İçeriğe atla

Karo Valesinin İntikamı

Boyut

bilmeden, sormadan, ağlamadan

neredeyse eğiliyordum dumanla;

kasatura ve vals

cinnet ve raks

doğrulacaktı iyi iki ayağı üzerinde gömülü

durduğum yorgun buharlardan;

gümüştüm.

gümüştüm, bunu söylemiş olmalıyım!

alüminyum bir el aynasıyla geçmişti çocukluğum

bakır bir boy aynasında bir asırlık kapris

ve ete, ve ete misafir gelen harcai duam

olgunlaşıp dökülmüştü birer birer his his...

neden tekrarlanıyordum hiç değişmeden

hiç bilmeden, hiç sormadan, ağlamadan..

ölü doğmuş, sufli bir uzak akraba gibi

kabullenmiştim

aşkı motosikletimin arkasına almayı;


gidiyorduk: otobandaydı

64 model maceram,

orada ucuz nefeslere çan

takmış yanlış

hayvanlar,

bir öcü bir yalnızlık yapmak için

bir ikramı bir red saymak için

safdilli, orospu ve şeffaftılar

onlar, lüzuma açtılar

onlar, mütevazılığa açtılar

onlar sıraya girip sırayla rahmimi açtılar!

rahmimde halayık cesetlerim

ve dört bir cihana kıvrak, meşhur böcekler götüren

rock-jazz ya da new wave kalbim

ya da kalbimin solo iktidarını elinden alan

meşgul mahşer kalmıştı. Kazılmıştım.

içimden tarihi bir intihardan başka birşey çıkmamıştı!

gümüştüm. ölmüştüm. gömülmüştüm.

sessizce. Bunu söylemiş olmalıyım!


size kendimi akıtamadan gitmiştim;

açık denize ulaşamadan sürünerek kuruyan

asil bir ırmağın son asi damlasıydım,

kirpiğinizde kalmıştım, tahakküme takılmıştım,

yatağımdan derinliğinize düşememiştim;

siz bir bardak suydunuz, ben en çok bundan korkuyordum

anneme sizi anlatmıştım o kararmıştı

dışarı çıkmış içersini tabiata ihbar etmişti;

neden yine çöpadamdım hiç büyüyemeyen

hiç bilmeyen, hiç sormayan, hiç ağlamayan:

dört kez ağlamıştım topu topu zaten:

birincisi, okumayı söküp çıkarttığım gündü zamandan,

ikincisi, ilk sertleştiğim dirim, ah o mel'un çığlık,

sonrakini, söylemedem de olur,

son kere, gümüşü işittiğim o körkaranlık!


bugün hep ağlıyorsam kızmayın

çünkü doğarken hiç ağlamadım ben!

bunu söylemiş olmalıyım!

çünkü doğarken hiç ağlamaz ibneler!

ama, otobanda, sürerken 64 model maceramı

orada, zavallı şefkat misyonerleri

zavallı küçük yabancılar

zavallı kitapsız peygamberler

zavallı erk pezevenkleri, yani sizler,

aldırmayarak kasvetinizin hışmına ve

kendinizden bile habersiz

kanatmaya başladınız ricamı

cahilce, aptalca, önlemsiz!


ah ne yazık! ah ne yazık!

tatmin etmedi hırsınızı bir türlü

ölü ele geçirilmiş aşk mektuplarım!

asla coplanmadı

kurduğunuz hayallere kalkan çükleriniz!

siz, virajsız yolların sözde usta sürücüleri!

siz, yokuşaşağının kolaycı sözcüleri!

bilmeden, sormadan, ağlamadan

az daha eğiliyordum dumanla;

ben ananızın.mıyım

haydi durmayın

..kin beni! ..