Hüseyinzade Ali Turan
Hüseyinzade Ali Turan 24 Şubat 1864 tarihinde Bakü yakınlarındaki Salyan kasabasında dünyaya geldi. Kafkasya Şeyhülislamı olan büyükbabası Ahund Ahmed Salyanî ve dönemin modernleşmeci düşünürü Mirza Fetheli Ahundzade’nin entelektüel çevresinde yetişerek klasik Doğu kültürüyle erken yaşta tanıştı. 1875 ve 1883 yılları arasını kapsayan Tiflis lisesi döneminde Rus kültürü ve Batı düşüncesiyle ilk temaslarını kurdu. Petersburg Üniversitesi Fizik Matematik Fakültesinde 1883 ile 1889 yılları arasında gördüğü eğitim sırasında Mendeleev gibi bilim insanlarından dersler alarak pozitivist metodolojiyi benimsedi. Aynı dönemde üniversitenin Doğu dilleri bölümüne devam ederek Şarkiyat çalışmalarını derinleştirdi ve Rusya coğrafyasındaki Türk topluluklarının siyasi durumu üzerine kuramsal bir zemin oluşturdu.
Kimliğini Türk ve Müslüman değerlerinin sentezi olarak kurgulayan Hüseyinzade 1889 yılında İstanbul’a gelerek Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye’ye kaydoldu. Askeri tıbbiyedeki öğrencilik yıllarında İbrahim Temo, İshak Sükûti, Abdullah Cevdet ve Mehmed Reşid ile İttihat ve Terakki Cemiyetinin çekirdeği sayılan İttihad-ı Osmanî Cemiyetini kuran beş kurucu isimden biri oldu. Tıp eğitimi sırasında sadece biyolojik bilimlerle sınırlı kalmayıp Avrupa edebiyatı ve sosyolojisine dair birikimini öğrenci mahfillerine taşıyarak Jön Türk hareketinin fikri altyapısını besledi. 1897 Osmanlı Yunan Savaşına askeri cerrah olarak katıldı ve ardından Haydarpaşa Askeri Hastanesinde deri hastalıkları uzmanı olarak görev yaptı.
Rusya’da 1905 Devrimi’nin yarattığı görece özgürlük ortamından faydalanmak amacıyla 1903 yılında Kafkasya’ya dönerek Ahmed Ağaoğlu ile birlikte siyasi ve edebi bir mücadeleye girişti. 1905 yılında yayın hayatına başlayan Hayat gazetesindeki başyazılarında Türkleşmek, İslamlaşmak ve Avrupalılaşmak formülünü ilk kez sistemli bir şekilde ortaya koydu. Bu üçlü kuramsal çerçeve daha sonra Ziya Gökalp’in düşünce dünyasının ve Türkçülük programının temel yapı taşını oluşturdu. 1906 ve 1907 yıllarında çıkardığı Füyuzat dergisiyle Kafkasya’da edebi bir ekol kurarak İstanbul Türkçesinin tüm Türk dünyası için ortak yazı dili olması gerektiğini savundu. Siyasi faaliyetlerini sadece basın yoluyla sınırlı tutmayıp Ahmed Ağaoğlu ile birlikte Ermeni çetelerine karşı savunma amacıyla kurulan Difai teşkilatının organizasyonunda da görev aldı.
1910 yılında kesin olarak İstanbul’a yerleşen Ali Turan İttihat ve Terakki Cemiyetinin Merkez-i Umumi üyeliğine getirildi. Türk Yurdu ve Türk Ocağı gibi kurumların kuruluş aşamalarında aktif görev alarak kültürel Türkçülük hareketine yön verdi. Birinci Dünya Savaşı döneminde Turan Heyeti üyesi sıfatıyla Budapeşte, Viyana ve Berlin gibi merkezlerde Rusya idaresindeki Türk halklarının haklarını savunan diplomatik raporlar sundu. 1916 yılında Lozan’da düzenlenen Milletler Kongresinde Rusya Müslümanlarını temsil etti. 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine destek vermek üzere Bakü’ye gitti ve bugün Azerbaycan bayrağında temsil edilen renklerin simgelediği ideolojik ilkelerin devlet nezdinde kabul görmesini sağladı. Cumhuriyet döneminde Darülfünun’da tıp ve sanat tarihi dersleri veren Ali Turan 1926 yılında Bakü’de toplanan Birinci Türkoloji Kurultayı’na Türkiye delegesi olarak katılıp tebliğ sundu. Hayatının sonuna kadar Türk Dil Kurumu çatısı altında terim çalışmalarına ve çeviri faaliyetlerine devam ederek 17 Mart 1940 tarihinde İstanbul’da vefat etti [1].
Kaynak
[1] Gözde Güngör, HÜSEYİNZADE ALİ TURANIN HAYATI VE ESERLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME