İçeriğe atla

Dağcılıklarım

Boyut

Parçlanmaktan arınmış evcil olan

Yabana koşar bir aman

Kaçıp kuytulardan

Derisini sıvazlıyan yangınla yalaz

Ve döşüne varan bileklerini

Kent

dev dev bir kedi sokulmalığı

belirdikçe daha ağır fakat hareketli


Yarmaktan arındın evcil

(yani

sofrada

elimle birlikte ekmeğe uzanır eli) kurtağzı

gibi istekli

herbir yaprağında soluk soluğa

o ulu insan

insan

yaban çiçeklerini


Sonbahar günleri sağlık ve istekle

sikkeler çaktım uçurumlu gövdene

Güvendim

Demiri alıp ısıran boşluklarına


Yüz metre kayayı

Yedi vuruşta indim

Hep birlikte omuzum

demir halka ay

gibi

şekillenen bildiklerim

O buzul yarda kar yataklarında

Dağla armızda

Yalnız ve yalnız

Dostluk vardı aramızda


Adem:

buzulun bıçakcısında öldürülmeden kelimeleri

peki ama nerede gururum

ne oldu ona demişti

Ak hafif saygı duyarak

Soyunarak dağ keçisi sargılarından


- ille dert mi ola alemde

- dağsözün dinledik iflah olduk


Cilo kar yalabı

Süphan halat aklı başında sağlam

Değişik gergin

Burulurken iklimin kar kırmaları

Her yükseklikte

Dağla yanyana durur bedenim


Cilo Cilo karağlarken

Buz kaymağı yanağın


Dağ ve hava blokuyla

ben

dağ hava ve ben üçümüzün

gözü yekdiğerinin zirvesinde

dağ insan zirvesine tırmanıyordu bende

hava yatay bir uçurumla karşılaşır hemen

en küçük bir korku kabarmışsa ciğerlerimde


Bu küçük urganın

Küçük derli toplu ve ejder ağızlarıyla

O uzak kişilik çığrışlarıyla

Altta ormanlara

Aşıp ummana kavuşan ulamalarında

(büyük kent - insan - ilişkiler - kitaplık vesaire gibi)

Bir öz konuşma başlar

Şiir ve mahalliler üzerine


eksi bir eksi onbir

eksi bir eksi yirmibir


1


Şimdi uzak su kaplan kası aşındırır ışıltıyı

Bir ipek ince halı

Serilir metabolizması üzerine ve dürülüp içine

Aşktan rençberliğe azamet eyleyen dervişlerin


Haydin kalkalım

Adaşım ve kanilişkim olan beyaz çiçekler

Kömüre başkaldıran kara açmamak için

Ve kadın vuruşundan başka

Yaklaşım bilmeyen böcekler


Şimdi uzak şu kadar

Durmadan olaha habire


2


1974 yazında

dünyada

toprağın hırçın çalkantılarından yadiğar

sarp üzerine sarp bir tepesinin önündeyiz

tüm hazırlıklarımızla


o kış başparmağım donmuştu

yeni yeni çözüldü donu


Şimdi ulanıp dolanıyoruz urganlara

Yükselirkenlerde

Solucanların toprak yemesi gibi durmadan

Etimden geçiyor dağın derisi


Biraz daha


Karlar başlıyor

Ve ecdadım nasıl oralara tırmanmışsa

Kanımda bir gürcü beygiri

Tesbih gibi aklımı çekerek

Götürüyor oralara

ve sonra açlığın verdiği korkularla

bir kaygı basıp giriyor içime

Esenliğimi - dedim ki

ben gidiyorum

ardımdan postala


Bir tek an'dır dağcılık

Sineğin camda

kımıldamadan

durduğu bir kaç saniyeyi hatırla


Ve ne uzun oldu duyargalarım

Şimdi kayanının yapısındaki tuz

granit

fosfat

alüminyum

demir ve çarpıntı yataklarından

Aşk ihtilacındaki bir delikanlı gibi geçiyorum


Sanki

Duyargalarımın

duyargalarının

duyargayarı ile

duyuyor gibi


O yozgatlı çocuk

ayak bileğini tuttu - Kırılmıştı


O gibi

daha inceleri

dağı fobilerden uzak

teknik-sağlam halat-

uçurumlardan bakabilme yeteneği

düğümcülük sananlar

dağcı bir kere hata yapar tasasıyla yatıp kalkarlar

Düşerek

Çarparak koldan ayaktan

ve belden kırıldılar


Ya o niksarlı

üzgündü

buzul görmeye dayanamıyorum

demiş

ağlamıştı


Ya gaziantepli fazlı

krater gölündeki kar suyuna atmıştı kendini