İçeriğe atla

Bir Meyhane Garsonu

Boyut

İşte

Isınmış parke yolun kokusu

Demek ki ben mutsuzum

Tuhaf bir su içmişim de sanki içim görünüyor

Gözlerim buzdan

İçimde yaz kırıkları.


Eklemek gerek

Büyümesi gibi bir salyongozun

Yıllarla değil, yıllarla değil

Saniyelerle kıvrılmıştır kabuğum.


Aynalıpasaj'ı geçtim

Geçerken sağlı sollu aynalara baktım - her günkü gibi -

Vitrinlere baktım, düğmelere, fremuarlara

Yukardaki taş heykelciklere baktım

Bakmasam ne yapacaktım, açılıp kapanmaya başladı dudaklarım

Gözkapaklarım

Açılıp kapanmaya

Açılan kapanan çözülen

Ne varsa duyuyordum kendimde

Balıkpazarı'na saptım.


Ben balıkpazarı'na sapınca

Dünyada sayılmayan bir adamdım

Nasıl duruyorsa gökyüzü sayılmadan

Boylu boyunca bir duvar

Ve uzay nasıl duruyorsa

- Uzay ki mutluluktur

Ele geçmeyen bir sonsuzluktur uzay -

Ben masallara şunu bunu taşırdım.


Oldukçe dar bir sokağa gelince durdum

Karşıdan karşıya çamaşırlar asmışlardı

Mor, pembe, beyaz çamaşırlar

Kızgın yaz güneşinin altında

Hoşlandım

Anahtarı kilide soktum, bundan da hoşlandım

Çevirdim bir iki kez, kapı titredi

Ben de titredim

Dükkanı açtım.


Karşıki evler çoktan uyanmıştı

Hemen herkesi az çok tanırdım

İki kocakarı, levanten, dama oynuyorlardı gene camın önünde

Çinko balkonda bir kız çocuğu ağlıyordu

Oydu

Bir satıcıya sesleniyordu, oydu

Besbelli yeni uyanmıştı, saçları dağınıktı

Zayıftı, sürekliydi, değişmiyordu

Sesi inceydi, isterikti

Saate baktım dokuz buçuktu.

Ne yaptım da ben, daha sonra ne yapacaktım

Önce helaya girdim, bir süre helada kaldım

Terledim, adını bilmediğim bir kokuyla koktum

Mutfağa girdim

Patatesleri soydum yıkadım

Domatesleri salatalıkları

Soydum yıkadım

Muska böreği sardım kaldırdım

Bira kasalarını, boş şişeleri

Dükkanın önüne çıkardım

Camları sildim, ortalığı süpürdüm

Sonra bir iskemleye oturdum

Orda yüz binlerce cinayeti ben

Ve intiharı

Bir mutluluk gibi dışımda duydum.


Evet, gelirdi

Ruhi Bey mi dediniz, evet, gelirdi