İçeriğe atla

Ölü Mü Denir

Boyut

Ölü mü denir şimdi onlara

Durmuş kalpleri çoktan

Ölü mü denir şimdi onlara

Kımıldamıyor gözbebekleri

Ölü mü denir peki

En büyük limanlara demirlemiş

En büyük gemiler gibi

Kımıldamıyor gözbebekleri

Ölü mü denir şimdi onlara.

Suratları gergin

Suratları kararlı

Belli ki çok beklemişler

Kabuğundan çıkan bir portakal gibi gelen sabahı

Suratları gergin

Bir savaş alanına benziyor suratları

Dudakları nemli

Son defa kendi etini öpüp

Yani son defa gerçek bir insan etini

Hazla kapanmışlar öyle

Geçirmiyor gövdeleri soğuğu

Geçirmiyor sıcağı da

Ve ikiye ayrılmış bir nehir gibi bacakları

Akıyorlar sonsuza

Ölü mü denir şimdi onlara.

Kimse hüzünlü olmasın

Sırası değil huğunun daha

Bir gün bir şehrin alanında

Bir mermer yığınının gözlerine

Omuzlarına düşerse bir çınar yaprağı

Hüzünlensin yasayanlar o zaman

Sırası değil huğunun daha.

Öylesine sıkılmış ki yumrukları

İyice sıkılsın yumruklar

Saklansın diye bir armağan gibi bu katilik

Öylesine sıkılmış ki yumrukları

Kimse hüzünlü olmasın

Kimse hüzünlü olmasın diye

Sırası değil huğunun daha.

Unutulsun bir gövdeye duyulan hasret

Unutulsun bu alışılmış duyarlık

O kadar sade, o kadar kalabalık ki

Unutulmaya değer onların insan gövdeleri

Ve unutulmalı mutlaka

Dolsunlar diye yüreklere

Dolsunlar damarlara.

Ölü mü denir

Ölü mü denir şimdi onlara