İçeriğe atla

Öylesine Bir Masal Ki

Boyut

ÖYLESİNE BİR MASAL Kİ


Benim bahçem yoksuldu;

İki dala bir yaprak düşerdi ağaçlarımdan.

Kuşlarım ödünç alırdı kanatlarını

İşlerinden yorgun dönen arkadaşlarından.


Zeytin, peynir, reçel, bal

Konserleri verilirdi her gece

Sofralardaki yapayalnız ekmeklere

Ve yokluklar yarına bırakılırdı böylece..


Soğuk sular akardı çeşmelerden,

Doktorlar saklambaç oynardı hastalarla.

Her akşamki sazlı-sözlü eğlencelerden

Çocuklar hasta olurdu pastalarla.


Aylı-yıldızlı-mehtaplı gecelerdi tüm

Sokaklar, evler ışıl-ışıl parlardı.

Çözümlemesi zor bilmecelerdi, kördüğüm;

Ve bakar bakmaz çözüm bulan adamlar vardı.


Öyle okullarımız vardı ki orada

Öğretmenler Hoca’larının öğrencisi değil.

Ner’deyse kulu-kölesiydi, kıran-kırana.

Derslere bile girilirdi arada.


Nasıl anlatsam, bizim ora’lar

Öyle sıradan bir semt, bakımsız bir mahalle değil,

Sanki Cennet’ten bir köşe,

Bağımsız bir masal ülkesiydi.


Ah! Sizler görmediniz çocuklar, çünkü

- Dilerim görmeyiniz - o günler geride kaldı.

Dinlemediniz böylesine bir öykü.

Şairine gülmeyiniz, bir masaldı.