İçeriğe atla

Oyun Oynayanlar

Boyut

MENZİL CAMBAZI

I

Tam orada, kuru ağacın altında

Ey gök, gülümseme, kayboluyorum.


MENZİL CAMBAZI

(Ağacın kurdu içinden olmazsa ağaca zevk yoktur)


II

Vardı ki bir menzil cambazı pembe iskeletini

Sığdırıp kan kırmızı ölüsünün içine

Doğrulur, evet, oyun özgürlüktür, der

Asar kendini sonsuz deve kemiğinden çengeline


Onurudur anlaşılmamak elbet

San saçları sarı kalbini örten onun

Ki bütün gün bir damla gözyaşının içinde


Bir gül bas oraya, tekrarla kalbini.


MENZİL CAMBAZI

(Çerçi ne satar? Kalbindekini satar)


III


Odur kasabaya her gün bağıran bir çocuk

Taş kesilen bir oyuncuyu anımsamaktan

Yankılanır: paşmağı ince nohudî

Bir boynu ki gök doyuran soyundan


Bir tek evi bile olmaya olmaya olmuş bir kentten geldi

Ufuksuz günlerinde bir han soluyan buraya

Bunaltısını sümbülî bir kuzgunun çektiği

Ve götürdüğü yaz saydamı bir menzil cambazına


Ve odur

Uyanınca her zamanki uykusuzluğundan

Sevilmemek umududur diye gösterdiği her şiirin

Ve taşlaşmış kasabasında yalnız

Çocuk çocuk içindir bir daha.


MENZİL CAMBAZI

(Ses gelir oynar, söz gelir ağlar)


IV

Aynı zamanda bir çağrışımlar atlasıdır

Dizer şeylerini dünyasına bir bir ve harcar

Yaşayanlar iyi bilir, yaşamak

Bir altılı fesleğeni kanatmaktır biraz

Ruhlarında büyüyen


Ve o fesleğenin simgesidir yaşlandıkça

Yüzlerce çocuğa bölünmüştür ve yanıtı yoktur

Akşamları ruhtan ve gülümsemekten gelen

Gölgesi beyaz bir kederin yok olmuş biçimidir


Odur değil mi

Kokusundan gelir kokusuna koşarken

Harcar ölümsüzlüğünü

Fesleğenin bir yaz akşamı dalgınlığında.


MENZİL CAMBAZI

(Gün çarığı, çarık ayağı akar)


V

O gider oyun kalır yanmış bir kâğıt gibi

Çiçekli bir mintanın yalnız çiçeği kalır

Gene mi yaşlandın yüzün ağır ağır gitmekte


Ey sürahisinden hiç çıkmayan çocuk

Dürter yumuşak bıçağıyla gözlerini

Gözleri dışardaki kuşların kalbinde


O gider oyun kalır bir dağılmışın üstünde

Bir bayram öncesi suskunluğuyla kalır


Ve şudur

Ben ben deyince dudak dudağa düşer.


MENZİL CAMBAZI

(Ot parmakta durduğu kadar durmaz)


VI

Demek ister ki en çok: doğadır sözüm

Ateşler papatyasını göz çukurlarından

Sesi işlemeyen saatidir bir saatçinin

Böceklerin tırnaksızlığından duyulan


Sunar elleriyle saygısını

Süslü bir Bizans haçı gibi kızaran şafağa

Haç mı değil mi

Parmaklarının ucunda bozulur

Parmaklarının ucuyla duyduğu


Oynar sessizliğe ve şafağa

Doğadan büyük oyun var.


MENZİL CAMBAZI

(Bazı kuşların yuvaları kanatlarıdır)


VII

orhan peker'e


İki limon düşürür ellerinden dua gibi

Gökten soluğuna bir işaret beklerken

Kısar gözlerini, o gözlerini kısınca

Gündüzün kabuğundaki deprem

Dörde böler ona ışıktan bir güvercini

Kanatları dört gözlü bir akşamı ateşlemekten gelen


Sürer efsanesi yıllar yılı üstünde tuzlu menekşelerinin

Mor bir gözyaşı fosiline benzeyen

Ey bozkır! ey saçmalara, karabina kurşunlarına takılı

Acı kuş

Acılığı bozkıra bir belge gibi iliştirip giden

Niye bir menzil cambazının ölümsüz yüreğidir


Ve yolcu, sanrı değildir senin gördüğün

Gelir o yüreğin pınarına bir kurt bile çömelir.


MENZİL CAMBAZI

(Kekliğin alası içinde olur)


VIII

Sarı bir dakikanın mor bir dakikaya sorduğudur

Dudakları bakır çalığı bir menzil cambazı

Evlenmemiştir ve çocuğu yoktur o çocuklarından başka

Gece gündüz kara bir mendille oyununu savurur

Ansızın ve çocuklarsız bir han avlusunda


Ve gider bir gün bir kenti bir kente bırakmak için

Ki bunun düşünden önce kendisi varır kente

Sarı bir dakikanın öldüğüdür ki, sıvar ipince gövdesiyle düşünü

Silerekten elini bozkırın ince bezine


Ne demiştik, konuk bir aşk gibidir

Her an kendi titreyişinin selinde.


MENZİL CAMBAZI

(Kan ısbatsız kaynar)


IX

O beyaz bir kısrağın taranmış yelesidir

Boyasıyla ve bakır çalığı dudaklarıyla

Çocuklarından gelmiştir bu zamana, çocukları onun

Uçsuz bucaksız bir tiyatronun soluklanışıdır


Çok değişken armalardır açık gözkapakları

Ah bin yaşlarında değişken armalılar

Sorar ki menzil cambazı: ben şimdi nerelerdeyim


Anadolu kuyularında ve kar yağışlarında

Cevap: o hangi hancıdır ki yurdunu tanır


Ve zamanlar armasıdır bozkırların

Yorgun bir menzil cambazını içererekten.


MENZİL CAMBAZI

(Görgülü kuş gördüğünü işler)


X

Sahici bir kavaksa tek başına kalır

Gül eğiren bir kadının pembe teninde

Gülü mü eğirir yoksa kendini mi

Bir otelde yazman mısın ki, soruyorsun

Kaç yıllıktır diye bir menzil cambazının kalbi


Kendi kurar kendi yıkar meyhanesini

Yalnız iyi insanlara yazılmış bir şiirde

Geçe kalmış biri misin ki o meyhanede, soruyorsun

Bir menzil cambazı yüzünü nasıl işler diye


Söyle

Kim kopardı bu armayı ölümsüzlüğünden.