İçeriğe atla

İki Düş Arasında Beklenti

Boyut

Ablan çiçekli şapkalar yapıyor mu gene

Üstüne buğulu yaz tülleri serpiştiriyor mu

Kadife sesleri, ibrişim kokulan

Dolduruyor mu dört bir yanı

Küçük küçük güneşler halinde

Makaslarda geziniyor mu parmak izlerin

Onca uzaklığındaki ben

Geçiyor muyum belli belirsiz

Gözlerinin içdenizlerinden

Nasıl mı,

Nasıl yaratılmışsa boşluk

Kendine bakan irice bir vişneden.

Hani

Elini alnına koyup da

Daldığın olurdu ya bazen

Dalgınlığının ipekli giysinle birlikte

Hiç değinmeyen bir hışırtısı olurdu ya

Kime duyuruyorsun o sesi şimdi

Kime

— Yokluğuma bakarak

Çizilmiş bir taslak gibi

Uçup giden bir taslak gibi

Dağılan, toz olan bir taslak gibi —


Pencerenden baktığında— arasıra —,

— Ah bu kımıltısız yaz uzaklıkları —

Sana küçük küçük armağanlar verilirdi de sanki

Sen onları (sözgelimi bir tümsek, bir yavru karga, yere

düşen bir yaprak, ağır ağır yayılan bir duman

parçası — şapkalardan birinden kopmuş bir

kurdele? olabilir— karşı pencerede bir

ayna, bir sürahi; birbirine karışmış iki tek

gözyaşı gibi)

Dolduruyor musun çantana özenle

Çantana, çekmecene, ne bileyim, hiçbir yere belki de

İşte, tıpkı, dilsiz bir kadın sana bir şey söyledi

Söyledi de

Yineler gibisindir kendi kendine.

Anımsıyorum birde

Senden biraz ötede birtakım devinimler

Görüyorum nerdeyse — gövdenin çok yakınında —

Sen onları tutup tutup bırakıyorsun

Demirin pası kavradığı

Bir yavaşlıkla

Bunlar ellerin senin, kirpiklerin, ağzın aslında

Dağılıp yitiveriyor birden hepsi

' Bu benim kayganlığım ' derdi bir balık olsa

Ama sen diyemezsin, ben de diyemem

Çünkü sen yoksun, ben de yokum

Ya da biz ikimiz de varız, varız da

Bekliyoruz sanki düşlerimizden birinin yargısını

Bakışımlı iki düş arasında.


İşte, şimdi, şu anda

Yaşamın aynasında — ah şu küçük yaz uzaklıkları —

Bir terzinin yeni bitirdiği bir giysiyi

Seyretmesi gibi uzun uzun

Bakıyorsundur-— bakışlarına sığan ne varsa —

Öyleyse

İliştirir misin göğsüne

Bir çiçek uzatsam — uzatmak denirse buna —

Gülersin alırken — sahiden güler misin—

Biliyor musun seni ben

Görmedim hiç gülerken

Gülsen de pembesi bol bir resim yapıyorsun gibi gelir bana

Gittikçe koyulaşan — kendini dışa vuran irice bir vişne?

neden olmasın —

Ya ağlarken gördüm mü, hayır, görmedim

Gördüğüm yalnız

Nasıl yansırsa buğulu cama bir elma

Öylece bir şey

Şunu da söyleyeyim, sen benim

Bilmemin başlangıcısın olsa olsa

Çiçekli şapkalar, buğulu yaz tülleri

Şimdi hepsi birden— uzaktan uzağa —

Bir çocuk ağlaması gibi

Her şey bir çocuk ağlaması gibi

Her şey, ama her şey

Bir çocuk ağlaması gibi

Her şey, her şey, her şey.