İçeriğe atla

Gelincikler

Boyut

gelincikler tek tek gorundu mu cayirlarda

isi is kasabanin

su yuzlu cocugun isi is

bir de poyraza dondu mu hava

baslar masmavi damarlar fiskirmaya yanaklarindan

faytonlarin turuncu tekerlekleri

yansir gaz tenekeleriyle cevrili bahcelerde

asili camasirlarindan bir tutam civit kokusu alip gider

gelincikler tek tek gorundu mu cayirlarda.


saat onikilerde

postanede mektup yazan adamlara bakar bir semt delisi

durmadan bakar

ki o mektuplar nereye giderse gitsin

oylesine uzundur ki kasaba

gelinciklerden bukulmus bir ibrisim gibi

gidip gelen mektup zarflariyla tarif edilebilir ancak

iclerinde kar serpintisi

iclerinde bozkir

iclerinde herkesin bir guneyi olan

ve marangozlar upuzun kayiklar yaparlar bunun icin

kesersiz, civisiz, elsiz

sadece ruhlarindan

o kayiklari icinde domates dogranan bir aksamustunde yuzdururler

canlanir suya degince hemen

bordalarindaki nakislar

bir derya gulu alip basini gider.


yeter ki gorunsun gelincikler

once tek tek gorunsun sonra topluca

usta bir dogramaci gibi kirmizilar dograr kasaba

gelincikler indi mi cayirlardan

su bardaklarina, berber dukkanlarina girdi mi

duvarlara sicimle tutturulmus siselere

girdi mi bir kere

-aynalari bogacak neredeyse

-tasliklari basacak sel gibi

o zaman...

tam o zaman

marangozlar mis gibi rakilar icerek kayiklarinda

konustukca binlerce kayik

konustukca binlerce kopuk, binlerce kiyi olurlar

ve nedense bir vapur bizi alip goturecekmis gibi bakariz bir-

birimize

unuturuz sonra alip basini gitmeyi de

yeter ki iki dudak arasina konsun gelincikler

ipince bir isliga yerlestirilsin

turkuler suzsun tuveyclerinden

kahveler eski renklerine boyanir yeniden

biralar cig isikta bile parlak

yikanir tertemiz oluncaya kadar yasamak.


gercekte bir sevinc, bir mutluluk yok degildir yureklerimizde

sevgiler umutlar yok degildir

oyleyse neden cabuk kuseriz birbirimize

cabuk ofkeleniriz

durup durup boyle huzunlenmemiz neden

anlamiyoruz da ondan mi yoksa

bir butun oldugunu mutlulugun

umudun bir butun oldugunu

seziyor muyuz yalnizca

baktikca gelincik tarlalarina uzaktan

oyle bir arada guzel

yasamanin lezzetini

kanimizi tutusturdukca gun gunden

bugusunu saldikca

bir tutun dumani gibi yaktikca genzimizi.