İçeriğe atla

Ölümü De Kusacağım

Boyut

çınar ağaçları olum orucunda

haşarat ayaklarımla geldim geceye

bu şehir şimdilik surda unutulsun

uzun bir bıçak vardı ya avlucumda

kendi kendini kanatırdı sessizce


sevdiğim adamın adi: sokak adları

sokak atları ve sokaksız yalnızlığım

içimde tuzlu bir magma taşırmışçasına

yüzüme geldim yüzümde kuru cam yaprakları

camlar dediysem inanmanız da gerekmez

pencerelerden sarkıtılan

kaçık erkek çorapları.. aaah!olum!

zulmettikçe hicvedeceğim seni

içeceğim anasını satayım

kusacağım da! her yere bakan gözlerimle...

tut elimden İstanbul!

tut elimden pis orospu!

tut ki elim sana bir mektup gibi kanasın

tut ki elim bir an olsun sıcak

bir an olsun bir sübyan ağlayışı gibi

imzasız kalsın!