İçeriğe atla

Davun

Boyut

Uç benim boynumun soytarısı

kirle her cemreyi bana doğru olan

unuttum güçbela soluyan perdeleri

dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam

unuttum onu da.

Zaten bir tanım değil midir

tavsayan düşüp kalkmalara

hüznün hacanası diye bildiğim akşam

bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz

fırça çekmeye doğru ölümün bacısına

parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan

aşk -bir tanım değil midir-

kusturucu güzellikler ardından.

Her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde

azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan

uç benim boynumun soytarısı

dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan

göğsümde serinleyen akçıl kuşların

esirgeyen bağışlayan DİRENME'nin adıyla

indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan

indir, indir de

geceleyin dupduru bir iniltiyi

bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru-

Fırlamayım, bıktım tanımlanmaktan.

Leş yiyen akçıl kuşları sevrim çünkü

akçıl gçmen kuşları çünkü

çünkü özentisiz taşra yanakları

gibi çarşılara ilşkin

firegili göklerin altında olmak gibi

yatırları severim

paskalya tatilini.

Her tanım zorlu kilitlerdir belki de

çaput yıldızları aşka dayalı duran

uç benim boynumun soytarısı

böğrümde avrupalı atları koşuşturan

aşkım, tanımım, yanaşmam.