İçeriğe atla

Güz

Boyut

çiçeğin rengi soldu, bitti şarkısı kuşun

yol tenha, dal mecalsiz, su durgun

tabut yapılan tahta, ev ev taşınan odun

bahar, ümit yerine; ey kış, içimde korkun


ben artık korkmuyorum, her şeyde bir hikmet var

gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar

belki de bir bahçeyi müjdeliyor şu duvar

birer ağaç altında sevgilimiz, annemiz

gece değmemiş sema, dalga bilmeyen deniz

en güzel, en bahtiyar, en aydınlık, en temiz

ümitler içindeyim, çok şükür öleceğiz


insanlar.. ne sonuncusu, ne de ilki

çoluğu, çocuğu, erkeği, dişisi

şu sokaklardaki, taşıtlardaki, pencerelerdeki

azametli, dalkavuk, hiddetli sinsi

ordular: insanlardan.. geçtikleri yerde ot bitmeyen

ev bark yıkan, pusu kuran, hak yiyen

insanlar kurt, insanlar fil, insanlar tilki

açmayan gül, ötmeyen bülbül, yeşermeyen sevgi


bir ümit dünyasında hepimiz

nereden gelir, nereye gideriz


gün gelir, hatırlamak bile bir acı olur

gençlik aşkı, sevinci, daha dünkü ümidi

yumruklasan göğsünü bir boş yankı duyulur

gün gelir, en gür çeşmeler damla damla kurur

bakarsın, bir yazın ağaçlarında şimdi

üç beş kuru yaprak çırpınır durur


şu garip yeryüzünde anlaşılmaz ömrümüz

gelip yanıbaşıma boynunu büken öksüz

evladı gitmiş ana, siyah yeldirmeli dul

son kalan eşyasını mezada veren yoksul

fakirin iç çekişi, zenginlerin usancı

gurbete düşmüş yolcu, yolcu bekleyen hancı

şu anda yeraltına günahıyla gömülen

büyük tımarhanede kahkahalarla gülen

ölü, ölü yıkayıcı, hasta, hastabakıcı

allahım, cümlemize acı


patik yap kunduracı, bol bol patik

bebeler için, ilk adımı atacak

çocuklar için, koşacak oynayacak

terzi abla, mini mini elbise dik

yazlık, kışlık, mevsimlik

saçlarına kurdela, bileklerine bilezik

ama şu dünya hali, bin türlü kaza, bela

ama bunca hastalık, gıdasızlık, verem

tabutçu, ölçünü büyük tut, büyük

çocukların öldüğünü istemem