İçeriğe atla

Çölde Gizli Bezginler

Boyut

bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yağmur sıcağı gibi

öptüm sonsuz gidişinden. saçlarının seyriyle seni


yolları aşklara davul çalıp çağrılmış yalnızlarla dolduran

akrepleridir duygunun. karanlık ordulara güneşsiz sokulan


bunlar canlanınca ne ateş kirli taşlar ne böcek

şakakların sıcağında kuytu bir ses büzülüp ölecek


sabahsız kuşlara koşarsa durur mu evreni omuzlarında

bahar şenlikleriyle. sürdüren ellerini yangın borularında


şaşkınlıkla başladı bu atlar bu savaşlar insan buluşlarından

burda biter düğün. gidilir mi evin soğuğuna çölün sıcağından


gemilerimiz saklanır. ağzımızda bir aşk kaçışı vardır buluşmaların

saplandık tadına. durduk alnında yüreğe vuruşların


yollar sellere gider. açılır parklar artık kuşlar dağılır

bir aşkı gözyaşlarıyla bulvara çağırmak hiç keseye mi kalır


çizildi yalnızlar. senin gelişin ne de süvari köprünün diplerinde

geçer üstümüzden yağmur alan donanmalar. kürek sesleriyle


koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından

sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından


oturur iki bakış ormanından gerilip bir masayı kollar

uzayıp uzaya giden akrebe katlanıp zincire gelmeyen yolcular


bu bizim sesimiz denizlere ateş gibi eller açılır ortasından

su konuşmaz toplanmaz kuşlar. Ne kazandık yaşamamızdan


biz harcandık anam hem kelimesiz kapandık

sevgi ektik. Sonsuz seçtik. Beğendik. Ama toprağı kazandık


sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle. Yalnızlıkla ben kaldım

sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım