İçeriğe atla

Bir Aşka Vuran Güneş

Boyut

Öyle sevdalar vardır, biter baslar;

Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;

Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.

Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor

Ufkunuzda camları göksel konağının

Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten

Hanisellerinin morumsu buğusunda,

Bekliyor bahçemize donuk balkonunda,

Sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı,

Hüzünler, japon fenerleri arasında.

Öyle günler var, öyle anlar, hiç bitmeyen!

Nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden,

Ansızın başka bir yüzle güzel, kopmuşlar

Büyük Irak’tan, ayrı düşmüşler desteden,

Yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca ve özlem

Açmış yaban çiçeklerini tarlanızda.

Olumsuz günler onlar, bir hiçle beslenen;

Zaman dişi güvercinler, uçma bilmeyen;

Uzay ötesi ovalar, ayak değmemiş;

Başka bir mevsim, başka bir dal, başka yemiş.

Esrir kim basa o toprağa ve kim tatsa

O yemişten. Balla dolar testi, açılır

Açılmayan kilit, çiçeğe durur badem,

Dolanır bilgelikle mutluluk yüreğe.

Ak bir bulut bekler üstünüzde havada,

Kuşlar iner, devinme birden bitiverir,

Çit çıkmaz evrenden. İste ortadasınız,

Havuz, ağaç, deniz, ne varsa size göre.

İste aydınlarda, çekilmiştir bir resim

Gibi kalır aklınızda, gölgesiz, duru,

Küçük bir bahçede susar gibi yaparak

Karşılıklı gizemlere daldığınız gün.