İçeriğe atla

İsmail Gaspıralı

İsmail Gaspıralı 21 Mart 1851 tarihinde Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de Çarlık ordusunda teğmen olan Mustafa Ali Oğlu ile Fatma Sultan’ın çocuğu olarak dünyaya geldi. Eğitim hayatına yerel mekteplerde başladıktan sonra Akmescit Erkek Gimnazyumuna devam etti. Ardından Moskova ve Voronej’deki Rus askeri okullarında eğitim gördü. Moskova’daki öğrencilik yıllarında dönemin yükselen ideolojisi Panslavizm ile tanıştı ve Rus aydınlarının Pan-Slavist faaliyetlerini yakından gözlemledi. Bu tecrübe onun kendi kimliğini sorgulamasına ve Ruslaştırma politikalarına karşı milli bir bilinç geliştirmesine zemin hazırladı. 1871 ile 1874 yılları arasında Paris’te bulundu ve burada ünlü Rus yazar İvan Turgenyev’in asistanlığını yaparak Batı medeniyetini, Fransız aydınlanmasını ve Avrupa siyasi yapısını doğrudan inceledi. Paris dönüşü 1874 yılında İstanbul’a geçerek Osmanlı ordusuna zabit olarak katılmak istedi. Bu girişimi başarısızlıkla sonuçlansa da Osmanlı başkentindeki siyasi atmosferi ve Tanzimat sonrası arayışları gözlemleme fırsatı buldu. Memleketine döndükten sonra 1878 ile 1884 yılları arasında Bahçesaray belediye başkanı olarak görev yaptı ve doğrudan idari tecrübe edindi. Rusya İmparatorluğu’nun egemenliği altındaki Türk boylarını Tatar, Kırgız, Kazak ve Özbek gibi alt kimliklere bölerek asimile etme siyasetine kesin bir dille karşı çıktı. Bütün bu grupların tek bir Türk milletinin parçaları olduğunu savundu.

Gaspıralı milletlerin siyasi varlıklarını koruyabilmeleri için manevi ve kültürel birliğin zorunlu olduğuna inanıyordu. Düşünce sistematiğinin merkezine “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını yerleştirdi. Bu hedefe ulaşmak için öncelikle Rusça kaleme aldığı ve 1881 yılında yayımlanan “Rusya Müslümanları” (Russkoye Musulmanstvo) adlı eseriyle Çarlık yönetiminin asimilasyon politikalarını eleştirdi. Ardından 22 Nisan 1883 tarihinde yayın hayatına başlayan Tercüman gazetesini kurdu. Tercüman kısa sürede Volga boylarından Kafkasya’ya, Mısır’dan Hindistan’a ve Osmanlı İmparatorluğu’na kadar çok geniş bir coğrafyada okuyucu kitlesine ulaştı. Gazetenin dil politikasını İstanbul ağzını temel alan sadeleştirilmiş bir Türkçe üzerine inşa etti. Metinleri halkın anlamayacağı ağır Arapça ve Farsça tamlamalardan arındırdı ve diğer Türk lehçelerinden alınan kelimelerle destekledi.

Esaret altındaki Türk nüfusunun sosyoekonomik geri kalmışlığını ve asimilasyona açık hale gelmesini doğrudan eğitimsizliğe bağlayan Gaspıralı skolastik usullerle eğitim veren medrese sistemini tasfiye etmeyi amaçladı. Bu doğrultuda 1884 yılında Bahçesaray’da “Usul-ü Cedid” adını verdiği modern pedagojik yöntemleri temel alan ilk okulu açtı. Bu yeni sistemde “usul-ü savtiye” adı verilen ses yöntemiyle okuma yazma öğretimini pratikleştirdi ve kırk gün gibi kısa bir sürede öğrencilerin okuma yazma öğrenmesini sağlayarak sistemin işlevselliğini halka kanıtladı. Müfredata coğrafya, tarih ve matematik gibi müspet bilimleri ekledi. Gaspıralı sadece erkek çocukların değil kız çocuklarının da eğitimini stratejik bir hedef olarak belirledi. Kızı Şefika Gaspıralı’nın idaresinde 1906 yılında “Âlem-i Nisvan” (Kadınlar Dünyası) dergisini ve aynı dönemde çocuklar için “Âlem-i Sübyan” ile mizah içerikli “Ha Ha Ha” adlı yayınları hayata geçirdi. Usul-ü Cedid okullarının sayısı o vefat ettiğinde Rusya sınırları içerisinde beş bini aşmıştı. Bu okullar Rusya Müslümanları arasında modern bilimlerle donatılmış ve milli şuur sahibi yeni bir aydın neslin yetişmesini sağladı.

Gaspıralı kültürel ve eğitimsel faaliyetlerini zamanla kurumsal bir siyasi yapıya dönüştürdü. 1905 Rus Devrimi’nin getirdiği nispi özgürlük ortamından faydalanarak Rusya Müslümanlarının ilk siyasi örgütlenmesi olan İttifak-ı Müslimin’in (Müslümanlar İttifakı) kurulmasına öncülük etti. Aynı yıl düzenlenen Birinci Bütün Rusya Müslümanları Kongresi’nde Yusuf Akçura ve Ali Merdan Topçubaşov gibi dönemin diğer öncü Türkçü aydınlarıyla birlikte hareket ederek soydaşlarının hukuki ve siyasi haklarını Rus Duma’sında savundu. Eğitim, basın ve sosyal reformlar ekseninde yürüttüğü bu sistemli mücadele ile modern Türk milliyetçiliğinin ideologlarından biri haline geldi. Kırım Hanlığı’nın kurucusu Hacı Giray Han’ın türbesi yakınına defnedildiği 11 Eylül 1914 tarihine kadar aralıksız çalıştı [1].

Kaynak

[1] Murat Duran, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİN ÜÇ İDEOLOĞU: İSMAİL GASPIRALI, YUSUF AKÇURA VE ZİYA GÖKALP