İçeriğe atla

Siyah Ve Karanlık

Boyut

Kur’an okurdu babam bazen

Galiba Kadir gecelerinde

Onun inanmış sesiyle biz çocuklar

Daha küçülürdük odanın en uzak bir yerinde.


Müteessir olurduk kışı gören kırlangıçlar gibi,

Garip sadalarda hiçbir şey anlamadan.

Henüz mektebe giden ablam, bilgiç bilgiç:

‘Arapça’ derdi, nefesiyle o zaman.


Arapça. Uzak karanlıklarda,

Siyah ve lâmba sönmüş gibi… uzar.

Ve çocuk kalplerimizi mâtemiyle kaplardı

Meçhul ölülere âit mezarlar.


Arapça’dan nefret ederdik, lâkin,

Okşardı babamın okuduğu şey, muhayyilemizi.

Korkudan ve hayretten bir yeni dünya içinde

Muhakkak ki iman zaptederdi bizi.


Bir sesten sonra muhakkak bir başka ses gelirdi,

Ama nasıl başka, anlatılmaz.

Babamın sonsuz âhengi arasında

Olurdu yaşamalar daha az.


Ve olurdu vücûdumuzdaki tarif edilmez çocukluk,

Nedense, daha uzun.

Uyanırdı karanlık hücrelerde,

Bütün yâdigârlığı, ruhumuzun.


Ve babamın nefesleri yavaşlardı, hep aynı seslerle,

Tevekkül ve akıl dolu gelirdi bize, her taraf.

Babamın elleri büyürdü ve büyürdü babamın ellerinde