İçeriğe atla

Garam

Boyut

yeryüzünü gökyüzüne itiraf ederek başlıyorum;


vardın; klasik döşenmiş yüzünle

bir gemi indirilir gibi denize

indirildim sessizce bedenine, o gece

dudaklarına sığınmış ölü martınla hep

söylenmesi askıya alınmış aşk adına

ballarımı aldın en güzel çiçeğimden


ne sarılıyordum kabusuma

ne de bir müzik parçası bitiyordu,

itiyordum sesimi kulaklarına doğru

duy beni duy beni duy beni Hayta

tasarlanmış bir gezegen değil bu

ormandaki tek yalnız hayvan benim

kar yağıyor üşüyorum donacağım Hayta


avcımı arıyorum bir çabuk


istediğim, sıkılacak bir kurşun

kendi kanımı görmek istiyorum Hayta

bir gelinlik gibi giyeceğim kanımı bir başıma

kocam karanlığın ruhuna uzanacağım sonra

duvağımı en korktuğum canavarlar kaldıracak

ve ağzıma deyecek hafifçe uzay

bekaretimi hüsrana saklıyorum Hayta

tasarlanmış bir gezegen değil bu

tanrı dediğimiz, şaşkınlığımızın karakutusu


ellerim artık senin suyunda denizyosunu


felaketten arta kalanlar senin olsun

gözlerine deprem olmak için ne yapmalı

kasıklarını yıkıp geçen sel

kim bilir şimdi nerelerde ve

şimdi hangi güzel çocuklar çırılçıplak

yüzüyor içinde, yüzüyor senin için de!


Hayta! mum bitiyor

Hayta! padişahımı devirdiler

sarayda nereye saklayacağım küçük şehzademi

ve tahta atını

o da ağlıyor

biz bu yalnızlığa ne zaman yazıldık

ne zaman günışığına çıkarttılar sevdamızı


mektuplarımızı taşıyan ulak niye öldürüldü

mektuplarımızı şimdi kim okuyor

mektuplarımı şimdi kim yakacak

bak, öfkem firarda, Hayta!

bak, öfkem firarda!

prangasında yasadışı güller açan;


madem kalbime bırakılmış şu yeni yurdum uçurum

ilk kez, ama ilk kez

yeryüzünü gökyüzüne şikayet ederek başlıyorum


ölümüm evcilleşmeyecek asla sen olsan da Hayta!