İçeriğe atla

Dinle

Boyut

Tam otuz yıl bu görünmez, bu bilinmez emelin,

Yanmışını kahrına bu mübheme-i muhteremin.

Gizlenip sinesine leyl-i rebâb-ı ademin

Bir ömür inlemişim fecr-i gamında nagemin,

Serseri neşveleri gönlüme, sahbâ-yı Cem’in

Ruh-ı ithafı gelirdi ezeli bir kalemin!


Aşinalık aradım duyguda, bilmem kelimât,

Laubali periler sinesi mirât-ı hayat,

Ruh-ı esrar-ı esatire karıştıkça memat,

Handeler haykırarak aşkıma, derdi, heyhat,

Duymalıydın bunu sen etmeden önce ispat,

İşte gördün ya ölüm şulesi fanus-ı gamın!


Bak terennüm ediyor cevvini âsâr-ı hayal,

Serpiyor her güneşin kalbime bin reng-ı melal,

Gönlümün bade-i hicranı gibi ruh-ı leyal,

Gezer ıssızlığını hislerimin bî-per ü bâl,

Kendini bilmeyerek bir yere eyler isal,

İşte gönlüm, orası makesidir her sitemin!


Serserilik yaşatır sevdiğini hatırada,

Yerde, gökte, balo, eğlence, denizde, karada.

Sırr-ı sevdayı şikâf etmek için bir arada

Atmışız kendimizi arza efendim, burada

İş ne davada, ne kavgada, ne de yaygarada;

Bu irâdet bize ferman-ı nukuşı kıdemin!


Niyet-i hilkati düstur-ı tabiat bilelim,

Aşka iman ederek fırsatı cennet bilelim,

Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat bilelim,

Marifet, kendimizi maksad-ı vahdet bilelim,

Kurb-ı memnuası yoktur bu nihal-i İrem’in


Altı bin yıldır efendim, bu terane, bu geviş,

Şah-râh-ı dili takip edelim, ordadır iş.

Râz-ı sevda-yı nihan hiç olunur mu teftiş?

Edelim hikmet-i ibdâını aşkın derpiş,

Ayrılık hâilesi etmeden önce tedhiş;

Bir düşün gâyesini ömr-i şebabın, hıremin.