İçeriğe atla

Zeki Velidi Togan

Zeki Velidi Togan, 1890 yılında Başkurdistan’ın Küzen köyünde doğan ve entelektüel derinliğini Rusya Müslümanlarının siyasi hak arayışlarıyla harmanlayan bir devlet adamı ve tarihçidir. 1917 Rus Devrimi sürecinde Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk başkanı sıfatıyla Lenin ve Stalin gibi isimlerle doğrudan müzakereler yürüten Togan, Sovyet merkeziyetçiliğine karşı federalist bir model savunmuştur. Bolşeviklerle yaşanan siyasi kırılmanın ardından Türkistan’a geçerek Basmacı Hareketi içinde Enver Paşa ile omuz omuza mücadele vermiş ve Türkistan Milli Birliği’nin başkanlığını üstlenmiştir. Siyasi mücadelesinin yenilgiyle sonuçlanması üzerine 1923 yılında Avrupa’ya geçmiş ve Viyana ile Bonn üniversitelerinde akademik çalışmalarını derinleştirmiştir. 1927 yılında Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in davetiyle Türkiye’ye gelen Togan, İstanbul Darülfünunu bünyesinde Türk Tarihi Kürsüsü’nü kurarak genç cumhuriyetin tarih yazımına akademik bir disiplin kazandırmıştır.

Togan’ın Türk tarihçiliğindeki özgün konumu, 1932 yılında düzenlenen Birinci Türk Tarih Kongresi’nde resmi ideolojinin kuraklık teorisine karşı bilimsel itirazlarını dile getirmesiyle belirginleşmiştir. Orta Asya’daki iç denizin kuruması ve göçlerin temel sebebinin kuraklık olduğu yönündeki tezi reddettiği için dönemin Aydınlanma kadrolarından Reşit Galip ile sert bir tartışma yaşamıştır. Bu akademik duruşu nedeniyle üniversiteden istifa etmek zorunda kalmış ve 1939 yılına kadar Viyana’da çalışmalarını sürdürmüştür. Togan, Türk tarihini sadece Anadolu ve Osmanlı ekseninde değil, “Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi” isimli eserinde de ortaya koyduğu üzere, geniş bir coğrafi ve kültürel süreklilik içinde ele almıştır. Onun metodolojisi, “Tarihte Usul” adlı eserinde kristalleşen objektif veri toplama ve eleştirel analiz süzgecine dayanmaktadır. Milliyetçilik tasavvuru, Rusya’daki kongre deneyimlerinden miras kalan çoğulcu ve demokratik değerlerle şekillenmiş olup ırk temelli üstünlük iddialarından ziyade dil ve kültür birliğine odaklanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı jeopolitik hareketlilik içinde Togan, Sovyetler Birliği’nin dağılması ihtimaline karşı dış Türklerin geleceğiyle ilgili stratejik yazılar kaleme almıştır. Bu dönemde Alman Doğu Bakanlığı’ndan gelen teknik yardım davetlerine karşın Türkiye hükümetinin vize vermemesi, Ankara’nın o yıllardaki denge politikasının bir yansımasıdır. 1944 yılında patlak veren Irkçılık-Turancılık Davası sürecinde Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş gibi isimlerle birlikte yargılanmış ve tabutluklarda işkenceye maruz kalmıştır. Mahkeme safahatında gizli bir cemiyet kurarak hükümeti devirmeye teşebbüs etmekle suçlanmış ve başlangıçta hapis cezasına çarptırılmıştır. Ancak 1947 yılında Askeri Yargıtay’ın müdahalesiyle beraat etmiş ve mahkeme heyeti Togan’ın faaliyetlerinin bir devlet komplosu değil, kültürel bir milliyetçilik çabası olduğuna karar vermiştir. Togan ömrünün sonuna kadar İstanbul Üniversitesi bünyesinde İslam Tetkikleri Enstitüsü’nü yönetmiş ve Türk dünyasının tarihsel birliğini bilimsel temellere oturtma gayretini sürdürmüştür [1].

Kaynak

[1] Çağdaş Görücü, ZEKİ VELİDİ TOGAN: MİLLİYETÇİLİK VE TARİH YAZIMI