İçeriğe atla

Bıraktın Beni

Boyut

şeytanın beline sardığı kuşakla bağlayıp gözlerimi

bu korkunç tuzlu yutkunmanın orta yerine bıraktılar beni

bıraktın beni

o tahta balerinin yırtık bacaklarında benim tebliğimden

bir yansıma bir sıçrayış

gece üçte uyanıp başladım alkışlamaya,bıraktın beni;


yazı sorguya aldılar

işkencede kısa kalbim

dolaşıyorum yeni yanmış lisenin koridorlarında

da sözlüye kaldırılıyor ilk sevgilim intihar

ben hiç ders çalışmadım senden başka, bıraktın beni;


kibar bir orospuyum ben, bunu da yazdım kumsala,

tırnaklarına gözyaşı ojeleri süren


artmayacağım, eksilmekti sevişmelerimiz

bunun için her gün bir çocuk öldürüyorum

parmaklarım bir ferman gibi açılıyor gırtlağında

bir güle saati sormak değil mi çekip gitmenin öncesi

eğilip bir kediyi okşamak olmasın

geri gelmek istemenin en büyük delili;

bıraktın beni.

yanıtım: anlayacaktık zaten sıkıldığımızı ve bunun

böyle bungun, kırışık sürmeyeceğini

kahverengiye çevirdi yaşadığım sevdalar beni

türkçeler yetmedi karardıkça parlayan şarkıma

girdiğim bahçede yitti sidikli ömrüm

sanki

bir tren raydan çıktı vücudumda

bıraktın beni.


yıkandım ateşin suyunda

gümüşlendim kurşunlandım

neşter perisiyim şimdilerdeyse

yüksek sesle güldüm buna

bunu da- bunu da yazdım kumsala

kendi çevremi

üçyüz altmış beş günde döndüm sana döndüm dön bana


kurtarılmaz ayrılıklar mı yaşıyoruz çarparak söğütlere

uğrunda ölünecekleri mi gömüyoruz güneşin battığı yere!

aşk, çekim eki almıyor,başka uyaklarla kalıyor ayakta bıraktın beni

aşk, artık korkak bir zamir gibi

sabah akşam sağına soluna jilet atmakta

bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta

yalnızlık okuma-yazma bilmiyor

siz sürdürün kentinizi

komik sarhoşluklarınızı- sahte öpüşmelerinizi

girin kalabalığa pazaryerlerine otobüslere bıraktın beni;


kaybolun yüzünüzde

siz sürdürün kentinizi

yangınınızı ben alıyorum, depremlerinizi

sel baskınlarınızı, salgınlarınızı

afetleri götürüyorum muazzam aşklarınızdan


şeytanın beline sardığı kuşakla bağlayıp gözlerimi

bu korkunç tuzlu yutkunmanın orta yerine bıraktınız beni!

içime beton bir martı döktünüz

içime batırdınız ceylan kemiğini!


sevgi kubilay'ıydım ben

keserek bileklerimi nankör bir testereyle

kopuk ellerimi dolaştırdınız bir sopa ucunda tüm yeryüzünde

şiir yazdırmadınız bana şiirime döndüm sana döndüm

dön bana


siz sürdürün kentinizi

ben sizin payınıza nasıl olsa

yaşıyorum trajedilerinizi

muazzam aşklarınızdaki!