İçeriğe atla

Türk Dil Kurumu Koçaklaması

Boyut

ÇAĞRI


Ata'dan oğula dek

Geceleyin gürültüler duruca

Dört yana dağılır kocaman bir çağrı

Türk Dil Kurumu'nun görkemli yapısından

Divanü Lügat-it Türk'te.

Türerken yeni sözcüklerimiz

Bu senin yazmandır söylemendir

Yönündür

Bilincindir

Uygarlığındır

Özgürlüğündür

Bu senin yarınındır ey Türk genci


ORTAASYALILARIMIZ – 1


Gün ışıdı mı çıkar

Türkçe sözcükler dışarı

Türk Dil Kurumu'ndan

Varırlar yaban adları almış yerlere

Dururlar

Gözlerimiz görene dek


ORTAASYALILARIMIZ – 2


İşte giderler

Koridar’a geçenek sözcüğü

Viraj’a dönemeç

İstasyon’a durak

İmalathane’ye işyeri

Atelye’ye işlik

Plaj’a kumsal

Arşiv’e belgelik

Garaj’a taşıtlık

Gardrop’a giysilik

Mayo’ya denizlik

Rıhtım’a gemilik

Balkon’a çıkıt

Mezbaha’ya kanara

Mezarlığa gömütlük


Türkçenindir bu ülke

Çek git derler

Kulaklarımız işitene dek


SON GÜCÜMÜZ


Buraya dek dedi dağ taş

Çatladı sallandı koptu düştü

İçindeki yabancı sözcükler

Ulu savunmasında Türkçemizin

Duymuştu yediden yetmişe tek tek

Bütün Türkler

Başkasının sözcükleriyle

Artık soluk alamıyacaklarını

Dirilir unutturulmuş söz

Dirilir bilinçaltındaki direnç

Bağımsızlık savaşlarında dirilir

Ulusların yaşama eylemleri

Anımsıyor musunuz Sakarya Savaşı'nın en

karanlık yerinde

Birliklerimize katılan son ordu

Dalkılıç dalyürek dalağız

Anadilimizdi bizim


DEVRİMİ BÖYLE ANLAMAK


Türk Dil Kurumu'nu kurarken

Mustafa Kemal'in

Tek mutsuzluğu vardı

Türkçeyi sevdiğim

Daha Türkçe söyleyememek

Kimilerinin

Şimdi

Tek mutluluğu var

Türkçe'yi sevdiklerini

Daha Osmanlıca söylemek


İLKOKULLARDA


Sözcükleri bu koçaklamanın

O kuşlardır ki

Uçarlar doğarken güneş

Bütün ilkokullarımıza konarlar kent kent


Nerden mi biliyorum

İşittiklerimden:

Duymuyor musunuz çınlayan sesleri

“Ne bahtiyar Türklüğünü ifâde eden”

Demiyorlar da öğrencilerimiz

Tam Atatürk doğrultusunda

“Ne mutlu Türküm diyene” diyorlar


DİL’LE VAROLMAK


İstiklâl derken

Yok olur bağımsızlığımız bizim

Yok olur

Hürriyet derken özgürlüğümüz


UYUMAK


Dilin gözü

Uyanık değilse

Uyanamaz

Çağlarına, okumuşlarımız yazmışlarımız


ÜSKÜDAR


Atı alan

Üsküdar’ı geçmiş

Kimileri

Üsküdar’dan da geridedir

Attan da


SONSUZ


Dil yurttaşlığı

Yurttaşlıktan büyüktür

Sürüp gider o

Kişi öldükten sonra bile


DOĞRU YOL


Arı dil

Anlama eşitliği demektir

Anlama eşitliği

Yurttaşlık


AÇ ZENGİNLİĞİMİZ


Yoktur

Türkçesi olmayan sözcük

Ya unutulmuştur o

Ya anımsanmamıştır


DOĞRU ANLAMANIN NEDENİ


Soyları vardır

Sözcüklerin

Soy birliği olmadı mı

Anlam birliği olmaz anlatımda


İKİ DOĞRU


Ana

Çocuğu somutlar

Anadil

Çocuğun kişiliğini


KAYALARA OYDUĞUM YAZI


Suçludur

Çağın sözcüklerini aramak yerine

Bizi

Osmanlıca’yla bir daha uğraştıran


İNANÇ


Ekmek gibi yeseler de

Su gibi içseler de ülkümüzü bizim

Onları gerçeğe eriştirir bir gün

Bu ekmek bu su


TÜRKÇE KATINDA YAŞAMAK


Seslenir seni bana 'sonsuz'

Der ki çoğal,

Der ki uzun mutluluğuna

Usun iyiliğin doğruluğun,

Bir bilinmeyenden bir bilinene dek

Türkçe, varolduğumuz.


Türkçe, nice desem seni,

Onca güzelim.

Görünmek derinleşmek,

Dolmak;

Seni düşünürüm düşünürüm, yarı karanlıklarda, dal,

Anlarım onca.


Bir bölü beş, bir bölü dokuz,

Bir bölü bin üç:

Ayrılık anlamların öylesine azar azar dağılır,

Ta doğudaki balık,

Duyar kokusunu

Ta batıdaki yoncanın.


Seslenir seni bana yakın uzak,

Yeryüzü mavisinden gökyüzü yeşiline,

Tutsak uluslar var ya geceler boyu

Onlar için

Yitik özgürlükler için,

Türkçe, haykırmak.


O süre yaradılış dar iken

Düz iken, yassı iken,

Daha'lar

Daha'lar

Daha'lar daha'lara karışmış,

Sınırsızlığın getirmiş yarınları.


Konuşamaz iken, o yusyuvarlakta,

Diyemez iken,

Artısı eksisi almış götürmüş

Toprağın bitkilerden arta kalan sağlığını

Sıcak uzun,

Bir kişiler geleceğine.


Seslenir seni bana bir duru su

İçinde masallar uygarlıklar saklayan,

Eski ozanlar kazımış ilk yazıları ilk anıtlara,

yankılanır

Alandan alana, uçsuz bucaksız,

Evrenden akınlarının uğultusu.


Ama bağışla beni, unutmuşum,

Yıldızını güneşini ayını, utanmadan.

Öyle köksüz günlerim gelmiş bozkır çadırlarından çırılçıplak,

Unutmuşum ana demesini bile,

Öykünmüşüm türküsünü ellerin,

Ağzıma bir kara düşmüş bağışla beni.


İşte andiçiyorum,

Bütün ölüler adına,

Bütün gençler, bütün doğacak çocuklar adına,

Varacağım deyişine gündüz gündüz,

Varacağım tanrıya dek,

Soluğumda soluğun.


Seslenir seni bana 'ova'm, 'dağ'ım,

Nere gitsem bulur beni arınmış.

Bir çağ ki akar ötelere,

Bir ak.. ki yüce atalar, bir al.. ki ulu oğullar,

Türkçem, benim ses bayrağım.