İçeriğe atla

Tragedyalar I

Boyut

KORO


Çünkü bir bir yıkılmakta açsanız radyoları

Sokaklar, köpekler, tanrının bütün eşyaları.


EPİSODE


Biter elimizdeki şey, biter her şey

Kalırız, kan gibiyiz, donarız bir tanrısalda

Seslerle ve kırık tırnaklarla

Ve donar çılgınlığımız: gemilerde hiçbir kaptan yok

Yok, çünkü denizler kocaman, ölüler büyük

Bir soğuk ay soğuk ve tenha

Duyulur. Yalnızlık mevsim olur

"Ki çiçekler kendilerini toplar orada"

Ve zamanlar boğuşur, sırasız, biri bir ötekinden kalınlaşır

Düşer çay saatleri, anılar kalır

Sızar ölüler burdan bembeyaz masalara

Kahvelerde bilardolar hem solar

Silinir ve güneş gözlükleri takılır bir daha

Yazılar durur, telefonlar susar, son pullar yapıştırılır

Bir şeyler eksik kalır usul ve bakar.


KORO


Biz ki bir güz artığı, erkeğiz hem de kadınız

Doldurulmuş bir geyiğiz, korkarız, açıklanırız.


EPİSODE


Ve kalır yılgınlığımız: gök bırakılmaktan doğan bir yaratıktır

İçer içkisini, geriler

Bardağında bir ölü; hem ölümsüz hem ölü

Onca bir alışılmadık. Daha çok özgürlüğü

İle kararsız, yalnız, mumyalanmış bir öykü

Bu ölü.

Bir de var ölü değil. Değilse

Çünkü her gün ve böyle bir şeyler gerekirse

Aramızda bir şeyler, ürperten sürgünlüğü

Bizlerden bizlere doğru ne gitsin bu vakitlerde?


KORO


Yenilmek olunca korku, suyunu

Sindiren, sindiren kayaların renginde

Aramızda bir şeyler, bir sessizlik sözlüğü.


EPİSODE


Bu odur ki, biraz kin

Kayalaşmış saçlara o taştan çiçeklerin

İçinde kayalaşmış, boyası kesin

Kin

Ağrısız, sorgusuz, bütünü sevgililerin.

Bir gün ki tanrısız ve bavullarsız çıkagelmenin

Gölgeli, ama hiç anlaşılmadık bir istasyonunda

Olmakla ve soğuk hormonlarla

Birinin bir ötekinden anlamsız güzelleştiğinin

Çağrısıyla çoğalan her günkü gazetelerin

Hep aynı bir yürekten atılıp yorgun

Doğasız, bungun, bir gidip bir gelmelerin

Ardında ve kırık tırnaklarla

Ansızın kurduğumuz bir imge, bir efsanenin

Bizi tam böyle tutan yasalarında...


KORO


Ölüyüz. Ölüler kendilerini toplar orada

Çağlar ki kalınlaşır, gerilir, eylemler hazırlanır

Düşer kan saatleri, çarşılar kalır.


EPİSODE


Kan! acısıyla oluşan bu sonsuz nedirliğin

Kanı ve serin

Akşamları seslerimizin değiştiği saatlerde

Her şeyin bir türlü kaldığı, içimizdeki bir şeyin

Durmadan bir türlü kaldığı ve böceklerin

Kaygısız benek değiştirdiği. İşte o saatlerde

Azıcık olmak için

Kan!

Çamuruyla bulaşan sayısız eylemlerin

Utkunun, aşkın ve yenilginin

Sonra her şeyin artık, birden her şeyin

Yıllanmış isteklerin, ateşsiz cehennemlerin

O ölüm günlerinde, o süssüz törenlerde

Alanlarda dirilen korkusuz, yeğin

Kan...


KORO


Bile bile, öykü öykü, gibi gibi

Bir kenti aradığımız, bir başka kentin

Adıyla aradığımız ve asıl bulmaktaki

Çözülmez güzelliğin

Kan!

Hem sonu hem doğuşu en gerçek ilkelliğin.


EPİSODE


Oysa hep böyle avuçlarsız ve bavullarsız çıkagelmenin

Gölgeli, ama hiç anlaşılmadık bir istasyonunda

Her gün bir yerlere doğru sayısız tren biletlerinin

Gişeler, soğuk su ve güneş gözlüklerinin

Kayarak sallantısında

Kayarak, bilmeyerek, ve asıl hiç aldırmayarak

Boyutsuz, dingin, çaresiz bir geyiğin

Doldurulmuş bir geyiğin koşarak korkak

İçkiler, içkiler, o tekrar içkilerin

Yeni açmış yapraklarına

Kurarak yapısını hem aşkın hem ilgisizliğin.


KORO


Bozulduk. Ve bozuldu alınyazımız. Yalnız

Kuşandık yastutmaz giysilerini SENİN


KOROBAŞI


Hepimiz tanrı kaldık, kimse mutluyum demesin.