İçeriğe atla

Tutuklunun Günlüğü'nden

Boyut

/ salı gecesi /


kara bir balta buldu akşam vuracak noktayı

hücreler doldu bir ıslık en yakın maçka tramvayı

kim bırakmış yalnızlığıma bu hüzzâm şarkıyı

kimin bu karanlık kimler sürgülemişler kapıyı

insan olan bağlar her koptuğu yerden yaşamayı


daktilolar camları bulutlu sorgu odalarında

didiklemez mi özgürlüğünü sansaryan hanı'nda

küflenir suyun bir bakır çalığı birikir ağzında

kendini öldürmeyi belki bin kere tasarlarsın da

bir kere aklından geçmez bitirmeden ölmek şarkıyı


gönlünde büyüttüğün o müthiş ünlem içindir ki

seni kapattıkları öyle rezil o kadar çirkindir ki

çıplak bir lâmba mısın dört duvar içindeki

ne lâmbası/söndürülen bütün ilk gençliğindir ki

gözlerin zehirlense de suç sayarsın ağlamayı


görülmez dev böceklerdir sanki büyülü duyargalar

uçaksavar ışıldakları gökyüzünde bir yanlış arar

tophane rıhtımı'nda acı acı gemiler kalkar

hücreleri akşam olur haydut öfkeleri kaplar

ezerim sanırsın vurursan tek bir yumrukta dünyayı


tutanak 2


elektrik elletirler kıvılcım yalatırlar

tuzruhu damlatırlar kulak boşluğuna

çekip alınlar kerpetenle tırnaklarını


öğrenmek istedikleri aslında bildikleridir

geceleri rüyalarına girip uykularını kaçıran

insanın insanı soyduğu derisini yüzdüğü


duruşma arası


(o varsa kırılır buzlu camları kışın

anlamı yoğunlaşır anlamsız bir yaşayışın

gerçi farkındayız adı belirsiz bir yanlışın

acaba ben çok mu esmerim o çok mu sarışın


yansımaz oldu aydınlığı yüzüme haftalardır

yazdıklarında bile gizli bir uzaklık vardır

eylem bir dağıldı mı bütün boğazlar daralır

ben başka bir erkek olurum o başka bir kadın)


gereği düşünüldü


mahcup yaseminler son balkonların süsü

özgürlük özlemleridir genişletir gönlümüzü

savcılar ağır sürgünlerden yankılansa da


bir yer gelir ki artık ne savunma içgüdüsü

ne heyecandır kalır ne de yürek üzüntüsü

yalnız bir daktilo çıplak bir masada


toplumcularız karakollarda açtık gözümüzü

verirse halklar verir tarihte hükmümüzü

gizle de yargılansak 3.ağırceza'da