İçeriğe atla

Bir Yitişten Sonra Iı

Boyut

Geçmişin zonklamasıdır yüzümü suya tuttuğumda

Etimi geren mozaik

Sayısız miller katettim orada bulununcaya

Ve su duruldu birden. Balık yumurtaları, nektonlar

Çekildi herbiri bir yana

Yükseldi o derinliğin çarpıcı sesi

Dedi ki bana, insan

Bir bilgin de olabilir, ceketi omzunda

Bir ruh da.


Ve dal yonta yonta büyütülür. Bir tükeniştir inmek anılara da

Geçmişin balkımasıdır su

Yaşamın giz geçirmez örtüsüdür toprak

Ve sen istersen şapkası yana kaykılmış

Bir ozan da olabilirsin, bir altın arayıcı da

Hele bir üveyik ölsün içinde, bir tarla kuşu havalansın

Saburluk, o yaman bitki çiçeğini adasın

Altın

Cömertçe gösterecektir yüreğini sana

Şiir

O da.


Ey Güney'in büyük ozanı, taşları çizen ayaklarından öğrendim

O büyük dünya sıkıntısını

Bir deniz fenerinin dibinde

Sorma bana, nereden geldim, neyim diye

Anlaştık işte seninle, konuşmasak da

Sevgiler tutkular devrimidir benim tarihim de.


Çünkü mızrak çürür er geç, kan rengini yitirir

Kaleler yıkılır bir bir, bayraklar solar

Vuruşmak eskir

Ama aşk,

O durur, aşk her yüzen geminin su kesimidir.


Çok denedim, karanfilin sapı suya değince

İçimde biri vurulur sanki

Yeşime oyulmuş bir diriliş olur bir de

Çalınır her sabah kapımın zili

Açarım: ben haziranım

Yaşamak, süresiz yaşamak eğilimi belki.


Ey bir kelebek, ey bir damla çiğin karışık rengi

Ey Güney'in büyük ozanı, sen

Ey bütün okyanusların ölümsüz dili.