İçeriğe atla

Ben Dirimle Doğrulurken

Boyut

Sis boruları ötmeğe başladı yavrular

Şimdi oradalar - Aşk delice kımıldamalı yatağından

Sen bir yıldız kaymasıyla yatağından

Üstüne alevleri alarak

Kemikli bir aşk gencinin kollarından tutarak

Sen kanın damarlara tutunamadığı anlardan

Beni karnınla

Bir göz boğuşmasına daha kandırarak

Bul içe kapanık hayvanlarımı yalvarmalarınla

Üzülmüş

Belki dünya ile horlanmışım


Ansızın çık oradan görün orada

Bu siyah basmış kara akar deme -

Başka olmalı gövdemi denetleyişin

aşka hazır olan

... LARDAN. OKADIN'lardan


Halk aşksızsa sokaklar

banka dükkânlarıyla doludur

Ellerimi kâlb olmayan sularla

ıslamaya alışır o kızlar


- işte artık kaçmak - işte durmadan karşımızdayken bile -

- ılık ev girintileri

gizlesin daha köprüler

karanlık bedenleri


Her şey onlara göre - yamandırlar

Ansızın melek bekliyorum eski türk ezgileriyle

Senin Asya'dan hiç yontmadan zarif bir cep saati yapışın

Asya Asya ve Asya diye yalvarışın

Sana ansızın alın yazımı ve kendimi ekliyorum

Aşka hazır aşka aç ve davetli

Ansızın melek bekliyorum

Asya ile ayağa kalkan

Melekler ellerinde gelenekle

İçinden hızla süt akımı geçiren mızraklar


Boydanboya girdirmektedirler gövdelerin içine

Nar doğuran - dikkatle nar doğuran

Hayvanı ve insanı aynı teklifle doyuran

Nazlı baharlarla


Hiç ağlanmadı

'Biz çetin adamız ha' ayrıca söylenmez

Anlaşılır

Ne yavuz kışlar

Kurt sıyrığı ayazlarla

Ne evren depdebesi bahar

Gerdan kırıp mendil düşüren kızlarla


Ayrıca söylenmez

'Biz çetin adamız ha'


Doymuştur aşk bu gece en son buluşlarına kadar

Sen meleksi kadın bu gece kendini vermekle

İkiye yarıldım

Sen meleksi kadın bu gece

1000 yıl adına bilinmekle


Sen melek uyarmalarıyla

Uyarılan erkek

Bu gece bir şehvet azarladı

Hayvan kovdun

Yatağını yüceltenlerden oldun


Şimdi ev gebedir


Dağ kuşlukla uyanır - varsın uyansın -

Önce hafif bir uyku sisi

Tanrı evvelsiz sonrasız bir iklim gibi ordadır

Daim

Melek kanatlarında hava görünmez

Uzaklar yinede görülür

Ay dostlukla anılan bir komşu evidir


Kıl çadırlarla devinen o kavim göçü

İşte o kavim göçü

Dağlar ilk kez bizi

Çıplak ete kavuşun aşk sandı


Kadife döşer gibi toprağa işte öyle yürüyen

Ilık bir hava bürüyen

Gözleri o - rengarenk gözleri çocuk gözleri develerin

Çözülür ayakları


Kavim bu

Boynuna kan yürümüş

(Gözüne bir şey görünmüş)

- Nedir o görünen / susalım /

Hayat her zerresi uyarılmış gibidir

- Çok acele

Kâlb bir bohçanın içinde atmaktadır


Omurgasından mızrakyürüyor kavmin boynuna

Develer en som bir duruşla - Raptedilmiş

Çocuklar ağızlarında Ey Nazlı Ölüm

Ey Nazlı Bahar Marşlarıyla


Bütün bunlar nedir - sorulsa

Sorusuna

Ne can ne cevap kalmıştır

Kavim donmuş deve mıhlanmış

Kadın ateşle ateş doğumdan önce

Sığırlar kendi kendileriyle

Göz göze kalmıştır


Kavim seferidir evinden ayrılmıştır ama

Kendine varılan ilklim ve toprak

/ VAKİTTİR / namaza durmuştur


Bin bireydir kavim

Bir tür kararla eğrilip doğulmakta

Her candan bir cana

Bir candan bir cana

Sonsuza değin

Bir tavır bolluğudur kavim ama

Nihayet vaktidir VAKİT


Bu duruş en zarifi duruşların

Gidip endamlı dağlara

Beğendirmek için yeni gelinleri

O iklim kullanılır hep

İnsanın en bilgelerini

Onlarla karşılanmak için baharda

İklim aranır herşeyden önce her olayda

Şerbet taslarında

Bir topak okunmuş şeker dedenin avcunda

Genç bir kız kadar ağırdır

Bileceksin ey çocuk

Tatmıştın onu geçen baharda da


Kavim uyanan toprağı

Karşılarken - Uyanıktır -

Kavim Toprağı

Devirirken - Uyanıktır -

Kavimden biri varırken toprağa

- Uyanıktır O ve Kavim

Vardıktan sonra toprağa

Gaflet uyandırılmaz - kavim uyanıktır


O anne gibi verimlidir besmele çocuk için

O erkek

Karpuz dilimi gibi ortadadır

O en yaşlı gelin

Ocaktaki çorbayla birlikte tütmektedir

O kavim için


'Kışları göç içinizedir' buyuruluyor

Büyük çadır en sevgili düşmana emanettir

Çorba dağıtılsın nefes ve el dağıtılsın

Yer ötesi ve yer eşit alınsın

Kadın ve erkek eşit durmaktadır - kadın arkadadır

İnsan hayada ve tanrıdadır

Ki kış ortasında kardan - bir duayla sıyrılıp

O derviş ağaç kupkuru dallarında

O meyvayı büyütüyor

O tiyek

Bir salkım - müthiş - üzüm

Uykuya tez doyanlar için


Saçlar uçuşur havalara sevinçle

şarkı şarkı içine

Cenkle bir üstün haberleşme ile

İnsandan insana hep akıl ve sezgilerle

O coşkun mutlu savaş dülgerleri

Kalbi çoğaltan bayramlar açtılar

Şimdi de açtılar

İşaret verin ve açtılar bütün köprüleri


Deniz yüce bir soluk denizlidir - rotalar denizin kendisinedir

Kaptan sancakta bir tek an yaşamak yoluna

Bütün bir ömür ağartmıştır


Işıklar çoğalıyor içimizden birine

kime bu davet

Limanı dolduranlar yanan insan meşaleleri

Yüzbinler taş kulelere yaslanmış söylüyorlar

- Rüzgar nereden eserse essin güzeldir

Alevler bir ayrı alemdir

Dirlik sevinçtir - göç içimizedir.


Aşktan sonra sarhoşluk günümüz ülkemizde

Sevine sevine

Sağlığının elleri uzansaydı dağların eteklerine yer'in şarkılarına

Aşkın mağara kovuklarındaki şarkılarına

İlkel bir duyguyla bağırır kalırdım

Yöremde mor lekeler gibi duran

Bir basamaklı melekler ve gelenler olur birden

Bütün meleklerden bir melek

- Bak diyor bakıyorum

ve bak diyor


Ellerimi bıçakla yontacağım deniyor

İlkel bir sevinç destan ve kan

şiir en safından

sonra soyut heykeller


Hiç düşman yok - üzgün söyleniyor

- Olmayacak mı hiç

Eziyor gururum onları

- Görün ey güzel düşman ey güzel düşman

Saraylarda geçti ömrüm seninle


Yüzüm aydınlık bakar elemlere

Yangın yerlerine

Coşkuyla selamladım bütün bayrakları

Düşman kadınlarını


Tanrım bu dağları da sen yarattın

Bana kattın

Bir bir okşadım

Sema yapan kırları


Alemlere kalbimizi yeniliyoruz ve tutuşmuş geliyoruz

Yeryüzü batarsa batsın dayanamayıp o kavmin

çadırlarına


Develer de tutuştu

Onlarla ayarlandık bir devinim bir devinim

arkasında bütün devinimler

Kum kendi raksında beden aynı raksda

Karın bacaklara ulaşır öper onları ve uzaklaşır

Aynı yönde ve aralarında bir dünya vardır

Göğüs ahenkle havanın direncini kırmaktadır

Kalb başa ve guddeye en yakın sırlara göre

Kumu ve balçıklı toprağı

Ağacın ve kayanın dizilimini


O tek kuşun yalnızca süzülüşü

Ani bir haber gibi salt bir kez ötüşünü

Dinliyor kumu balçıklı toprağı

Ağacı kayayı ve kuşu


Uyku beladır göç içinizedir

Sabır ve zaman içinizdedir

Kadın ve çocuk içiçedir


Güneş vurmuyor- öyle söyleyin - üzerine döşeklerimizin

- Sokuluyoruz besmele ile kadının toprağına

(İşte böyle söyleyin)

Öyle ki o kadınlar

Bağlasınlar doğanları tanrı bağlarına


Melekler kırmızı yanar

Kalbe tutuşan herşey kırmızıdır

Hele kalb hazırsa

"kentten" bir er kalkar - Onun eri

Kollar semayı deryayı korkularından

Yoksa aşk hemen kaçmak mıdır dağımıza

Söyleyelim ya hay ya huu

- Yolları aydınlık kıl Yaradan


Kanla bir sabah

Akşam kanla


'... ateş.. ve öldüm...' deniyor

- Oysa sorular verilmişti ona


Sorular yığılmış

aynı kaynaktan olana

Işık ve karanlık hakkında


Bu nasıl uzun uyanılmaz gibi

- Ateş ve öldün uykuyla


- Kurşunla yoklanması bir sorudur geri kalanlara

Taze doğanlara

Şehzadelerden de sorular kalmıştı ona


'Biz artık gitmeliyiz dağımıza anneciğim

Yorgun geldim savaşmadım ama

Bir ceset gibi ayaklarının dibindeyim'


'Biz artık

Gitmeliyiz dağımıza'

- Hayır olmaz

Durmalıyız burada şahinim


'Kezzap içsem

Daha kuvvetle can çekişirdim'

(dertten çıktık) söylendi (güzel bir kurtuluşa yöneldik) dendi

Heykel bekliyen kımıldamış

Abesle elele ahbab gibi

Avazı çıkınca bağırmıştır


- Durmadan deniyor ki vatanım neredir

Heykel ne diyor

Konuşmaz heykel

Felçtir


Karşılıklı

- Kaslarımız karşılıklı kasılsın

Olsun

- (Kalbimiz tüm insanın namına) iddiasında

- Dertten çıkmışsın ötekine kavuşmuşsun da

Diyor ki diyor ki

Geçmiş nedir kavim kimdir dert nerdedir


Kırbaçla ayağa kalkarlardı

'biz artık... anneciğim.. dağımıza..'

ruhum geçer bedenine yüz bin kara nokta yemiştir soyrad

..ve nasıl olan oldu - o ve yeni uygar dostları

Bir noktalar anlaşmasıdır fabrika baca ve duman

Anne onları kapıya kadar uğurla gel

Delinen böğrüme bir sed geçer

'yapmayın yapmayın' çığlıkları

Güneş doğsun mu doğmasın mı kararsızım

Başlarını bana çevirmiş büyük baş hayvanlar

londra moskova vaşington berlin pekin

hava ceryanları sarsılan ikindiler

korkularımız intihar dönemlerinde

kötü bir alışkanlık peyda olmuştur

bağ budama hasat zekat

evlenme hoş görme

Buğday ve ekmeğe saygı göreneğine doğru

- İnce bir düşman yönelmiştir

- Hayır içimizden yönelmiştir

- Oh oh dıştan yönelmiştir

- Dıştan ve içten mi yönelmiştir

- Ne yönelmiş ne yönelememiştir

- Yönelememiş önele Miş


'Ey örtülerle donatılmış Mustafa'


- Oğlum sen artık

şarapnel gibi yağmalısın

düşmanı güzelce vurmulısın


'...biz artık dağımıza.. anneciğim..'


(Komşudan o ölü de kalktı

Boşluğuna bir kırbaç uzatıldı)


(Çoktandır şu maraş kalesi hatıraları elinden alınmış

bir taş yığınıdır.-onların yerine bilardo masaları konmuştur-

şalvarlı şövalye ve kovboylar bilardo oynamaktadırlar)


-Uykum geliyor kaderim yorula geliyor buz gibi eller

Bu yaz hayatı beğenemedin aklımda kandan gökdelenler


Ey aşk /.. ve ey aşk mı dedin../

Onlar küçücük küçücük gördü sana seslenenleri

Gücendirilmiş gibi kayboldun

Yerine piç döller yolladın


Komşudan o ölü de kalktı

Köyde devinimdir kırışık alın derileri kımıldar

Kaş ve kalb zorla - kıvranarak

Erkeklik ve kadınlık

Ölümün önünde değersiz ama siperdedirler


Bir değişime gibidir azrail -

Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar

O yere o ölü

insan kalabalığında ansızın bir boşluk açılmıştır

alın kımıldasın

kâlb kıvransın

Gölden ansızın bir tabutluk su alınmış gibi

Bütün köy kımıldayacaktır / göl gibi


Azrail devinimle çevirir bir gölü

Bir insan kası - kadını kavrayan elleri

mezar kazar toprak karşı komaz aralanır

İnsan mezar kazar arada bar bar bağırarak

- Ey süleyman oğlu nalbant izzet - nice rençberlik ettin

Güneşin alnında bakır gibi göverdin


Toprak kaz arada bir ölü görünürlerde mi bak

- ahmet mehmet hasan hüseyin paytak mahmut babası

hacı izzet süleyman oğlu hey

nice öldün

neyledin

nasıl becerdin


Köyden o ölü kalkar

Süslenmiş kordelalar takılmış bir koç

Kapıda tabut tahtaları arasında beklemektedir

Bayram değil seyrandır

Aşk aceleyle oraya buraya göz gezdirir

Sevgi sabırla ahır kapılarından süzülmektir


Köyden o ölüde kalktı

- Sen de kalk hayvan sesleriyle yuvarla

Köy bir ahenk kuşu sesi çıkararak

Kasabaya bir ölü haberi uçursun

Minarelerden ölgün bir kol gibi sarksın ölü selası


/. Ölü ilk müezzin - minare uyarlamalarıyla dirilmektedir

Köyden kasabayı dürtmektedir. /

Bedir efendi durur selayı dinler - Kim'ola -

- (Ben yüz yıl oldu babasızım) boğuk

(Çukurovada eski kale burçlarıyla itişirdi akranlarım)

(Sağ elim sualtı zengin bir köydü damağımıza kadar pancar)


(O ufak çocuklardık - Bakışları)

(Olmaza karşı koyuşları)

(Şimdi köy acı'dan eğilmiştir)

(Ben ölümle eğiliyorum)

(Barsakları düğümlendi koyunlarımın)

Bedir efendi durdu selayı dinledi - Kim'ola -

Evlerden yarış atları gibi çocuklar fırlar

Daha ilk namesinden alırlar ölüyü

Burunlarıyla kim ölmüş sorusunu soluyarak

Yokuşlara bir nefeste bayılırlar

- Öyle bir çocuk tanıdım

Karşılışınca başka çocuklarla hızlandı


Minarenin kapısında bir çocuk halkası

Müezzinle inecektir ölü

Ölü çağırır çocukları alıştırır camiye

Ve ölüyü eve ulaştıran çocuk

Kutlu çocuktur

Taşıdığı haberle masum onunla dopdolu ve büyük

Ölü adı taşıyan çocuklar dönüşlerinde

Şehri ağırlaştırırlar - Minare yükünü atmış

Yeniden serpilmeye başlamıştır


Süleyman oğlu hacı izzet evlere

bir sepet incir gibi dağıldı

evlere süleyman oğlu hacı izzet


Müezzin kıs kıs gülmektedir

kasabada evler - bir hacı izzetin varlığını bilmemekten -

keder içindedir


nine: kim'ola hacı izzet

birazdan halk top gibi patlar

- kasabalı değil hacı izzet bülbüllüdenmiş

- oh oh bülbüllüdenmiş

bütün evlere şimdi büyük

büyük bir memnunluk çağlamaktadır