İçeriğe atla

Meç

Boyut

Ağaçlara kılıçlara benzer çocuklar çıkıyor

erikleri itiyorlar

erikleri onları yırtıyor

ellerinde dürtme silâhları

plaj yıkıntılarına çarpıyorlar


sarsıntıyla akıyor

ayaklarını ıslatan

yaprakların gergin dallarında yüzücü nehir


gerginlik balık kanadı

sertlik gözlerine yakın gelmiş

suçlu ağızlarında çiğnenmiş bir gemi


çocuklar elleriyle dalların uçlarındaki eriklere

bir mahzendeki uzaklığa kayar gibi


Gerçekler başlarına konan çiçekler

yapraklar boğuluyor

yorgun bir meyve daha geliyor ağaç kökünden


bu sırada tramvay geçiyor

ve duruyor fidan küçük ağaç

göğüne üç ayak yaklaşmış

ilk koçanını ezberine biliyor


her an ürperti geçiriyor

odaya sokulan yemiş


odaya sokulan yemiş

göz hapsi


evinde durmayı seven kadınlar

mermerle sıvıyorlar çocuklarını

top uzağa yakına çağırıyor

hep bir noktada kalan adam

varmaya doğruluyor

sulardan sorulmayan

ama sulara yatkın anılarına

sevgiler koşturan

pencereyi parça parça aralayıp

denize açılan bir sokak kadını


denize açılan çuha kadınını

açıktan geçen son sağlığa bağlamak için

makine ustası

amma da mideli yıkılmadan geliyor

ve sırrım sessizliğiyle çalışıyorsa başına ben

gittikçe soğuyan ve soğuyan ben

ekmek kırıntıları döküyor


her zaman yaprak duşları başlıyor

serpilen kuşlar çimen düzlerine

gelip bir kısrağa yakından bakıyorlar


kuruyan ağza kapak göze kapak

çölüne atılan zar

sulardan serpme balık


deniz görününce kargılar atılıyor

karlı yamaçlardan

kızgın kumlara erenler kaydırak

arkalarından aç karınlı

sevilen kurtlar iniyor


ağaçlar dimdik

dallarında gergin su

haber gibi bir şey bekliyorlar

kökleri toprağı geziyor

bir yatağan aşırı gitti mi

zındana çıkıyor kök ucu


zufa bir cins ağaç


Devlet sokağını tek başına bir ayyaş geçiyor

Kente verdiği cevap pandomim


başı bir gölge altı açıyor

hotozlu kadınıyla

hovarda adamı

yanyana koyunca yatak

yaşama simidi


şimdi eskimolara bakın

kadınları fok balıklarından

bunda yataklara girip

sımsıcak çoğalıyorlar

denizlerini kargılarını köpeklerini yemeklerini kayıklarını ve kaygılarını

ayı balıkları bekliyor

ve

başkentte korsan gülçin dil balığı


yelken

gelmek üzereyim gelmeye hazır

şaramla doldurdum

sözleri ağarıncaya bu geceyi

hartuç ve hece


göğsü kızgın köpüklü tayfası

şişti mi kadın kollarını

kadın ellerini biçimli gergin tutan

insanın su başı rahim


kelime yorgun

gece soldu çan

çan ve çayır

suçsuz çocuklara koridor

yapraklar balık pulu

balıkçılar pul pul

yalnızca bakışlarını kırpıyorlar dokununca

çatılarda kirişlerde serin dubalarda


artık göze bakmak oyunu yok