İçeriğe atla

Düşündükçe

Boyut

Dışından halka baktıkça, şu dünyayı düşündükçe.

İçinden hakkî gördükçe, o ukbâyı düşündükçe,

Bu düzme altı bin yıllık muammayı düşündükçe.,

Hurâfat uğruna bu kanlı davayı düşündükçe,

Döner beynim feza-yı va’d-i ferdayı düşündükçe.


Tevellüt ettiğim gün aklımı kabz eylemiş dinim,

Şu menkulâta aldanmış bütün ef’al ü temkinim.

Nasıl bir mesele bilmem gönülce hakkı teminim!

Yalandan halk, olunmuş bir cehennem ehline kinim,

Sıçılmaz mı o maziye şu rüyayı düşündükçe?


Hurâfâta eşeklik devresinde öyle kandım ki,

O kızgın saçta bin rik’ât namaza bir inandım ki!

Kılarken dans ederdik, ben tabandan öyle yandım ki,

Kafam çarpmış semaya sıçrayınca bir uyandım ki

Açık kalmış kıçım cevv-î hafâyayı düşündükçe!


Teceddüt etmeyen bir zerre yoktur cevv-i ekvânda,

Akar enhâr şeklinde ölen mazi bu ummanda.

Elinle gömme kabre kalbini sahra-yı küfranda,

Gözün hâlâ mı cennet bahçesinde, hur-u gılmanda,

Anan cidden...tir sen bu hülyayı düşündükçe!


Tereddütsüz teceddüt sahasında bir Süleyman’ım,

Şu var ki tac u tahtım yok fakirim lâkin insanım,

Muallaktır ebed babında ahkâmımla fermanım,

Demirbaş bir çelik yumrukladır tahrik-i devranım,

Harîm-i İsmetimden kahr-ı a’dayı düşündükçe.


Cehalet vecde geldikçe maabitte kopar tufan,

Görürsün Nuh’u ruhunda kürek çekmektedir elan.

Ateşten bir telörgü dahilinde merkez-i iman,

Nice Peygamberdi çelmeyle yıkmış bir topal şeytan,

Düşerlermiş kıç üstü gam-ı Leyla’yı düşündükçe!


Deha-yı Gazi-i Ekber’de Türk aşkı nümâyandır,

Bugün de cevher-i milliyetin burhanı pürşandır,

Teceddüt devrine isnad-ı mazi mahz-ı küfrandır,

0 mazi ki zulümle Türk'ü kesmiş ehl-i imandır,

Bin üç yüz yıl kan emmiş Bâb-ı Fetva’yı düşündükçe!


Arardım bir nişane ka’r-ı imanımda kendimden,

Bakardım var mı bir iz râh-ı cananımda kendimden,

Görürdüm milleti hâl-i perişanımda kendimden,

Geçerdim yerlere mihrab-ı vicdanımda kendimden

Zelilâne kızıl fesle temennayı düşündükçe!


Semahâtlu, faziletlu nice hak düşmanı, a’da,

Örümcekli, Salâtin bir kenefte resm-i istibra

Ederlerken yıkılmıştı düşümde Mescid-i Aksa,

Sanırdım bir suratsız ders-i âmin mülküdür gayya,

Akâid şekline girmiş heyulayı düşündükçe!


Arardık mavera-yı sırr-ı kevni Sure-i Cinde,

Sanırdık HazreN Yakub'u doğmuş şehr-i Mardin'de.

Bulursan almamazlık etme ilmi git de bak Çin’de,

Siyasi bir tezellül sahasında arsa-i dinde,

Yatardım kaldırımda Arşı Mevla'yı düşündükçe!


Akâid mülkünün hatt-ı istivası kîr-i zıll-ullah,

Düşün, bak milletin ahvaline, iç yüzden ol agâh.

Birer derbend-i izmihlal imiş millet için eyvah,

Manastır, havra, mescit, kilise, tekye, zaviye, dergâh;

Yürek yanmazmış şer’ân Hak Taala'yı düşündükçe!


Eşeklikten bahis açtıkça mazi ders-i hikmette,

Arardım nokta-i mefruzâyı enzar-ı ümmette.

Fazâyih irtikâp etmek için Bâb-ı Meşîhâf te,

Eşeklik gayreti coşkundu rüya-yı cehalette,

Koşardık tersine Firdevs-i âlâ'yı düşündükçe!


Bitirdim, kalmadı, içdim bütün meyhane-i aşkı.

Dolaştım aç, yayan kâşane u virane-i aşkı.

Ezelden yâr edindim âkil u divane-i aşkı,

Şarab-ı Lâyezâli'den dolan peymane-i aşkı,

Sunardım Yusuf'a fikri-i Ziileyha'yı düşündükçe!


Hudâ bir püfle deyr-1 Meryem'e İsa'yı kondurmuş,

Hübut etmiş yere, kendi eliyle çarmıha vurmuş,

Çıkarmış göklere, dördüncü katta dur demiş, durmuş,

Sanırdım Şam yolunda eski bir Dürzî çadır kurmuş

Havari azmanı rahip Buheyra'yı düşündükçe!