İçeriğe atla

Nerde Bir Sevda Kelimesi

Boyut

Şu gördüğünüz masaya bir aşk şiiri yazmak için

oturmuştum sevgili insanlar muhterem konuklarım

Pazenle kaplama parmaklar

Elele tutup denizlerin üstüne basarak

Dalgaları mahçupluk duvarlarını aşarak

Bir aşk şiiri biçimlemek için başlamıştım.

Deyin ki resitalim

Çekiştiriyor bıyıklarımı yakalarımı

Konfenksiyoncu kızlar

Nasıl bilebilirler kimim nasıl tanırlar içimi

Kertenkele gibi duruyorum bir an altında tunç

bir güneşin

Papatyalar tenler

Ve zülfe dair bir anı sunacaktım

Ama urgan çıktı sevgili insanlar

bir de kör testere


İşkenceden olacak

Kaçamadığım içim

İşkenceci


Van gölü bir bozkır gibi batıyor önümde

Sor: Peki bu gemi

Ağır suları açarak

Hayır ilkin bir aşk şiiri için yokladım bordalarını

Titreşimleri sade ve körpe kımkırık uskurları


Şu var ki yine de bazen çarpık ağzı olacaktım

Piyasaya anlaşılmaz bir kelime tutarak.

Yine anlamadılar şaşkınım

Perişan mı perişan

Vuracaktım kanat

O taş senin bu taş benim

Mezarlık topraklarına yüz sürecek feryat

atacaktım

Aşkını işte böyle algılıyorum


O sabah bulutlar var yapma çiçekler gibi

Görüş uzaklığı onbinlerce metre

Elim dokunuyor her görüntünün tenine kalbine

Bu bir köşk bu da eli çıralı adam

Betonda bir gülümseme

Şair bir kelime daha uzatıyor

Saplanmıyor yine şaşkınım


Bunu duymayacaktım onu görmeyecektim

Başım harran ovasına gömülü

Bir rüyam vardı baktım ağlıyor orda

Dizleri kırık medrese kalıntıları

Sessiz ve baygın onbinlerce

Ateş gibi çölde serçeler gibi kavrulmuş açık

ağızları

İşte ne kadar sen desem

Bunları kavrıyorum aşkın diye