Sabahattin Ali Şiirleri
Şiirler
31–48 / 48 şiir · sayfa 2/2- Kurbağa
Meleksin abla; şaka ile sana kim derse: adamsın Benim gönlümde sen bil ki sada deminde kurbağasın
- Kurbağanın Seranadı
bir paçavra yırtıldı kamıslar arasında bak sevgilim,haddini bilmeyen bir kurbaga, basladı yosunlarla serenatlar çalmaya ıstırap ses haline gelmis yaygarasında…
- Kurbağaya Mersiye
Sevgilim! Bak bu gece Kırık kalbine, ince Bir ok saplı kurbağa Ölüvermiş gizlice...…
- Kürk Mantolu Madonna
Sonra, bir şey arıyormuş gibi gözlerini yüzümde gezdirerek: "Berlin'de yalnızsınız değil mi? " dedi. "Ne gibi? " "Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki..." "Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil...…
- Leylim Ley
Döndüm daldan düşen kuru yaprağa Seher yeli dağıt beni kır beni Götür tozlarımı burdan uzağa Yarin çıplak ayağına sür beni…
- Mahpushane Türküsü
Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül, aldırma…
- Mayıs
Mayıs, ayların gülüdür, taze bir çiçek dalıdır, İçerim ateş doludur; Mayıs‘ta gönlüm delidir.…
- Melankoli
Beni en güzel günümde Sebepsiz bir keder alır. Bütün ömrümün beynimde Acı bir tortusu kalır.…
- Öyle Günler Gördüm Ki
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu, Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp, Hayaller alev alev beynimi yakar oldu. Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp…
- Ruhumun Dalgaları
Ruhumun dalgaları, koşup kabarmayınız. Her damlanız tutuşan göğsüme birer bıçak. Kalbim bir kayadır ki, nerdeyse yıkılacak, Hayalden köpüklerle kalbimi sarmayınız.…
- Rüzgar
Arzularım muayyen bir haddi aşınca Ve kulaklar sözlerime sağırlaşınca Bir ihtiras duyup vahşi maceralara Çıkıyorum bulutları aşan dağlara. Tanrıların başı gibi başları diktir,…
- Serserinin Ölümü
İki üç gece kuşu ötüşürken derinde, Hayaletler uçuştu bu yangın yerlerinde. Gölge gibi yokluğa karıştı yanık evler Bacalar gökyüzüne uzanan iri devler Gibi yumruklarını karanlıklara sıktı...…
- Simyager
Keskin bir hamızı döktüm avucuma Seyrettim kaynayıp oyuluşunu Bir toprak potaya koyup erittim Sonra bir nefeste içtim kurşunu…
- Son Mektup
Ey yar, bu mektubu aldığın demde Kara topraklara verdim kendimi... Herşey bana engel oldu alemde, Bir çoşkun nehirdim, yıktım bendimi.…
- Tasavvur
İçimde ona karşı tarifi imkansız bir şefkat vardı. Yatağında nasıl uzandığını, nasıl ağır ağır nefes aldığını, saçlarının yastığa nasıl serildiğini tasavvur ediyor ve hayatta bu manzarayı görmekten daha büyük bir saadet olamayacağını düşünüyordum..
- Üzüntülüydüm
Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan, fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran, nihayet, ümidini kesince, aklı geride, ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.
- Yat ve Uyu!
Bu karanlık, bu uzun kış gecelerinde... Soğuk, buzdan bir perdeyle süslerken camı, Dolaşırken birçok siyah gölge odamı, Damarımda kurşunlaşıp donarken kanım; Yine seni düşünmekle geçer zamanım...…
- Yetmez mi?
Aşk seni harab etmez mi? Takatını tüketmez mi? Sendeki ateş bitmez mi? Yetmez mi gönül, yetmez mi?…