başka insanlar ve insanlar ürüyordu

Zahmetsiz ve maça ve haydi maça maça

Bir yara kurdu sarsılmasıyla sarılıp

birbirinin burunlarında ağızlarında

Beyin cılklarında kaynaşıyorlarken

. emanetler zincirinden haberim yoktu ey ay ışığı

sen de mi canlandın ölü hücrelerin

sessiz varlıkların duvarı

Sezilmeden taşınan binlerce yük altında

Ve ezilmiz görünüşlü

Dinç ve saatlerinden emin

Ve dünyayla dolularken

bakın birden

duvarlar yıkılmazdanken

ve tümüyle bir sanem yakapaçası insan kapılmacalığı

ünlüyorken

kent mabetleri

çevreklere çekiyorken

ve yapılar. - kustuklarının ağızlarına döneceğinden

emin

beton sağır ve tahtalar yalnız çok derinde

yaklaşanı gıcırdıyorken


Otomobil ve gemiler nerdeyse

Kendi ve insan kudreti ile gidiyorlarmış gibi

koşuyorken


Ve insan yaradan yokmuş gibi hüzünsüz ve ağlamasız

Habersizliğin kahramanı (1)

Etin atılışlarını

Bayıltan boşalışlar için kamçılıyorken ha

kamçılıyorken

Başıdolu koşumunu kulağın kanın

Ve denetsiz kapanışını gözün parlatıyorken

İşaretleri geldi

Sessiz ve kımıltısız halek oldular:


Herşey

Ve herşeyi elin dokunabilirliğinin

Ve korkuyla tanınabilirliğin

Ve gözün görebilirliğinin

Ve şeyi kulağın işitebilirliğinin

Ve tadabilirliğiyle dilin

Ve aktığı düzlükler ağzın

Sessiz kımıltısız boyun eğerek çekiliyordu

Taş emir alıyor eğiliyor boyun eğiyor

et emir alıyor bilmediğin seslerden boyun eğiyor

Ve 'zaman' onlarla birlikte tavralan


Dünyanın döne devrile geldiği noktada

Hıncahınç bir stadda

Bitiverdi eşya

Ve dünya dostluğu


Geldikleri olmayan insan kalabalığı şimdi

Ortadaydı

O babanın elinden tutup getirdiği on yaşlarındaki

çocuk

Çağırdığını işitti ve gitti

Ve bütün buluğa ermemişler çağrıldılar

Onların gidişinden müthiş bir kaygı doğdu

kalanlar için

Kurt dalan hayvan kalabalığı gibi kabardı insan

kalabalığı

Ve ileri gidemediler yoktu

Geri gidemediler yoktu


Ne ev ne eve konan kadın

Ve ne anmadan açılıp hamdsiz kapanan sofra

Ne iş ne masa

Ne arttıkça azan ur gibi onurmaz gelir

Ne emek'e zulmeden banka patron işçi işsiz

Ne çarşı alışveriş ne haftanın günleri ne takvim ne

zaman

Ne loca ne aslan kulüb ikbali dünya

Ne televizyon

Ne fahişe kolaylaması

Ne iyilik hevesi ne aşk

Ne kadının istekle çağıran uydusu

Ne erkeğin bağırmalarla varışı


Çoğu alabildiğine koşuyordu yönlere

Ve doğu yoktu ve batı yoktu

Ve güney ve kuzey yoktu

Belki varırız diyorlardı oysa

'nereden' 'nereye'de yoktu


(kadınlar hamile kadınlar asla

çocuklar için kavranır mutluluklar dolu

köşeler ağaçlar izinler)


Stadiler var mı yok mu bilemedikleri çoğalmayan

bitmeyen pürüzsüz

gölgesiz

ve beşerin tanımadığı bir idrakle

Apaçık ve kesin

Biliyorlardı

. bilmemek elde değil uyumadan asla

uyuyamadan

zira beyinlerinin içine bildiriyordu

etlerinin acıyı duyabileceği ve bu mutlaktı


evet sokakta

günübirlik bir anda


ağrıyı duyabilirdik ve kaçamazdık ondan

duyuyorlardı karşılarında içlerinde herşeylerinde

ve azap yaklaşıyordu onlara

ve hiçbirşey karşı durmuyordu bana

Şehvet ve erkeğin çekip unutturması

Şehvet ve kadının unutturması

Ne ölüm korkusu

Ne de 'inandık' demek o anda


servetölümuyku

alındı onlardan

ayrıcalıksız tümü

delirebilmeyi dilerdi kurtuluş bilirdi

alındı onlardan

Ve uyku

Alkol afyon onlar

Ot

Ve intihar alındı onlardan

Çünkü ölüm alındı onlardan

Yalnız idrak sonsuz beyaz ve net

Ve yalnız acı vardı ortada

Işık yılları boyunda


daha ilk basamağında acının

kızgın çöllerde

aç biilaç ölürkenden daha sert

O ılık serin şerbet tadındaki ilk basamağında acının

Herbiri

En yakınını bile vurmaya hazır

Birnebze uyku için


(Martı

Açık iri kanatlarını vurmadan

uçurumun üzerinde

Rüzgara yatıp süzülerek

Tadı hoş bir gerçeği içmektedir


Bulut namütenahi

Kelebeksiz

Kentin üzerinde biriken sislerden

Evlerden birşeyler beklemekte


Sultan Ahmet

Ayasofya

Ortada Beyazıt Kulesi)


______________________________


(1) açık sözler gelmişti

ve açık sözleri açıklayan sözler gelmişti

ve açık sözleri açıklayan sözleri açan sözler gelmişti

bilenler için

onlarsa sözleri değil

tahtaları bile

yıkılmazdan önce ağlayan

anlamayan olmuşlardı.