İçeriğe atla

Kartal Ölüsü

Boyut

Tabutunuz

Pırıl pırıl çivileri ve talaş kokuyor

Demek taze ölülerdensiniz hemşehrim


Kan akıtılmadan

kesildi damarlarınızın sıcaklığı

Söyleyin kim yokladı

Bir ateş salmayla içinizi


Şimdi doya doya seyredin gövdenizi

Kalabalıklardan eli mızraklılardan

Otomobillerden nufus patlamasından

Ve o koca denizlerin kirlenip ağrımasından


Kaçıp

Bir kırevi çitinin arkasında papatyaların içinde

Önünüze çıkıveren teneşir tahtasında

Nasıl yalnız ve manasız ağlamakta

Şimdi doya doya seyredin gövdenizi


Bir beyin mimarı bir yaşlı kadın

Kapının aralığını dolduran çocuklar

Giysilerinde başdöndüren bir sersemlikle

Eve dolan komşular ve damın üstünde gökten

Bir kartal ölüsü düştü


Daha girmeyin oraya - melekler hazır değil

Nasıl da alıştınız ölümünüze

Yaşamın daha en tatlı sevişmelerinde

Elleriniz en ılık anlarda beden tutmalarında


Gidiyorsunuz ya gülüşüyor çocuklar

Herbiri o kadar güzel ki artık

Salıncak çelik çomak ve rüyalar yok artık

Harp oyunları bile unutuldu dönemeçlerde


Ölüm gelemiyor tıkalı kapılar

Nasıl ki elinden

kurtularak kaçmak isteyişler

Seni nasıl sürüyordu içine çürüyen uygarlıkların

Oyuklarında

Kötü bilmece kutuları tarifler

Yozlaşan hünerler


Şimdi vuruyor eşyalaşan göğsümüze

Kabuğu yosun bağlayan döşümüze

İçerden o


Isın odanın köşelerini dolanarak

Yatarak değil dolanarak

Yatarak değil rolanarak

Bin uykusuz gece bitirdin

Yeni bir uykusuzluk binliği aç

Camlarada gece başladı bile

Artık oda açılabilir kendine


Can çağrılıyor odaya

Karanlıkta ve seninle dolsun odaya

Yürüdükçe dolandıkça oda durmuyor artık evin içinde

Senile deniz kıyılarında ormanlı sırtlarda

Kırda hayvanlarda

Düşündüğün buluşlarda bulunduğun kurtuluşlarda

İçinde sen olan bir oda


Koş o önden giden

İnsanı bulup onu durdurmaya

Güçlü kalın pazulu oğlu aslan yavrusu gibi olan

Önden giden insana.


Gebe bir kadını durdurdu erkekler

Saçlarından çekip yolunu kırbaçlıyarak

Başında dolanan ak kuşları

Serinlikleri kovalıyarak


Elin değiyordu ah ah bana

ben kendimden uçarak etimdeki didişmeleri

takılıp düşen kadınlarla kovalıyarak - birden

düşürülmüş

sahipsiz çehrelerle karşılıyorduk

fır dönen meydanlarda yardımsız yürüyemiyen insanlar


Hiç. - Soruyorduk bu beyaz kuş

bize gelen ellerinden

bulanarak ve o kız çocuğu (bu nasıl olur)

şak diye düşürdü yolda

gazete satan adamın gözlerinin içinde

çıkmıştı bakınıyordu gererek önünü

ve derinden durarak

tüllerinden kopan içim bırak ki dalgalansın


Ki kim kovaladı bu yönde kaplanları

bizi yiyen aç kurt mu o neden

o neden kıpırdıyarak

sarı mor bizi kimden daha iyi koruyarak

daha iyi bir konukluk

bizi sevdayla allaştıran

o umulmadık açlıkları kapımıza salan

ne olur ne olur bırak bırak iyice kendimde olayım