İçeriğe atla

Sarı Saman Hatıra Defteri

Boyut

ihsan y.'e


ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde

siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli

okuldan mı kaçtım, evden mi, söyleyemem

titrerdi ellerim uzanıp düzeltirken yüzünü

dudakların Bastille'di, yanılmıyorum,

gözlerin, en çok o körkütük gözlerin devrilir ve

uzun uzun susardı, gözlerine su veremezdim,

tek bir imge taşımazdı birbirimize duyduğumuz his

şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık,

bakardık karşı karşıya geçip, hatırlıyor musun,

yalnızca bakardık!

dipsiz, yalansız, ölüme davet eden bir bakmaydı bu

hepsi hepsi aşk!

senyör aşk, mösyö aşk, mister aşk, bay aşk!

şiirsizdik, bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık

bunun için terasa çıkıp aşağı bir gül atmıştık

bunun için rıhtıma inip denize bir gül atmıştık

çaresizdik, sevda biraz da soygundur, işte


sevda biraz yakayı ele vermektir, mahkemelere düşmektir,

ben masumum diyebilmektir biraz da sevda,

bunu biliyorduk, bunun için ağlamıştık,

uyanır uyanmaz başlıyorduk ağlamaya

sarılıp sarılıp ağlıyorduk

yorulup uyuyana kadar ağlıyorduk sevgilim

dokunuyorduk su deyip suya deyip su içen kelebekler gibi

susuz kalan gözlerimiz gitgide ağır ağır soluyordu

o gül, gitgide ağır ağır soluyordu rüzgarla

tenlerimizde tenlerimize ait birşeyler dokuyorduk

oysa ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde

siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli

dayak mı yedim, dayak mı attım, söyleyemem

senden bana seken bir yürek

ki yürekler sarı samandan hatıra defterleridir

senden bana yansıyan bir ışık

ki ışıklar elele tutuşup geri çekilirler

senden bana damlayan bir çiy tanesi

ki çiy taneleri ancak biri öldü mü dağılırlar sessizce


komşularım senin hakkında konuşmuyorlar

başlar öne eğik, dudaklar bükük, omuzlar çökmüş

resmini indirdim duvardan, adını unuttum ne tuhaf!

karakolda kaydın yok! hastanelerde yok!

mezarlıklarda yok! gittin!.

bir gecede hazırlanıp bir gecede gittin!

bana bir gece bırakıp yanına bir gece alıp da gittin!

kırmızı çoraplarından birinin teki kalmış!

mor çoraplarımdan birinin tekini götürmüşsün!

ben de mi gitmeliydim

yürüdüm! bir kentten bir başka kente yürüdüm!

gittin! inanılmaz!

sana abi diyecektim, dedirtmedin

sana oğlum diyecektim, dedirtmedin

bunun için ağlamıştık, komşular bizi şikayet etmişti

eve gelen ziyaretçiler üzülmüştü

bize gül getirmişlerdi

bize üzüm getirmişlerdi

bize aşk getirmişlerdi

bizi kendimize getirmişlerdi, bunu biliyorduk

bunun için ağlamıştık


tuvalette bıraktığın atleti buldum!

kokladım! köpekler gibi kokladım!

yola çıkıp kokunu aradım izini bulurum diye!

gittin! inanılmaz!

senden bana seken bir yürek

ki yürekler zaman zaman dengesini kaybeder

senden bana yansıyan bir ışık

ki ışıklar küstüler mi bir daha barışmazlar

senden bana damlayan bir çiy tanesi

ki çiy taneleri daima acıya müdahele ederler

oysa ısrarlı bir çocuk gömleği var bu gece üstümde

siyah, cepsiz, buruşuk ve kirli


senin bu gömlek

senin bu pantolon

artık yalnızca eşyaların

artık yalnızca eşyalarını sevebilirim

artık yalnızca eşyalarınla ağlıyoruz

en fazla seni özlüyoruz

bunu komşularım da öğrendi

ziyaretçiler de öğrendi

bir sen..

bütün aşk şarkılarını söylerdin

bütün aşk şarkıları sana yazılırdı

fakat artık sen yoksun

ölüm koynuma sokulsun, beni soksun,

zehirle beni ey peygamberim!

tanrısıyla sevişen peygamberlere kitap iner

bu gece üstümde ısrarlı bir çocuk gömleği var

galiba düğmelerini çözeceğim!