İçeriğe atla

Öz Duygum

Boyut

Zat-ı sultan-ı beka, yani meânî hüsrevî,

Saz ve söz ahengin etmiş aşka burhan-ı kavi.

Ben ezel sermestiyim, meydanım arş-ı müstevî,

Aksedince gönlüme şems-i hakikat Pertevî

Meyde Bektaşî göründüm neyde oldum Mevlevî.


Nurı hüsnün, nâr-ı aşkın şemine pervane var,

Ömrümü vakfeyledim, birdir bana mehd ü mezar

Varsa kalmış sırr-ı hilkatten yegâne yadigâr

İşve-i ney, neşve-i mey etti gönlümde karar

Gûş edince bezm-i vahdette rumuz-ı Bişnevî.


Hubb-ı Haydar bu tarikin hem sonu, hem başıdır

Cavidan ü Mesnevî, misbah-ı şule-pâşıdır

Suret-i manada Hîinkâreyn sır kardaşıdır,

Meşrebim Molla-yı Rumî, mezhebim Bektaşîdir,

Ta ezelden yandı dilde bu çerağ-ı manevi.


Rişte-i ömrüm rebab-ı cismimin evtarıdır,

Her rek-i can perde dest-i hecr, bestegârıdır,

Zahm-ı sinem laledir gözyaşlarını enhârıdır,

Hamse-i Âl-i Abâ esrarının gülzarıdır,

Bu iki nurun tecellası ile gönlüm evi.


Olmadım meftunu malın, rütbenin, sim ü zerin.

Zevki, şevki neyle meydir rind-i azade-serin

Dest-i cü dundan çekip kallaviyi Peygamber'in

Mazhar oldun feyzine Neyzen Cenab-ı Hay der’in,

Kilk-i irfan-ı beyanın yazdı bu şi’r-i nevî.


1915