Ahmet Haşim Şiirleri
Şiirler
31–56 / 56 şiir · sayfa 2/2- Mukaddime
Zannetme ki güldür, ne de lale, Âteş doludur, tutma yanarsın, Karşında şu gülgûn piyale... İçmişti Fuzûlî bu alevden,…
- Müthiş Bir Böcek
Gece uykusunun en derin yerinde, keskin bir ısırışla fırladım. Elektrik düğmesini çevirdim. Karnı patlayacak kadar taze kanla dolu bir tahtakurusu, odayı bir anda dolduran göz kamaştırıcı ışık içinde, ne yapacağını, nereye gideceğini, nasıl saklana- cağını bilemeyerek, sırtında k…
- Nehir Üzerinde
Akşam… Sarı bir hasta semâ… Bir gam-ı mechûl… Sisler gibi tutmuş yine sahilleri eylûl, Bir hüzn-i müzehheb gibi durgun yine Dicle, Sessizliği olmuş yine rü’yâlara hacle.…
- O Belde
Denizlerden Esen bu ince havâ saçlarınla eğlensin. Bilsen Melâl-i hasret ü gurbetle ufk-i şâma bakan Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!…
- O Eski Hücreye Benzer Ki
Ziya-yı şemse kapanmış bütün deriçeleri Bir öyle hücreye benzer ki ömrümün kederi. Gubar-ı ye's ü fena sinmiş orda elvana Emel, heves bırakılmış sükut u nisyana.…
- Orman
Su değil, mesimin havası akan Duyduğun yaprağın, dalın sesidir Suda yıldızların parıltısıdır Bu karanlıkta bazı bazı çakan...
- Öğle
Yeşil sularda, büyük inciden çiçekler açar Gümüş böcekler okur aba bir neşide-i hab, Durur sevahilin üstünde, biheves, bitab, Güneş ziyasını içmiş benat-ı hab-ı serab.
- Ölmek
Firâz-ı zirve-i Sînâ-yı kahra yükselerek Oradan, Oradan düşmek ölmek istiyorum Cevf-i ye's âşinâ-yı hüsrâna...…
- Parıltı
Ateş gibi bir nehr akıyordu Ruhumla o ruhun arasından Bahsetti derinden ona halim Aşkın bu onulmaz yarasından.…
- Ruhum
Hicrân-ı muhîtât solmuş, sarı, çıplak, Râkid, ölü bir havza düşen bir kuru yaprak Sessizce nasıl izler açar, sîne-i mâda, Ey tûde-i nûr-ı elem, ey çehre-i sâde,…
- Seher
Ağaçların seheri zirvesinde titreşiyor Tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb. Semâyı kaplayacak, şimdi, gâzeler gibi nûr Zavallılar kalacaklar esir-i ufk-ı türâb.…
- Sensiz
Annemle karanlık geceler ba’zı çıkardık; Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık Sessiz uzatır tâ ebediyetlere kollar… Gûyâ o zaman, bildiğimiz yerdeki yollar Birden silinir, korkulu bir hisle adımlar,…
- Siegfried
Harp ve zafer, kolay bir iş değildir. Dünya savaşı, bunu bütün kavgacı milletlere öğretti. Şimdi Fransız toprağı üzerinde ölüm hayaletleri gibi dolaşan binlerce siyahlar giymiş matemli kadın; adım başında rast gelinen kör, topal, kulaksız, burunsuz harp malulleri; yarım saat için…
- Sonbahar
Bir taraf bahce, bir tarafta dere Gel uzan sevgilim benimle yere Suyu yakuta döndüren bu hazan Bizi gark eyliyor düsüncelere.
- Sürûd-ı Emel
-Yine gülerken Güldün; şeb-i şi’rimde bütün şi’r ü emeller Pür-hande, pür-aheng ü pür-âvâz döküldü; Mehtâb ü ziyâ, fecr ü şafak, nûr döküldü…
- Süvari
Şu bakır zirvelerin ardından Bir süvari geliyor kan rengi. Başlıyor şimdi malül akşamda Son ışıklarla bulutlar cengi.…
- Şafakta
Dönsek mi bu aşkın şafağından, Gitsek mi ekaalîm-i leyâle? Bizden daha evvel erişenler, Ağlar bugün, evvelki hayale...…
- Şairsiz dünya
Şairdir şiiri anlatan Şairdir seni tanıyan Şairdir duyguları yaşayan Şairdir size bakan
- Şeb-î Nîsân
Mahmûr, muzî, mâ-ı, derin bir şeb-i nîsân Olmuştu nücûmiyle miyâh-î dile rîzân Dallardan uçan ıtr-ı bahâr-î mütefekkir Dökmüştü o solgun şebe hulyâ, emel ü Şi’r. Sesler, gülüşür sâyede, sevdâ ile bî-hûş,…
- Şimdi
Boğdum, sükûn-ı kahr ile, aşk-ı muhâlimin Vahdet-güzîn-i kalbim olan yâr-ı lâlini; Açmış o yerde kîn-i beşer şâh-bâlini Bekler tulû-i nahsını şems-i mezâlimin.…
- Tahattur
Bir Acem bahçesi, bir seccâde, Dolduran havzı ateşten bâde... Ne kadar gamlı bu akşam vakti... Bakışın benzemiyor mu'tade.…
- Yarı Yol
Nasıl istersen öyle dinle, bakın, Dalların zirvesindeyiz ancak, Yarı yoldan ziyade yerden uzak. Yarı yoldan ziyade maha yakın.
- Yasemin Ay
Daha pek yavru, pek küçükken ben, Büyük annem tutardı alnımdan, “-Bana bak, böyle güzelim! ” derdi. Sonra yeni parlayan aya bakar, Tasalı dudağı bir ağlama saklar,…
- Yeni Bir Şair Hakkında Birkaç Satır
Bundan on beş, on altı sene evvel, Galatasaray lisesi sıralarında henüz bir talebe iken, aruz vezninin mukassi darlığı içinde ciğerlerinin rahat teneffüs edemeyeceğini hissederek, Régnier ve Verhaeren'in Fransız nazmında yaptıkları inkılâbın tesiri altında, Türkçe şiir için, rüzg…
- Yollar
Bir lamba hüzniyle Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi; Söndü göllerde aks-i girye-veşi Gecenin âvdet-i sükûniyle..…
- Zulmet
Ey sen Ki şimdi şüpheli bir şekl-i pür-hayâl oldun Bu semâ-yı mesânın altında! Gecenin mevti ufku bağlamadan Susmadan her teneffüs-i zinde.…