İçeriğe atla

Neve

Boyut

Neve-i vâhideyle sırr-ı vücud,

Kendine kılmış âdemi bürhan.

Cismi ruha nikab-ı râz etmiş,

Bu nikabın içinde kalb-i nihan.


Bu tekâmül beşerde bit-tedriç,

Saçıyor kalbe bir fürug-ı behîç.

Ruhu vicdanla eylemiş tetvîç,

Neremizde bu merkez-i vicdan?


Hani benlikteki hüviyetimiz?

O hüviyet midir bu suretimiz?

Ten mi ayine-i hakikatimiz?

Hangi noktada dide-i iman?


Hiss ü idraki maddeten, manen

Bir bilen var dimağımızda gezen.

Bî-haberdir o şey de kendinden,

O da buhran içindedir her an.


Aşkı tevlit eden nedir tende?

Yerde, gökte, denizde, gülşende,

Aşka olmuş ezel, ebed bende;

Taht-ı hükmünde vuslat ü hicran.


Bu mahabbetle ruh-i sevda-keş,

Hüsne düşmüş ki hüsn ise ateş.

Sıçramış bir kıvılcımı, şu güneş,

Dönüyor cezbesiyle çerh-i cihan.


Asumanı dimağa sığdırmış,

Mübhemâtı fünûna kırdırmış.

İlim arttıkça cehli yığdırmış,

Setr ü ifşa bu hikmete hayran.


Sahili yok bu ka’r-ı nâ-büdun,

Bizi örten şu cism-i mahdûdun.

Sen, senin olmadıkça meşhûdun,

Neyi bilsin bu zerre-i izan?


Yaktı, yıktı bu Neyzern’i haşyet,

Beni aczim ve aczimi hayret.

Aşk u hicranla ettim ünsiyet,

Kendini bilmemek imiş irfan.