İçeriğe atla

Ben De Bildim Benlik Yoktur Özümde

Boyut

Ben de bildim benlik yoktur özümde

Benliğim mürvete saldım ezelden

Tuttuğumuz îman ikrâr kapusu

Bir pîrin eteğin tuttum ezelden


Şerîat öğrendim bin bir ad içün

Hakîkat öğrendim ayn-ı zât içün

Ma’rifet öğrendim bu sıfât içün

Tarîkate hizmet ettim ezelden


Şerîatın ince yolları vardır

Hakîkatin derin gölleri vardır

Ma’rifetin gonca gülleri vardır

Bülbülüm gülşende öttüm ezelden


Rahmân kılıcıdır Seyf-i Ahmedî

Çaldı çâr pâreden Tîğ-ı Hayderî

Fâtıma hem Zülfikâr-ı Kanberî

O demde kırklara yettim ezelden


Nûh ile ben bir gemiye binmişem

Yûsuf’u tufanla sele vermişem

Sanma bu cihâna henüz gelmişem

Bunca geldim bunca gittim ezelden


Hüseynî’yem bugün meydân içinde

Okudum dinledim irfân içinde

Yetmiş bin yıl evvel Fürkân içinde

Cebrâil’e kelâm ettim ezelden


Hatâyî ümîdim kesmezem Hakk’tan

Bizi vâr eyledi o demde yoktan

Balçığımız yuğurmuştur topraktan

Türâbîyem yerde bittim ezelden