İçeriğe atla

Zeynep Ve Uzaktan Fırat Üzerine İkili Anlatım

Boyut

İşte size söylüyorum

Toprağın yorulacağını

Fıratın ordusuyla kah cenge vardığını (kâh uykuya

varmıştır)

Zeynebin fakir göğsü cılız bacağı

Fırat cenge vardıkca kabarmış

Uykuya vardıkça kırılmıştır


- Zeynep çık kuyudan

- Ben çıkmam kuyudan


1


Kent kurmaya bir seher vakti

Dualar ederek seyirtiyor

Siyah yanaklı etleri barbar kabartılılar


Geliyorlar bulmaya insanları

Kan damarlarını bağlamaya kırnaplarla


Çün içlerini basıyor halklar

Yağma var içlerini basıyor halklar


Öykü böyle başlasın işte söylüyorum

Önce yeryüzünde yoktunuz - bir kadın ki

Rahminde boğmadı size annenizdir

Buluşunuz değildir anne - doğuranınızdır

(Anne boğmaz doğurur)

Nasıl ki doğdunuz ve buldunuz annenizdir..

... Ve nasıl geçti çocuğan süreleri

Erkeklik ve kadınlık gürlemeleri

Bir av gibi

Göğü mutlu bir nefes yapıp söyleyip

Muhabbetle ölürken

Yepyeni bir anne gerekli


En çalkantılı yönleriyle dünüm

Mağara hummasına tutulmuş

Gerçek mavi ırmağını

Durmayın düşünün


- Düşünün

Dağların sivri döşlü bir ceylan

Ormanın ve kara bahtlardan korkan

(Vuruken korkulsun vurulanın bahtından)

Bağırana öfkeli yürekler

Şehre yürüme devleri toplayan

(Dağlara gitmeli ağaçlara mağaralara ne zaman)

Düşünün yaylaları ağız'ları dürüst çiçekleri

Kırları hünerli hayvanları

insanı hür yatırıp hür kaldıran buğday hakikatını

- Düşünün zekanın doluluğunu - bir emanet olduğunu

- Kullanın çocukluğunuzu

Bombalığını

Cepane damlarını

Diri bedenlerdeki kadınlığı

Erkekliğin altın çağını

Ki ölüm bir doku konuğu

Gibi durmadan geldikce ve göründükce


2


Dağda genç kadın

Güneşe gömleğini açtı

İncecik tüylü kabarcıklı tenini

Kalın bir dudak gezindi ve güneş


Kentte genç erkek

Geceye gömleğini açtı

İnce zehirli morarmış etini

Kalın bir akrep gezindi ve loşluk


Dağda Zeynep kadın

Kuluncunda çıkan kızıl çıban gibi benzeri

Doğurdu bir çocuk


Köylüler ırmağı sıvazlar

Dururlar ay - buğday korosunda

- Ay karınca ad konmaz oğlana

Mehmet kente çağrılıp

Afsunlanıp burgaçla kurcalandıkca

Yüreğinde morarmış kan vurdukca

Köy kararı ad konmaz oğlana

Heyda heyda heheyda

Yaşamaklı başın nar gibi

Koy belini toprağa belin çatlasın

Sok gövdeni toprağa toprak çatlasın


Zeynep kadın genç kadın


Başı bir başka yönde

Durur kendi dilinde

- Mehmedim kekliğim

Katbekat giysilerimdir üstümde

Bir gün yağ kokarım bir gün bal

Daya Mehmedim daya dertbükülen bileğini dizime

ev çeviren dizime

yıldız güden dizime

Değildir hecin yüzüne yüzüme

Anla yüreğim bir çarpıntı bellemiş

Anla ne demeye bellemiş

Yorgun sığırlar

Geceyi oldurup

Çekip getiren koyunlar

Evi çevirsin korkuları çoğaltsın

Sofraya karşı bir beygir sureti vursun da

Çocuklar sofrada bir çıra gibi yansın da

Anla şu dağla bu dağın yanında

Anla hayatta

Bir gelip gelmemene yaslanmış

Karnım bir dik bayırın

Bir dibinde bir doruğunda

- Bu oğlan senden olan oğlan

Öteki oğlan senden olan oğlan

Şu kız kendi kendine doğdu babasız

Bir kez gel çocuk gözle sen

Bu gece çocuk düzenleme gecesi

Çocuklarla sofrada yanıp tutuşma gecesi

Yemeği dökeni somunu hırsla kapanı

Kardeşinin gözüne parmak atanı bağışlama gecesi


Susunca Zeynep

Dağdan kentten köyden kasabadan

Bir ışık bir sıcak bir karanlık

Bir çocuk yalvarışı bel burkulması

Bir erkek çaprazı adele kıvranışı

Bir zehir düşünce içine çabalasın

Cesur cesur eşyaya dökülürken kadınlık


Köpek evin damına süründükçe

İçeriye bir tüy ısısı uyku kaçıran sıcaklığı

Saldıkça ve Zeynep karnını avuçladıkça

Ve karnı değişip değişip

Bazen bir azık çıkını

Bir tiken çukuru

Bir bal kutusu titreşimleri saldıkça

Çocuk delirmiş gibi fırlar ananın sıcağından

Deşe deşe koşmak için dağdan kentin yollarına


Çocuk Kısık kaya dibinde çarpılır

Köpek çocukla haber salar köpek ırkına

- Durdurun gece hücumlarını

Artık aşk insan kalbine sığmıyor


Kentliler akrebi savuşturdular

Bağırıyorlar güneş - ışık korosunda

- Çocuk Mehmedin dinine bağlansın

Ay gördükçe öfkesi ağalansın

Aşka değdikçe gövdesi

Nar çiçeği gibi patlasın

Şerha şerha yarılsın

Kurtlarla ağız ağıza verip ağlasın

Sabahın çiğini tandır ateşinde dağlasın

Köye gelin geldikçe toprak duvarları baltalasın

Heheyda

Cazgır ve enli bedenler

Harman yerinde kütürdiye dursun

Kıvrılmış ürkek ve atılgan

Dağ gibi güneşe dursun

Terleyen ve soluyan bedenler arasında

(Damlarda seyre durmuş birbirine sokulan

Birbirine dirsek vuran köy kızlarına ait)

salkım salkım memeler


Dügündür sanıyorsun ey güvey

Bir gelin bulundu sana işaret edilenlerden oldun

Bugün bir cennet hüneri kazandın

Anan bacın kurban sana

Toprak damlardan bir kız aldın

Ona selalarla git

Onu besmeleyle değiştir


Düğün

ve işaret

Bir baş çemberiyle atılınca

kovalar birbirini genç kızlar

Her gece karınlarına bir düğüm çalan

ihtiyar kızlar kocamış oğlanlar

Ay koşar mızrak koşar

Söyleşir devrilir birbiri ardına

Er - kız korosu

- Er meydanından damdaki giysilerin içine

Er kazanlarından hız kazanlarına

İtişen bir şey oluyor

Künde ve dönüyor toprak evler

Durmadan çevriliyor damlar

Birbiri üstünden ve içinden geçiyor

Kız kadın ve çocuk yüzleri

İkinci üçüncü ve beşinci künde

Yani aynı anda sanki

Beş künde birden

Ki Zeynep

- Kız çocuk Zeynebin kaderinde kaynasın

Ve kentten köye yalvarış

- Biz bir insan yaylımı

Bir beşik hatası ekmek pazarlığı

Bir tarih kurbanı bir bilim yanılması

Köye inen aç kurtların

Tenekelerle ürkütülen çakalların akranı

Çöplerle delinen

Ceninlirinden bizler onarıldık


- Kentte kaykılan köy bebeleri

Büyüyüp de kenti bıçkın

Bir yürek ve lapa beyinlerle

Tüneklerde gece diplerinde

El yüz yıkanan park çeşmelerinde

Sabunsuz kör bıçakla sakal kazırlar

Bütün bir ekmekle koca bir gün savarlar

Köyden çıkınca kentte anlamsızdırlar

- Konuşup türkü söyleyip

Pilli radyo peyda etmeleri

Uzayıp rursun apartman kapılarına

Gazete tokmaklarına

Geceyi nakışlı yorganlarıyla

Sabaha aktaran köy bebeleri

Ey kalın ve kocamış bebeler

Başlarında boncuklu takkeler

Pazularında topraktan bekçilerle:

- Kız çocuk

Durmasın ağlasın

Bırak ağlasında durulsun

Zeynep kadın ey kadın

Yolun ayrı yolun ırak

Bir memendez bir yılan başı

Birinde bir güvercin yavrusu

- Nasıl ki duyulur yamacı

Suyun şırıltısı

Kız çocuk kapanır bakraçlarla toprağa


(Birin ikincisi

sal merhamet bulutlarını- kurut içimizdeki

öfke mayalanmalarını)


Görenler durdular kadınlık korosunda

- Zeynebin başı su çiçeği gibi döner

Ay çiçeği gibi döner


3


Zeynep kadın dereden yükselen

Haber dolu bir söğüt ağacını

Dallı güllü basmalarıyla karşıladı

yol başında. Tarlaların ve otların

arasında. Yel vurdukca söğüdün

dalına ve yaprağına

Ve Zeynebin karnında bir tabak açılıp kapandıkca

Ve köy isli bebeleriyle tepelerin

ardından koptukça

ve çeşmelerden derelerden su yerine

bebeler ve köpekler aktıkca

Zeynep iki elini bastırır kalçalarına


- Ruhumuzun kirlenmesi dolmadı mı

Gövdemizin kıvranması doymadı mı

Bir hınzır uyku bir şeklaban uyanıklık

Bir batında gecenin gündüzün kavranması

Bu nedir böyle gün mü günsüzlük mü

Hangisine kapıldık nerelere atıldık


-İşleyen demiri ve el tırpanlarını

Onlar ne etti nasıl hamle etti

Ruhum Kollarım Günahım sevabım

Ölçülerek tartılacağım


- Gecelerimi ağırlıyamaz oldum

Yürüyorum

Benimle adım atan bir şey var

Ben fakir gövdeli yumuşak etli bir Zeynebim

Bir köpeğin kanı yürüyor

Benim kanım yürüyor

Dişi köpeğin karnı bir anbar

Benim karnım bir anbar

Belim bedenimi besliyor arkadan destekliyor

İşte iz bıraka bıraka yürüyorum toprağı

Dağları bayırları

Bir köpek miyim ki benimle

Soluk alan bir şey var

Hep köpeğimiz var yanımda

Çocuklarla oynaşır durur

Ey Mehmet nerdesin

Bu köpek senin yerinde


- Yoksa bu köpek ben miyim

Bu köpek mi benim yerimde


- Ruhum kirlenmeden soluyun beni

Dinleyin içimle bir soluk verdiğimi

Duyarsanız ben olurum

Köpek kendi olur

Bana göre değil köpeğin aşkı


- Bizi ışığıyla vuracak şimşek nerede

Beni ben olarak ve köpeği kendi olarak

Uyuyan ama dik duran heykele ne olacak kim sarsacak

(- Uyuyan heykele ne oldu kim sarstı)

/ yer oynamış gibi kim sarstı /

Kılıç çekiyorsunuz ve uzuyor

Büyüyor ruhun görgüleri


- Sırtınızı köleniz sıvazladı

Siyah ve beyaz bilgileri sonsuz olan

Bir dağı bir dağdan ayıran

Yani bilen granit yataklarını

Ruhun içinden dünyaya doğru keşfe yönelen

Namaz vakitlerini aya ve boşluklara göre derleyen

Kölenize buyurdunuz bizi

Eğildik eteğini öptük

tırnağını ve avuç içlerini öptük

Efendim büyük efendim

Yüzünüzden var olan hurma dallarının önündeyiz

Yüzünüzden var olan hurma dallarının önündeyiz

Ayın bir muhabbet armağanı olduğu vaktin önündeyiz


4


- Toprağı hazırlayınız çocuklarınıza

Ve çocuklarınızı ayar ediniz toprağa

Evi dik

Karnı tok

Kanı sağlam tutup

Göze savrulan toprağa


- Kadını hazırlayınız çocuklarınıza

Erkeği hazır ediniz onlara

Öyleki kadın

Günü saati dolunca doğurunca

Bin yılı birden doğursun


Sancısı bel ağrısı teri ve kanı

Zorlanan alnı şişen şakağı kadının

- Çocuğun yüceliğiyle avunsun


Gün gelecek

Mızrağın ucunda yeşil renk bir tülbent

Çemberli mermerin dibinde

Balık yiyen balık üreten iki tülbent eri

Balıklar ki harflerdirler

Ağrıyan başları sürtünüp kızışan derileriyle

Kızgın ve diklenen

Ürperen ve aklım geçiren güçleriyle

Yollara devlet resmi çiziliyor


Hayret ve varolma tıkandı

Hayret ve haya tıkandı

Hayret ve hayret ve hayret

İlk kez geriye dönmek gerekiyor


Dağları yokladınız mı dilsiz duranları

Bir de kulak kesilince

Dağ konuşur - Hayır konuşmaz mı


Sonsuza dek kalmaz Fırat bu mağarada

Tanrı elbet kanatlı halketmiştir toprağı da


Taşın kendisine mahsus bir sesi vardır

Nasıl ki kardeşim

Yelelerinden zor çekilen bir at gibi

Gözü en ilerde

Onurlu burnu kaya ve kılıcın çıkardığı kıvılcımlarla çevrili

Gövdesinde en ince sanat gelinleri

meseleli

endişeli

Koştukça hızlanan hızlandıkça hızlanan

En eski uygarlıklarda hak arayan

Gövdenin labirentlerinde

Cam gibi birden donan

Bütün bir gövde bir hayret

Bir şaşkınlık bir taaccüp gibi donan

Gelinleri ışığa uzayan bir at gibi

Aşk bir at gibi

Fetih bir at gibi

Minyatür bir taç gibi

Çağın ve içimizde balyoz gürültüleri