İçeriğe atla

Sevemedik Müzeleri

Boyut

Saray illerine yürüdüm her hana asılmş resmim

Kapılarda biliniyorum adım ünleniyor çinilerde

Kadınlar geçiyor omuzlarında gözyaşı bezleriyle

Görünen ne! duvar yüzlerinde kemer taşlarda

İnen çıkan vinçler kayan ışıklar künkler

Toprağı bombalayan bent suları rüzgarlı yeleler

Derviş ayakların altında boy boy padişah bebeler

Güreş tutan vezirler ve bunlar körükeller

Ve incecik perçemler sanki çekme gözler

Meğer bir şehzade kılıç dönemeçlerinden geçiyor


Fenerler ki yakılıyor boşalıyor akşamı şehrin

Odalar dolusu çocuklar okşanmak için bekliyor

Son yağları bitiriyor fitiller

Yaşlı saray eşyaları yalnızlıktan eskiyor

Koşumlu iri atlar sert kaslar o eski soluklar

Nefes nefese kişnemeler yatak odalarına dalıyor

Ağır atlar örtülere

Çarpıyor çarpıyor


Saray içinde. Hayret içinde

Kristaller. Mahzene sızmış fısıltılarda

Eski hayatlar yaşıyor hala ve kapalı

Dudak ısırmış gibi iç odalara bakan kapılar


Soruyoruz kiraz dudaklı kızlar durdurup kır hayvanlarını

Hangisi sahte bu geçen dakikalardan

Hangisi hakl


Müzelerden yoruldun ama

Sen nakışlara dokun deli çehreli çocuk

Az bir yolun kalır nakkaşlara

Bir şehzade başı kesilir ve atılır

Dipdiri sürgünler verir saray gövdesi atlılara

Daluçları cönklere tenler Dicleye ve çöllere

Kutsal beyitlere bir menzil yol kılar


Sen sevgileri gögüsle ve ne olur anla.